Çin seddini kim yaptı
Tarih öğretmeni sınıfta Türk-Çin konusunu işler. Dersin sonunda öğrenciye
-‘oğlum söyle Çin Seddini kim yaptı 'diye sorar.
Konuyu dinlememiş olan öğrenci telaşla,
-‘valla ben yapmadım hocam 'der.
Bu cevaba sinirlenen öğretmen doğruca müdür odasına gider ve durumu anlatır.
Müdürün kafası başka konuyla meşgul olduğundan öğretmeni dinleyemez ve o da,
‘bunlar hep böyledir hocam, hem yaparlar hem de yapmadım derlersen aldırma bunlara'
Öğretmen şaşırdı kaldı.
Başhekim görse
Uçak, eski Yeşilköy'den kalkmıştı.
Bakırköy'deki Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken Pilot birden gülmeye başladı.
-Hostes bu gülüşün sebebini sorunca şu cevabı verdi.
-‘Başhekim kaçtığımı öğrenince kim bilir nasıl şaşıracak'
Bağış hangi dille
Cuma namazlarını kaçırmayan bizim Temel cami çıkışında kapıda duran imamın 'camiye yardım 'diye yardım toplaması üzerine merakla yanına yaklaşır ve sorar,
-‘hocam affına sığınarak bir şey sormak istiyorum'
-‘tabi iki evladım sor der imam,
-camiye yardım isterken sözlerin Türkçe,
-‘evet, tabii ki Türkçe söyleyeceğim, ya nece söyleyeceğim'
-‘iyi ama sen hep Arapça okuyor, hep Arapça dua ediyorsun, yardımı da Arapça istesene'
-İmam merakla Temele bakar,
-‘sen manyakmısın oğlum, Arapça yardım istersem kim anlar?'
Temel aslan kafesinde
Temel hayvanat bahçesini gezerken açık gördüğü bir kafesin içine girer.
Görevli panik içinde koşar,
-‘hey ne yapıyorsun hemşerim hemen çık oradan'
-temel kızarak sormuş,
-‘ne olmuş ki niye çıkayım buradan'
-Görevli 'orası aslanın kafesi yahu' diye bağırmış.
-Temel geri dönmüş suratını asarak görevlilere söylenmiş.
-‘ne olmuş yani, ne bağırıyorsun. Sanki aslanınızı yedik'.
Temel'in barutu
Temel denizde yüzen kıza doğru kulaç atınca kız,
-‘bana yaklaşmayın lütfen 'diye bağırır.
-Temel durur kıza merakla bakarak'neden'diye sorar.
Genç kız, ‘ateşle barut bir arada olmaz 'deyince,
Temel, 'sen hiç merak etme kızım, nasıl olsa sudayız ıslak barut patlamaz 'der.
Geçmişi öğrenmek
Önceden siyasetle hiç ilgilenmeyen adam yapılacak seçimde aniden politikaya atılmış.
Tanıdıkları merak etmişler. Her şey aklımıza gelirdi de senin politikaya atılacağını düşünemezdik, ne oldu sana'.
Adam açıklamış 'benim amacım politika yapmak değil ki. Soyum sopum hakkında yeterli bilgiye sahip değilim. Merak ediyorum. Seçimlere kadar nasıl olsa rakiplerim gerekli araştırmayı yaparlar, bende böylece geçmişimi öğrenmiş olurum. Birazda siyasetten nasipleniriz 'dedi.
Geçmiş olsun mesajları
Atatürk döneminde yabancı devlet adamları Atatürk'le görüşmek için sık sık Türkiye'yi ziyaret ederdi.
Yugoslavya kralı Aleksandır Karacorcevic'de bunlardan biriydi.
Kral 1933 yılında eşi Mari ile birlikte İstanbul'a geldi. Dolmabahçe Sarayındaki davette Yugoslav Kralı bir ara Atatürk'e,
-‘ekselans'dedi'ingiltere Başbakanı Sör Llyod George Anadolu'nun işgal edilmesini Yunanistan'dan önce bize teklif etmişti ama ben işgali reddettim'.
Kral Aleksander Atatürk'ten bir takdir bir teşekkür bekliyordu ama Atatürk ona gülümseyerek şöyle dedi.
‘Geçmiş olsun majasteleri, çok büyük tehlike atlatmışsınız'.
Allah'ın işine karışmam
Temel Karadeniz'deki köyünü ziyaret etmiş.
Ona 'bu yıl fitreni kime vereceksiniz 'diye sormuşlar.
Temel gayet sakin bir şekilde,
‘köyün zenginine vereceğim 'demiş.
Köylüler şaşırmış. ‘aman Temelciğim o kadar fakir varken niye zengine vereceksiniz? Diye sormuşlar.
Temel'vallahi'demiş'ben Allah'ın işine karışmam kime veriyorsa bende ona veririm'.
Temelin sigorta sevinci
Temel'in güle güle geldiğini gören arkadaşı Dursun merakla sorar,
-Ula temel bu neyin nesidur
Temel anlatur
-geçenlerde araba sigortası yaptırdım. Çok geçmeden arabam trafik kazasında parça parça oldu.
Dursun şaşırır
-buna sevinilir mi lan salakmısın
Temel devam eder 'öyle deme. Sonra evimi sigorta ettirdim. Ne oldu biliyor musun? Bir süre sonra evimde yandı!'
Dursun daha da şaşırdı.
-peki, bu sevinç neden'
-şimdi bizim hanımı yani Fadime'yi de sigorta ettirdim de sevinmem ondan'
Avcı palavrası
Bir avcı oturmuş eski anılarını anlatıyor.
-geçenlerde yakın köylerden birine gitmiştim. Baktım bir ördek sürüsü uçuyor. Hemen çifteme sarıldım, atıyorum düşüyor, atıyorum düşüyor, atıyorum düşüyor, atıyorum düşü….'
Dinleyenlerden biri sözünü keser.
-'Kardeşim nasıl iş bu hep atıyorsun da, çifteyi hiç doldurmuyor musun?
-Avcı boşta bulunup şöyle cevap verir ‘çifteyi doldurmaya vakit mi var'
