İbrahim Sırmalı


ADALET İLE BAKİ KALIRIZ

Emekli Müftü - muftu.ibrahim@gmail.com



Hamt Al­la­ha ait­tir. Allah kul­la­rı­na adil ol­ma­la­rı­nı em­ret­ti. On­la­ra ada­le­tin ec­ri­nin büyük ol­du­ğu­nu va­det­ti. Yer­yü­zün­de Ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­me­yi kesin güce ve inanç gü­ven­li­ği­ne delil ey­le­di. Dünya sa­ade­ti­ne yol ve kı­ya­met gü­nün­de Allah'ın aza­bın­dan kur­tu­luş ey­le­di. Al­lah­tan başka ilah ol­ma­dı­ğı­na şa­hit­lik ede­rim. O ada­le­ti va­sıf­lan­dır­dı. Ada­le­ti: doğru yolu ve ada­let yo­lu­nu öğ­re­ne­rek ve Allah'ın ka­nu­nu­nu yer­yü­zün­de efen­di etmek için es­ma-i Hüsna'sın­dan bir isim ey­le­di. Mu­ham­me­din ada­le­ti in­san­lar ara­sın­da ikame eden, kendi nef­sin­de ve ih­ti­yaç sa­hip­le­rin­de onu tat­bik eden Allah'ın re­su­lü ol­du­ğu­na şa­hi­dim. O bize ha­yır­lı yol­la­rı gös­ter­di. Ve bizi Allah'ın met­he­dil­miş yo­lu­na yön­len­dir­di. Allah Ona, ehli bey­ti­ne, as­ha­bı­na hi­da­ye­ti ile doğru yolu bu­lan­la­ra ve kı­ya­me­te kadar onun sün­ne­ti­ne tabi olan­la­ra salat ve selam ey­le­sin. Ey Mü­min­ler! İslam'da ada­le­tin me­kâ­nı yük­sek­tir. Men­zi­li eri­şil­mez yük­sek­tir. Ada­let şeref ola­rak ve yük­sek­lik ola­rak ye­ter­li­dir. Çünkü o Allah'ın isim­le­rin­den bir isim­dir. Allah'ın yüce sı­fat­la­rın­dan bir sı­fat­tır. O öyle ten­zih edi­len bir ada­let­tir ki doğ­ru­dan sap­maz, zul­met­mez ve kul­la­rı zülüm yö­nün­den ken­di­sin­den kork­maz. Bu bütün ki­tap­la­rın ve re­sul­le­rin it­ti­fak et­ti­ği hu­sus­tur. O şöyle sağ­lam bir hü­küm­dür. Onun şe­ri­atı hi­la­fı­na şe­ri­at gel­me­si caiz de­ğil­dir. Hiç­bir nebi onun hi­la­fı­na asla haber ver­mez.(1) Allah'ın onun ile haber ver­dik­le­ri doğ­ru­dur. Onun ile hüküm ver­dik­le­ri ada­let­tir. Hiç­bir kimse bunu de­ğiş­tir­me­ye, baş­ka­sı­nı ye­ri­ne ge­tir­me­ye, boz­ma­ya ve dü­zen­le­me­ye gücü yet­mez. Ayet-i Ke­ri­me de Alla hu Teâla şöyle bu­yu­rur:
وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهٖ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
En'am su­re­si 6.115 - Rab­bi­nin ke­li­me­si (Kur'an) doğ­ru­luk ve ada­let ba­kı­mın­dan tam­dır. Onun ke­li­me­le­ri­ni de­ğiş­ti­re­bi­lecek yok­tur. O, hak­kıy­la işi­ten­dir, hak­kıy­la bi­len­dir. Ada­let: şeref ola­rak ve bü­yük­lük ola­rak ye­ter­li­dir. Çünkü o son re­su­lün sı­fat­la­rın­dan bir sı­fat­tır. (Allah ona salat ve selam ey­le­sin.) O (Re­su­lül­lah) in­san­la­rın en ada­let­li ola­nıy­dı. Sün­ne­tin top­lan­tı­la­rın­dan ada­le­te mu­va­fık ol­du­ğu­nu tes­cil eden olay­lar çok­tur. İbn-i İshak'ın Re­su­lül­lah'dan ri­va­yet et­ti­ği bedir günü as­ha­bı­nın saf­la­rı­nı dü­zelt­ti­ği şu olay bun­lar­dan­dır. Re­su­lul­la­hın elin­de top­lu­mu dü­zelt­ti­ği ok vardı. Sevad b. Aziy­ye Beni Ali ibni en-Nec­car dos­tu­na uğ­ra­dı. O ise saf­tan çık­mış­tı. Ok ile kar­nı­nı dürt­tü. Ya Sev­vad düz­gün dur diye bu­yur­du. Sev­vad ''Ya Re­su­lel­lah bana acı ver­din. Allah seni hak üzere ada­let­le gön­der­di. Kısas yap­mam için bana imkan ver.'' dedi. Re­sul­lah kar­nı­nı açtı. Kı­sa­sı­nı yap dedi. Dedi; Ona sa­rıl­dı. Kar­nı­nı öptü. Pey­gam­be­ri­miz ey Sev­vad böyle yap­ma­ya seni ne sevk etti. Sev­vad:''Ey Al­la­hın Re­su­lü. Gör­dü­ğün gibi hazır oldu. Benim sana olan son ahdim, de­ri­mi de­ri­ne temas et­tir­mek­ti. Re­su­lul­lah Ona hayır dua etti. Bunun dı­şın­da onun ada­le­ti­ne uygun dav­ra­nış­la­rı vardı. Ona salat ve selam olsun. Ey Müs­lü­man­lar: Ger­çek­ten ada­let; O Allah'ın re­sul­le­ri­ni onun için gön­der­di­ği ga­ye­dir. Ki­tap­lar in­di­ril­di. Alla hu Teala şöyle bu­yu­rur.
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمٖيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ
Hadid su­re­si 57.25 - Ant olsun, biz el­çi­le­ri­mi­zi açık mu­ci­ze­ler­le gön­der­dik ve be­ra­ber­le­rin­de ki­ta­bı ve mi­za­nı (öl­çü­yü) in­dir­dik ki, in­san­lar ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­sin­ler. İbn-i Kay­yim r.a. derki ''Allah re­sul­le­ri­ni gön­de­rip ki­tap­la­rı­nı in­dir­me­si in­san­lar bun­lar­la ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­me­le­ri için­dir.'' O ada­let­tir ki onun­la yer­ler ve gök­ler ayak­ta durur. Ada­le­tin ala­met­le­ri be­li­rin­ce her­han­gi bir yön­den bun­lar be­li­rin­ce orada Allah şe­ri­atı­nı ve di­ni­ni koyar. Alla hu Teala ada­let yol­la­rı­nı ve ada­le­tin de­lil­le­ri­ni ve ala­met­le­ri­ni bir şeye has­ret­me­di. Di­ğer­le­ri­ni onun gibi olan­la­rı veya ondan daha kuv­vet­li olan­la­rı da or­ta­dan kal­dır­ma­dı. Bi­la­kis çe­şit­li yol­lar­dan şe­ri­atı­nı beyan ey­le­di. Bun­dan da mak­sat ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­mek ve in­san­la­rı ada­let­le ikame et­mek­tir. Allah'ın kul­la­rı! Ada­let: Allah'ın ki­ta­bın­da tev­dit inan­cı­nın den­gi­dir. Bun­dan do­la­yı­dır ki şirk zul­mün en bü­yü­ğü ol­du­ğu gibi tev­hit de ada­le­tin en bü­yü­ğü­dür. Alla hu Teala şöyle bu­yu­rur:
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Al-i İmran su­re­si 3.18 - Allah, me­lek­ler ve ilim sa­hip­le­ri, ondan başka ilâh ol­ma­dı­ğı­na ada­let­le şâ­hit­lik et­ti­ler. O'ndan başka ilâh yok­tur. O, mut­lak güç sa­hi­bi­dir, hüküm ve hik­met sa­hi­bi­dir. Sa­hi­fe 1 Çünkü Ada­le­tin en ada­let­li­si tev­hit ol­du­ğu gibi şir­kin de zul­mün en zalim ola­nı­dır. Ada­let tev­hi­din den­gi­dir. Zulüm şir­kin den­gi­dir. Bun­dan do­la­yı­dır ki Allah iki­si­nin ara­sı­nı bir­leş­ti­ri­yor. Bi­rin­ci bir­leş­tir­me şu ayet­te­dir:
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Al-i İmran su­re­si 3.18 - Allah, me­lek­ler ve ilim sa­hip­le­ri, ondan başka ilâh ol­ma­dı­ğı­na ada­let­le şâ­hit­lik et­ti­ler. O'ndan başka ilâh yok­tur. O, mut­lak güç sa­hi­bi­dir, hüküm ve hik­met sa­hi­bi­dir. Tev­hit ile zulmü bir­leş­ti­ren ikin­ci bir­leş­tir­me şu ayet­te­dir:
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَیَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Lok­man su­re­si 31.13 - Hani Lok­man, oğ­lu­na öğüt ve­re­rek şöyle de­miş­ti: "Yav­rum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koş­mak el­bet­te büyük bir zu­lüm­dür." Ey in­san­lar: Ada­le­ti ta­hak­kuk et­tir­mek ilahi ta­lep­tir. Rab­ba­ni bir emir­dir. Ada­le­ti ta­hak­kuk et­tir­mek bize va­cip­tir. Ada­le­ti ha­fi­fe al­mak­tan ka­çın­mak­ta bize va­cip­tir. Alla hu Teala şöyle bu­yu­ru­yor:
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَاٸِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Nahil su­re­si 16.90 - Şüp­he­siz Allah, ada­le­ti, iyi­lik yap­ma­yı, ya­kın­la­ra yar­dım et­me­yi em­re­der; ha­ya­sız­lı­ğı, fe­na­lık ve az­gın­lı­ğı da ya­sak­lar. O, dü­şü­nüp tu­ta­sı­nız diye size öğüt ve­ri­yor. Alla hu Teala Re­su­lü­ne (Ona salat ve selam olsun) in­san­lar ara­sın da aki­de­le­ri, renk­le­ri ve ta­bi­iyet­le­ri de­ği­şik ol­ma­sı­na rağ­men, ada­let­le em­ret­ti­ği gibi. Ona ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­me­si­ni bu­ra­da ihmal et­me­me­si­ni em­ret­ti. Bunu açık­la­dı. Ay­rı­ca bunu giz­le­me­di. Ona müş­rik­le­re şunu de­me­si­ni em­ret­ti:
فَلِذٰلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَاءَهُمْ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُ
Şura su­re­si 42.15 - (Ey Mu­ham­med!) Bun­dan do­la­yı sen çağ­rı­ya devam et ve em­ro­lun­du­ğun gibi dos­doğ­ru ol. On­la­rın hevâ ve he­ves­le­ri­ne uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın in­dir­di­ği her ki­ta­ba inan­dım ve ara­nız­da ada­le­ti ger­çek­leş­tir­mek­le em­ro­lun­dum. Allah bizim de Rab­bi­miz, sizin de Rab­bi­niz­dir. Bizim iş­le­dik­le­ri­miz bize, sizin iş­le­dik­le­ri­niz si­ze­dir. Bi­zim­le sizin ara­nız­da tar­tı­şı­la­cak bir şey yok­tur. Allah, he­pi­mi­zi bir araya top­la­ya­cak­tır. Dönüş de ancak O'nadır." Ey Allah'ın tek ol­du­ğu­na ina­nan­lar: İslam'da ada­let geniş yer kap­la­yan ağaç gi­bi­dir. Mey­ve­le­ri top­la­nır. Göl­ge­si ya­kı­na da uzağa da zen­gi­ne de fa­ki­re de reise de reise bağlı olana da kü­çü­ğe de bü­yü­ğe de er­ke­ğe de ka­dı­na da düş­ma­na da dosta da takva olana da gü­nah­ka­ra da mümin olana da kafir olana da ye­ter­li­dir. Alla hu Teala şöyle bu­yu­ru­yor:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Maide su­re­si 5.8 - Ey iman eden­ler! Allah için hakkı ti­tiz­lik­le ayak­ta tutan, ada­let ile şa­hit­lik eden kim­se­ler olun. Bir top­lu­ma olan ki­ni­niz, sakın ha sizi ada­let­siz­li­ğe it­me­sin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gel­mek­ten sa­kın­ma­ya daha ya­kın­dır. Allah'a karşı gel­mek­ten sa­kı­nın. Şüp­he­siz Allah, yap­tık­la­rı­nız­dan hak­kıy­la ha­ber­dar­dır. İslam da ada­let sağ­lam, engel olan, kal­kan olan ve ko­ru­yan­dır. Ne­za­ket­siz­dir. Güzel söz­ler­le kan­dır­maz. Ri­ya­sız­dır. Baş­ka­sı­na so­rum­lu­luk yük­le­mez. İslam'da sev­dik­le­ri­ne veya ya­kın­la­rı­na ne­za­ket yok­tur. İslam'da dost­la­ra ve sa­mi­mi olan kim­se­le­re güzel söz­ler­le kan­dır­mak yok­tur. İslam'da düş­ma­na ve ga­ri­be so­rum­lu­luk yük­len­mez. Alla hu Teala şöyle bu­yu­rur:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقٖيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Nisa su­re­si 4.135 - Ey iman eden­ler! Ken­di­niz, ana ba­ba­nız ve en ya­kın­la­rı­nı­zın aley­hi­ne de olsa, Allah için şa­hit­lik ya­pa­rak ada­le­ti ti­tiz­lik­le ayak­ta tutan kim­se­ler olun. (Şa­hit­lik et­tik­le­ri­niz) zen­gin veya fakir de ol­sa­lar (ada­let­ten ay­rıl­ma­yın). Çünkü Allah iki­si­ne de daha ya­kın­dır. (On­la­rı siz­den çok ka­yı­rır.) Öyle ise ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­me­de nef­si­ni­ze uy­ma­yın. Eğer (şa­hit­lik eder­ken ger­çe­ği) çar­pı­tır­sa­nız veya (şa­hit­lik­ten) çe­ki­nir­se­niz (bilin ki) şüp­he­siz Allah, yap­tık­la­rı­nız­dan hak­kıy­la ha­ber­dar­dır. Re­su­lul­la­hın sün­ne­tin­de buna işa­ret eden olay var­dır. Hz. Aişe­den r.a. ri­va­yet edil­di. ''Ku­reyş ka­bi­le­si ha­nım­la­ra ehem­mi­yet ve­ri­yor­du. Bu ka­bi­le­de bir hanım hır­sız­lık yaptı. Hır­sı­zın affı ko­nu­sun­da Re­su­lul­lah ile kim ko­nu­şur diye sor­du­lar. Ve de­di­ler ki bu ko­nu­yu ancak Usame b. Zeyit Re­su­lul­la­hın s.a.s. sev­di­ği ce­sa­ret ede­rek yapar. Hır­sız ha­nı­mın affı ko­nu­su­nu Usame ko­nuş­tu. Re­su­lül­lah şöyle bu­yur­du:
أتشفع فى حد من حدود الله
Allah'ın şeri ceza koy­du­ğu bir ko­nu­da af edil­me­si için şe­fa­at mi yap­mak is­ti­yor­sun. Sonra kalk­tı. Şöyle ko­nuş­tu.
(انما اهلك الذين قبلكم أنهم كانوا اذا سرق فيهم الشريف تركوه، واذا سرق فيهم الضعيف اقاموا عليه الحد وايم الله لو ان فاطمة بنت محمد سرقت لقطعت يدها
Siz­sen ön­ce­ki­ler ancak ara­la­rın­da soylu biri hır­sız­lık et­ti­ğin­de onu bı­ra­kı­ver­me­le­ri; zayıf biri hır­sız­lık et­ti­ğin­de ise ona had ce­za­sı uy­gu­la­ma­la­rı se­be­biy­le helak ol­muş­tur. Allah'a yemin olsun ki, Mu­ham­met'in kızı Fa­tı­ma hır­sız­lık etse mu­hak­kak onun da elini ke­ser­dim. Ömer b. Hat­tab r.a. za­ma­nın­da Arap­la­rın ileri ge­len­le­rin­den biri Müs­lü­man oldu. Hacca gitti. Kâbe'nin et­ra­fın­da tavaf eder­ken ada­mın biri el­bi­se­si­nin üze­ri­ne bastı. Bunun üze­ri­ne ada­mın yü­zü­ne şid­det­li bir tokat vurur. O adam Ömer b. Hat taba gider. Onu şi­ka­yet eder. Ömer vu­ra­nın hu­zu­ra ge­ti­ril­me­si­ni ister. Adam hu­zu­ra ge­ti­ri­lin­ce Ömer ada­mın yü­zü­ne vur­du­ğu gibi ada­mın yü­zü­ne vu­ru­lup kısas uy­gu­lan­ma­sın em­re­der. Arap şaş­kın­lık­la bu adam­la ben kısas ko­nu­sun­da denk mi ola­ca­ğız? Ömer: Evet. İslam iki­ni­zin ara­sı­nı eşit hale ge­tir­di. Bir gün Ali b. Ebi Talip ile bir Ya­hu­di harp­ler­de gö­ğüs­te el­bi­se gibi gi­yi­len zırh hu­su­sun­da ih­ti­laf et­ti­ler. Hâ­ki­me git­ti­ler. Ali hâ­ki­me bu Ya­hu­di benim zır­hı­mı aldı. Dedi. Ya­hu­di bunu inkâr etti. Hâkim Aliye dedi ki bu ko­nu­da senin şa­hi­din var mı? Ali oğlu Hü­se­yin'i şahit ola­rak ge­tir­di. Hü­se­yin bu zır­hın ba­ba­sı­na ait ol­du­ğu­na şa­hit­lik etti. Ancak hâkim Aliye başka şa­hi­din var mı? Diye sordu. Ali yok­tur de­yin­ce hakim zır­hın Ya­hu­di'ye ait ol­du­ğu­na hük­met­ti. Çünkü Ali­nin ya­nın­da oğ­lun­dan başka şa­hi­di yoktu. Ya­hu­di dedi ki ''Emir el-Mü­mi­nin benim ile Müs­lü­man­la­rın ka­dı­sı­na geldi. Müs­lü­man­la­rın ka­dı­sı emir el-mü 'minin aley­hi­ne benim le­hi­me karar verdi. Oda buna razı oldu. sa­hi­fe 2 Sen doğru söy­lü­yor­sun. Alla ha yemin olsun ey Emir el-Mü 'minin. Al­la­ha yemin olsun o kal­kan se­nin­dir. Sana ait olan de­ve­den düştü. Onu yer­den aldım. Al­lah­tan başka ilah ol­ma­dı­ğı­na şa­hit­lik ede­rim. Mu­ham­me­din Allah'ın Re­su­lü ol­du­ğu­na şa­hit­lik ede­rim. Hz. Ali ke­li­me-i şa­ha­det ge­tir­di­ği­ne se­vin­di­ğin­den kal­ka­nı Ya­hu­di'ye verdi. '' Müs­lü­man­la­rın top­lu­lu­ğu: Ada­le­tin so­nu­cu de­ğer­li­dir. Zul­mün so­nu­cu ise kö­tü­dür. Ada­let ile dev­let­ler ayak­ta durur ve bakı kalır. Zülüm ile ise dev­let­ler batar ve yok olur. Şeyhu'l-İslam İbn-i Tey­mi­ye –Allah ona rah­met ey­le­sin-Ta­ri­hin yaz­dı­ğı ke­li­me­yi sa­tır­la­ra dö­kü­yor. Ne­sil­ler ona ula­şı­yor. Şöyle diyor: ''Zul­mün sonu kö­tü­dür. Ada­le­tin sonu de­ğer­li­dir.'' Bun­dan do­la­yı şöyle ri­va­yet edi­li­yor. ''Ger­çek­ten Allah adil dev­le­te kâfir olsa da yâr­dim edi­yor. Allah zalim dev­le­te mümin de olsa yâr­dim et­mi­yor.'' Başka bir ha­dis­te aynı şe­kil­de şöyle bu­yu­ru­lur. İnsan­la­rın dün­ya­da ki iş­le­ri ada­let ile düz­gün olur. Ki dün­ya­da­ki ada­let­te çe­şit­li suç­lar müş­te­rek ol­ma­sı ile ço­ğun­luk­la suç­lar­da iş­ti­rak ol­ma­sa da hu­kuk­ta­ki zu­lüm­le düz­gün­lük ola­maz. Şöyle de­ni­lir: Dünya; ada­let ve küfür ile devam eder, dünya; zulüm ve İslam ile devam etmez.7 Va­li­ler­den bir ta­ne­si Ömer b. Abdu el-azi­ze r.a. yazı ya­za­rak vi­la­ye­tin baş­ken­ti et­ra­fı­na sur yap­mak için çok mal is­te­di. Ömer ona şöyle dedi: ''Sur­la­rın ne fay­da­sı var? O sur­la­rı ada­let ile ko­ru­ma al­tı­na al. Yol­la­rı­nı zu­lüm­den koru.'' 8 Bu –yemin olsun ki- bugün gö­rül­mek­ten­dir. Nice şe­hir­le­rin et­ra­fın­da sur­lar var. Üzer­le­ri­ne bek­çi­ler sık­lık­la ko­nul­muş­tur. Ancak zulüm, hak­sız­lık ve ada­let­siz­lik on­la­rı için­den ye­mek­te­dir. Bu sur­lar ve bek­çi­ler bir şey elde et­me­di. Çünkü ada­let ve eşit dav­ran­mak kay­bol­muş­tur. Allah'ın kul­la­rı! Ada­let ile ka­bi­le­ler, aşi­ret­ler, fert­ler ve top­lum­lar var­lık­la­rı­nı devam et­ti­rir. Zulüm ile her şey yok olur gider. Şöyle de denir. Ada­let devam eder­se ömür­ler devam eder. Zulüm devam eder­se ömür­ler yok olur. Belki ada­let ile gök­ler ve yer ayağa kalk­tı. Dünya ve ahi­ret iş­le­ri dü­zen­len­di. Eşi ol­ma­yan tek olan Al­la­ha iba­det edil­di. Al­la­ha ası olun­ma­dı. Baş­ka­sı­na iba­det olun­ma­dı. Bun­lar ancak zulüm ve hak­sız­lık ile olur. İzzet ve Celal olan Rabb. Şöyle bu­yu­rur:
اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Lok­man Su­re­si 31.13 Çünkü ortak koş­mak el­bet­te büyük bir zu­lüm­dür." İşit­tik­le­ri­ni­zi söy­lü­yo­rum. Al­lah­tan beni, siz­le­ri ve diğer Müs­lü­man­la­rın bütün gü­nah­lar­dan ba­ğış­la­ma­sı­nı is­ti­yo­rum. Ondan af di­li­yo­rum. O çok af eden ve çok ba­ğış­la­yan­dır. İkinci Hutbe Hamt; Ku­sur­suz ya­ra­tan Al­la­ha ait­tir. Ve tak­dir eden ve yol gös­te­ren Al­la­ha ait­tir. Ona hamt edi­yo­rum. Onu sa­yı­sız ni­met­le­ri üze­ri­ne ten­zih edi­yo­rum. Al­lah­tan başka ilah ol­ma­dı­ğı­na şa­hit­lik ede­rim. Tek­tir. Şe­ri­ki yok­tur. Dünya da ve ahi­ret­te hamt ona ait­tir. Ve Ne­bi­mi­zin, ve Sey­yi­di­miz Mu­ham­me­din Allah'ın kulu ve razı ol­du­ğu re­su­lü ol­du­ğu­na şa­hi­diz. Allah'ım ku­lu­na, ve re­su­lün Mu­ham­met Mus­ta­fa'ya aline, ar­ka­daş­la­rı­na on­la­ra tabi olan­la­ra ve iz­le­ri­ni sü­ren­le­re salat, selam ve mü­ba­rek eyle. Bun­dan sonra. Ey in­san­lar: Ada­le­tin ala­met­le­ri ve ni­şan­la­rı var­dır. Ömer b. El-Hat­tab r.a. bazı ko­nuş­ma­la­rı­na dedi: ''Ada­le­tin ni­şa­ne­le­ri ve müj­de­ci­le­ri var­dır. Ni­şa­ne­le­ri ise: Ha­yâ­dır. (utan­ma­dır.) Cö­mert­lik­tir. Ko­lay­lık­tır. Yu­mu­şak­lık­tır. Müj­de­ler ise: Rah­met­tir. Allah her işe bir kapı ya­rat­tı. Her ka­pı­yı anah­tar ile kul­la­nıl­ma­sı­nı ko­lay­laş­tır­dı. Ada­le­tin ka­pı­sı iti­bar­dır. Ada­le­tin anah­ta­rı züht­tür. (Dün­ye­vi zevk­ler­den geri dur­mak­tır.) İtibar, ölümü ha­tır­la­mak, mal su­na­rak ha­zır­lan­mak ve her­kes­ten zahit ol­mak­la hak ada­let ye­ri­ne gelir. Ada­le­tin gö­rü­nüş­le­ri ve kap­sam­la­rı var­dır. Dev­let Baş­ka­nı­nın idare et­ti­ği ki­şi­ler ara­sın­da adil ol­ma­sı ve ara­la­rın­da Allah'ın şe­ri­atı ile hük­met­me­si ada­le­tin önem­li kap­sam­la­rın­dan­dır. Bun­lar itaat etmek için­dir. Al­la­ha yak­laş­ma­nın en fa­zi­let­li­le­rin­den­dir. Ha­di­si şe­rif­te ri­va­yet edil­miş­tir. ''Yedi sınıf insan var­dır. Allah on­la­rı kendi göl­ge­si­nin dı­şın­da gölge ol­ma­dı­ğı o günde kendi göl­ge­sin­de on­la­rı göl­ge­len­di­rir. Bi­rin­ci­si ada­let­li olan imam­dır.. (yö­ne­ti­ci­dir.) Bunun en iyi tef­si­ri ise ada­let: Allah'ın em­ri­ne tabi ola­rak ifrat ve tef­ri­te kaç­ma­dan her şeyi yerli ye­ri­ne koy­mak­tır. Ebu Hü­rey­re r.a. bu­yu­ru­yor: Adil ima­mın (yö­ne­ti­ci­nin) yö­net­ti­ği ki­şi­le­re bir gün ada­let ile amel et­me­si iba­det eden kulun aile­si­ne yüz sene amel et­me­sin­den daha fa­zi­let­li­dir. Sa­hi­fe 3 Adil yö­ne­ti­ci -ey Allah'ın kul­la­rı- O ancak doğru ile hüküm ve­ren­dir. Bu hal­kın ken­di­si için en aziz olanı olsa da ve en sev­di­ği olsa da biri için başka bi­ri­ne zarar ver­mez. Adil yö­ne­ti­ci güçlü olanı baş­ka­sı­nın hak­kı­nı güç­lü­den alıp sa­hi­bi­ne ve­rin­ce­ye kadar zayıf görür. Zayıf olanı da güçlü görür. Ta ki za­li­min­de hak­kı­nı alıp ne olur­sa olsun za­yı­fa tes­lim eder. Yakın ile uza­ğın efen­di ile kö­le­nin ara­sı­nı ayır­maz. Mu­ame­le­le­ri gü­zel­lik­le olur. On­la­ra yu­mu­şak­lık­la olur. Ken­di­le­ri­ne iyi­lik­le olur. Hz.​Ebu Bekir hut­be­le­rin­den bi­rin­de şöyle dedi: ''Ey in­san­lar! Ben ba­şı­nı­za ida­re­ci se­çil­dim. Ben sizin en ha­yır­lı­nız de­ği­lim. Ben iyi­lik ya­par­sam bana yar­dım edi­niz. Eğer kö­tü­lük ya­par­sam bana mani olun. Doğru söz gü­ve­nir­lik­tir. Yalan söy­le­mek ha­in­lik­tir. Ara­nız­da zayıf olan benim na­za­rım­da güç­lü­dür. Zayıf ola­nın hak­kı­nı zayıf olana tes­lim ede­rim. Güçlü olan benim na­za­rım­da za­yıf­tır. İnşa Allah Teala hakkı ondan alır sa­hi­bi­ne tes­lim ede­rim. Ci­ha­dı siz­den terk etmem. Cihat terk edil­mez. Hangi top­lum ci­ha­dı terk eder­se Allah c.c on­la­ra zil­let verir. (Baş­ka­la­rı­na boyun eğmek). Ben Al­la­ha ve Re­su­lü­ne itaat et­ti­ğim sü­re­ce bana itaat edin. Al­la­ha ve Re­su­lü­ne ası olur­sam bana itaat et­me­yin. Hz. Ali r.a. dedi: ''Dev­let baş­ka­nı­na Allah'ın in­dir­di­ği ile hüküm ver­me­si ve ema­ne­ti ye­ri­ne ge­tir­me­si zo­run­lu­dur. Dev­let baş­ka­nı bu gö­rev­le­ri ye­ri­ne ge­tir­di­ğin­de in­san­lar dev­let baş­ka­nı­nı din­le­mek ve ona itaat etmek ve ça­ğır­dı­ğı zaman da­ve­ti­ne ica­bet etmek zo­run­da­dır­lar. Kim on ki­şi­nin işi­nin veya daha faz­la­nın ba­şı­na gö­rev­len­di­ri­lir­se bu kı­ya­met gü­nün­de el­le­ri boy­nu­na bağ­lan­mış va­zi­yet­te ge­ti­ri­lir. Dün­ya­da­ki ada­let­li dav­ra­nı­şı onu kur­ta­rır. Veya ada­let­siz­li­ği onu ce­za­lan­dı­rır.'' Re­su­lül­lah şöyle bu­yur­du:
خيار أئمتكم الذين تحبونهم ويحبنكم وتصلون عليهم ويصلون عليكم وشرار أئمتكم الذين تبغضونهم ويبغضونكم وتلعنوهم ويلعنونكم قالوا يا رسول الله افلا ننباذهم قال لا ما اقاموا فيكم الصلاة
Dev­let baş­kan­la­rı­nı­zın en ha­yır­lı­sı, sizi seven ve sizin ta­ra­fı­nız­dan, size dua eden ve sizin du­anı­zı alan kim­se­ler­dir. Dev­let baş­kan­la­rı­nı­zın en kö­tü­sü de, size buğz eden ve sizin buğ­zu­nu­za hedef olan, size lanet eden ve la­net­le­ri­ni­zi alan kim­se­ler­dir. Bunun üze­ri­ne: ''Ey Allah'ın Re­su­lu! On­la­ra karşı sa­vaş­ma­ya­lım mı?'' Bu­yur­du ki ''Ara­nız­da namaz kıl­dık­la­rı sü­re­ce, hayır! Karşı çık­ma­yın. Ey in­san­lar! Ada­le­tin kap­sa­mın­dan­dır: Ada­let İki hasım ara­sı­na ada­le­ti ye­ri­ne ge­tir­mek­tir.
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهٖ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَمٖيعًا بَصٖيرًا
Nisa su­re­si 4.58 - Allah, size, ema­net­le­ri mut­la­ka eh­li­ne ver­me­ni­zi ve in­san­lar ara­sın­da hük­met­ti­ği­niz zaman ada­let­le hük­met­me­ni­zi em­re­di­yor. Doğ­ru­su Allah, bu­nun­la size ne güzel öğüt ve­ri­yor! Şüp­he­siz ki Allah, hak­kıy­la işi­ten­dir, hak­kıy­la gö­ren­dir. Nebi s.a.s. in­san­la­rın en ada­let­li ola­nıy­dı. Um mü Se­le­me' den ri­va­yet edil­di. Dedi: ''Eş­ya­la­rın mi­ra­sı hak­kın­da an­la­şa­ma­yan iki hasım ken­di­si­ne gel­di­ğin­de ben Nebi s.a.s. in ya­nın­da otu­ru­yor­dum. Bu olay­dan ders aldım. Re­su­lul­lah s.a.s. şöyle bu­yur­du.'' ''Ben ancak bana ayet nazil ol­ma­dı­ğı zaman kendi gö­rü­şü­me göre hüküm ve­ri­rim. Kendi gö­rü­şü­me göre kimin le­hi­ne karar ve­rir­sem bu zulüm par­ça­sı­dır. Al­dı­ğı hak­sız parça ile ce­hen­nem par­ça­sı­dır. Al­dı­ğı hak­sız parça ile kı­ya­met günü gelir. Bu­yur­du: Bu iki kişi ağ­la­dı­lar. On­lar­dan her biri ar­ka­da­şım­dan is­te­di­ğim bu benim hak­kım­dır de­di­ler. Re­su­lul­lah hayır dedi. Gidin. Bir yol iz­le­yin. Sonra o eş­ya­yı pay edin. Sonra bir­bi­ri­niz­le he­lal­le­şin. Ha­nım­lar ara­sın­da ada­let­li olmak ada­le­tin kap­sa­mın­dan­dır. Kim bir­den fazla hanım ile ev­le­nir­se iki­si­nin veya ev­len­di­ği ha­nım­lar ara­sın­da adil ol­ma­sı ge­re­kir. Va­cip­tir. Re­su­lul­lah s.a.s. bu­yur­du: ''Kimin iki ha­nı­mı olur bi­ri­ne fazla mey­le­der­se kı­ya­met günü bir ta­ra­fı eğik ola­rak gelir. Bu­ra­da bu ha­dis­te sa­kı­nıl­ma­sı ge­re­ken mey­let­mek, hak­la­rı­na ada­let­siz dav­ran­mak­tır. Bun­dan do­la­yı Re­su­lul­lah­tan ri­va­yet edil­di­ği­ne göre Re­su­lul­lah ha­nım­la­rı (Allah hep­sin­den razı olsun) ara­sın­da ada­let­le tak­si­mat ya­par­dı. Ve şöyle bu­yur­du:
(أللهم هذا قسمى فيما املك فلا تؤاخذنى فيما تملك ولااملك)
''Ey Allah'ım. İmkan­la­rım nis­pe­tin­de bu benim tak­si­ma­tı­dır. Senin malik olup benim malik ola­ma­dı­ğım hu­sus­lar­da beni so­rum­lu tutma.'' Allah'ın kul­la­rı ev­lat­lar ara­sın­da ada­let­li olmak ada­le­tin kap­sa­mın­dan­dır. Numan b. Be­şir­den ri­va­yet edil­di. Bu­yur­du: Babam beni ta­şı­ya­rak Re­su­lul­lah s.a.s gö­tür­dü. Dedi ki ''Ya Re­su­lal­lah. Şahit ol ki ma­lım­dan şun­la­rı Numan'a hibe ettim.'' Re­su­lul­lah bu­yur­du: Numan'a hibe et­tik­le­ri­ni diğer ço­cuk­la­rı­na da hibe ettin mi?'' Numan hayır de­ğin­ce, Re­su­lul­lah bu­yur­du: Bunu di­ğer­le­ri­ne de şahit tut. Sonra devam ede­rek bu­yur­du ''ço­cuk­la­rı­nın ta­ma­mı sana takva ol­ma­da eşit ol­ma­la­rı seni se­vin­di­rir mi? Numan evet de­ğin­ce, Re­su­lul­lah öyle ise bi­ri­ne diğer kar­deş­ler­den fazla bir şey verme. Bu­ra­da is­te­nen ada­let iş­le­ri­mi­zin her bi­rin­de is­ten­mek­te­dir. Ver­di­ği­miz emir­le­rin her bi­rin­de dini olsun dün­ye­vi olsun adil ol­ma­lı. Ada­let söz­ler­de ol­ma­lı­dır.
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتٖيمِ اِلَّا بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ بِالْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰى وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُوا ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Enam su­re­si 6.152 - Rüş­dü­ne eri­şin­ce­ye kadar ye­ti­min ma­lı­na ancak en güzel şe­kil­de yak­la­şın. Öl­çü­yü ve tar­tı­yı ada­let­le tam yapın. Biz her­ke­si ancak gü­cü­nün yet­ti­ği ka­da­rıy­la so­rum­lu tu­ta­rız. (Bi­ri­si hak­kın­da) ko­nuş­tu­ğu­nuz zaman ya­kı­nı­nız bile olsa âdil olun. Allah'a ver­di­ği­niz sözü tutun. İşte bun­la­rı Allah size öğüt ala­sı­nız diye em­ret­ti. Ada­let ey­lem­de ol­ma­lı­dır.
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Maide su­re­si 5.8 - Ey iman eden­ler! Allah için hakkı ti­tiz­lik­le ayak­ta tutan, ada­let ile şa­hit­lik eden kim­se­ler olun. Bir top­lu­ma olan ki­ni­niz, sakın ha sizi ada­let­siz­li­ğe it­me­sin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gel­mek­ten sa­kın­ma­ya daha ya­kın­dır. Allah'a karşı gel­mek­ten sa­kı­nın. Şüp­he­siz Allah, yap­tık­la­rı­nız­dan hak­kıy­la ha­ber­dar­dır. Bu. Size üze­ri­ne salat ve se­la­mı em­re­de­ne salat ge­ti­rin. Bu ko­nu­da Allah azze şöyle bu­yur­du:
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا
Ahzap su­re­si 33.56 - Şüp­he­siz Allah ve me­lek­le­ri Pey­gam­ber'e salât edi­yor­lar. Ey iman eden­ler! Siz de ona salât edin, selâm edin. Allah'ım! İbra­him'e ve aile­si­ne rah­met et­ti­ğin gibi Mu­ham­med –sal­lal­la­hu aley­hi ve sel­lem'e- ve aile­si­ne de rah­met et. Şüp­he­siz sen övül­me­ye layık olan ve yüce olan­sın. Allah'ım!İbra­him'e ve aile­si­ne hayır ve be­re­ket lüt­fet­ti­ğin gibi Mu­ham­met sal­lal­la­hu aley­hi ve sel­lem'e ve aile­si­ne de alem­ler­de hayır ve be­re­ket ihsan et. Şüp­he­siz sen övül­me­ye layık olan ve yüce olan­sın.
Ter­cü­me Eden: İbra­him SIR­MA­LI
               Emek­li Müftü