Hamt Allaha aittir. Allah kullarına adil olmalarını emretti. Onlara adaletin ecrinin büyük olduğunu vadetti. Yeryüzünde Adaleti yerine getirmeyi kesin güce ve inanç güvenliğine delil eyledi. Dünya saadetine yol ve kıyamet gününde Allah'ın azabından kurtuluş eyledi. Allahtan başka ilah olmadığına şahitlik ederim. O adaleti vasıflandırdı. Adaleti: doğru yolu ve adalet yolunu öğrenerek ve Allah'ın kanununu yeryüzünde efendi etmek için esma-i Hüsna'sından bir isim eyledi. Muhammedin adaleti insanlar arasında ikame eden, kendi nefsinde ve ihtiyaç sahiplerinde onu tatbik eden Allah'ın resulü olduğuna şahidim. O bize hayırlı yolları gösterdi. Ve bizi Allah'ın methedilmiş yoluna yönlendirdi. Allah Ona, ehli beytine, ashabına hidayeti ile doğru yolu bulanlara ve kıyamete kadar onun sünnetine tabi olanlara salat ve selam eylesin. Ey Müminler! İslam'da adaletin mekânı yüksektir. Menzili erişilmez yüksektir. Adalet şeref olarak ve yükseklik olarak yeterlidir. Çünkü o Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Allah'ın yüce sıfatlarından bir sıfattır. O öyle tenzih edilen bir adalettir ki doğrudan sapmaz, zulmetmez ve kulları zülüm yönünden kendisinden korkmaz. Bu bütün kitapların ve resullerin ittifak ettiği husustur. O şöyle sağlam bir hükümdür. Onun şeriatı hilafına şeriat gelmesi caiz değildir. Hiçbir nebi onun hilafına asla haber vermez.(1) Allah'ın onun ile haber verdikleri doğrudur. Onun ile hüküm verdikleri adalettir. Hiçbir kimse bunu değiştirmeye, başkasını yerine getirmeye, bozmaya ve düzenlemeye gücü yetmez. Ayet-i Kerime de Alla hu Teâla şöyle buyurur:
وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهٖ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
En'am suresi 6.115 - Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Adalet: şeref olarak ve büyüklük olarak yeterlidir. Çünkü o son resulün sıfatlarından bir sıfattır. (Allah ona salat ve selam eylesin.) O (Resulüllah) insanların en adaletli olanıydı. Sünnetin toplantılarından adalete muvafık olduğunu tescil eden olaylar çoktur. İbn-i İshak'ın Resulüllah'dan rivayet ettiği bedir günü ashabının saflarını düzelttiği şu olay bunlardandır. Resulullahın elinde toplumu düzelttiği ok vardı. Sevad b. Aziyye Beni Ali ibni en-Neccar dostuna uğradı. O ise saftan çıkmıştı. Ok ile karnını dürttü. Ya Sevvad düzgün dur diye buyurdu. Sevvad ''Ya Resulellah bana acı verdin. Allah seni hak üzere adaletle gönderdi. Kısas yapmam için bana imkan ver.'' dedi. Resullah karnını açtı. Kısasını yap dedi. Dedi; Ona sarıldı. Karnını öptü. Peygamberimiz ey Sevvad böyle yapmaya seni ne sevk etti. Sevvad:''Ey Allahın Resulü. Gördüğün gibi hazır oldu. Benim sana olan son ahdim, derimi derine temas ettirmekti. Resulullah Ona hayır dua etti. Bunun dışında onun adaletine uygun davranışları vardı. Ona salat ve selam olsun. Ey Müslümanlar: Gerçekten adalet; O Allah'ın resullerini onun için gönderdiği gayedir. Kitaplar indirildi. Alla hu Teala şöyle buyurur.
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمٖيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ
Hadid suresi 57.25 - Ant olsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. İbn-i Kayyim r.a. derki ''Allah resullerini gönderip kitaplarını indirmesi insanlar bunlarla adaleti yerine getirmeleri içindir.'' O adalettir ki onunla yerler ve gökler ayakta durur. Adaletin alametleri belirince herhangi bir yönden bunlar belirince orada Allah şeriatını ve dinini koyar. Alla hu Teala adalet yollarını ve adaletin delillerini ve alametlerini bir şeye hasretmedi. Diğerlerini onun gibi olanları veya ondan daha kuvvetli olanları da ortadan kaldırmadı. Bilakis çeşitli yollardan şeriatını beyan eyledi. Bundan da maksat adaleti yerine getirmek ve insanları adaletle ikame etmektir. Allah'ın kulları! Adalet: Allah'ın kitabında tevdit inancının dengidir. Bundan dolayıdır ki şirk zulmün en büyüğü olduğu gibi tevhit de adaletin en büyüğüdür. Alla hu Teala şöyle buyurur:
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Al-i İmran suresi 3.18 - Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O'ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Sahife 1 Çünkü Adaletin en adaletlisi tevhit olduğu gibi şirkin de zulmün en zalim olanıdır. Adalet tevhidin dengidir. Zulüm şirkin dengidir. Bundan dolayıdır ki Allah ikisinin arasını birleştiriyor. Birinci birleştirme şu ayettedir:
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Al-i İmran suresi 3.18 - Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O'ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Tevhit ile zulmü birleştiren ikinci birleştirme şu ayettedir:
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَیَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Lokman suresi 31.13 - Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." Ey insanlar: Adaleti tahakkuk ettirmek ilahi taleptir. Rabbani bir emirdir. Adaleti tahakkuk ettirmek bize vaciptir. Adaleti hafife almaktan kaçınmakta bize vaciptir. Alla hu Teala şöyle buyuruyor:
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَاٸِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Nahil suresi 16.90 - Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Alla hu Teala Resulüne (Ona salat ve selam olsun) insanlar arasın da akideleri, renkleri ve tabiiyetleri değişik olmasına rağmen, adaletle emrettiği gibi. Ona adaleti yerine getirmesini burada ihmal etmemesini emretti. Bunu açıkladı. Ayrıca bunu gizlemedi. Ona müşriklere şunu demesini emretti:
فَلِذٰلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَاءَهُمْ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُ
Şura suresi 42.15 - (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır." Ey Allah'ın tek olduğuna inananlar: İslam'da adalet geniş yer kaplayan ağaç gibidir. Meyveleri toplanır. Gölgesi yakına da uzağa da zengine de fakire de reise de reise bağlı olana da küçüğe de büyüğe de erkeğe de kadına da düşmana da dosta da takva olana da günahkara da mümin olana da kafir olana da yeterlidir. Alla hu Teala şöyle buyuruyor:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Maide suresi 5.8 - Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. İslam da adalet sağlam, engel olan, kalkan olan ve koruyandır. Nezaketsizdir. Güzel sözlerle kandırmaz. Riyasızdır. Başkasına sorumluluk yüklemez. İslam'da sevdiklerine veya yakınlarına nezaket yoktur. İslam'da dostlara ve samimi olan kimselere güzel sözlerle kandırmak yoktur. İslam'da düşmana ve garibe sorumluluk yüklenmez. Alla hu Teala şöyle buyurur:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقٖيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Nisa suresi 4.135 - Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Resulullahın sünnetinde buna işaret eden olay vardır. Hz. Aişeden r.a. rivayet edildi. ''Kureyş kabilesi hanımlara ehemmiyet veriyordu. Bu kabilede bir hanım hırsızlık yaptı. Hırsızın affı konusunda Resulullah ile kim konuşur diye sordular. Ve dediler ki bu konuyu ancak Usame b. Zeyit Resulullahın s.a.s. sevdiği cesaret ederek yapar. Hırsız hanımın affı konusunu Usame konuştu. Resulüllah şöyle buyurdu:
أتشفع فى حد من حدود الله
Allah'ın şeri ceza koyduğu bir konuda af edilmesi için şefaat mi yapmak istiyorsun. Sonra kalktı. Şöyle konuştu.
(انما اهلك الذين قبلكم أنهم كانوا اذا سرق فيهم الشريف تركوه، واذا سرق فيهم الضعيف اقاموا عليه الحد وايم الله لو ان فاطمة بنت محمد سرقت لقطعت يدها
Sizsen öncekiler ancak aralarında soylu biri hırsızlık ettiğinde onu bırakıvermeleri; zayıf biri hırsızlık ettiğinde ise ona had cezası uygulamaları sebebiyle helak olmuştur. Allah'a yemin olsun ki, Muhammet'in kızı Fatıma hırsızlık etse muhakkak onun da elini keserdim. Ömer b. Hattab r.a. zamanında Arapların ileri gelenlerinden biri Müslüman oldu. Hacca gitti. Kâbe'nin etrafında tavaf ederken adamın biri elbisesinin üzerine bastı. Bunun üzerine adamın yüzüne şiddetli bir tokat vurur. O adam Ömer b. Hat taba gider. Onu şikayet eder. Ömer vuranın huzura getirilmesini ister. Adam huzura getirilince Ömer adamın yüzüne vurduğu gibi adamın yüzüne vurulup kısas uygulanmasın emreder. Arap şaşkınlıkla bu adamla ben kısas konusunda denk mi olacağız? Ömer: Evet. İslam ikinizin arasını eşit hale getirdi. Bir gün Ali b. Ebi Talip ile bir Yahudi harplerde göğüste elbise gibi giyilen zırh hususunda ihtilaf ettiler. Hâkime gittiler. Ali hâkime bu Yahudi benim zırhımı aldı. Dedi. Yahudi bunu inkâr etti. Hâkim Aliye dedi ki bu konuda senin şahidin var mı? Ali oğlu Hüseyin'i şahit olarak getirdi. Hüseyin bu zırhın babasına ait olduğuna şahitlik etti. Ancak hâkim Aliye başka şahidin var mı? Diye sordu. Ali yoktur deyince hakim zırhın Yahudi'ye ait olduğuna hükmetti. Çünkü Alinin yanında oğlundan başka şahidi yoktu. Yahudi dedi ki ''Emir el-Müminin benim ile Müslümanların kadısına geldi. Müslümanların kadısı emir el-mü 'minin aleyhine benim lehime karar verdi. Oda buna razı oldu. sahife 2 Sen doğru söylüyorsun. Alla ha yemin olsun ey Emir el-Mü 'minin. Allaha yemin olsun o kalkan senindir. Sana ait olan deveden düştü. Onu yerden aldım. Allahtan başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Muhammedin Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ederim. Hz. Ali kelime-i şahadet getirdiğine sevindiğinden kalkanı Yahudi'ye verdi. '' Müslümanların topluluğu: Adaletin sonucu değerlidir. Zulmün sonucu ise kötüdür. Adalet ile devletler ayakta durur ve bakı kalır. Zülüm ile ise devletler batar ve yok olur. Şeyhu'l-İslam İbn-i Teymiye –Allah ona rahmet eylesin-Tarihin yazdığı kelimeyi satırlara döküyor. Nesiller ona ulaşıyor. Şöyle diyor: ''Zulmün sonu kötüdür. Adaletin sonu değerlidir.'' Bundan dolayı şöyle rivayet ediliyor. ''Gerçekten Allah adil devlete kâfir olsa da yârdim ediyor. Allah zalim devlete mümin de olsa yârdim etmiyor.'' Başka bir hadiste aynı şekilde şöyle buyurulur. İnsanların dünyada ki işleri adalet ile düzgün olur. Ki dünyadaki adalette çeşitli suçlar müşterek olması ile çoğunlukla suçlarda iştirak olmasa da hukuktaki zulümle düzgünlük olamaz. Şöyle denilir: Dünya; adalet ve küfür ile devam eder, dünya; zulüm ve İslam ile devam etmez.7 Valilerden bir tanesi Ömer b. Abdu el-azize r.a. yazı yazarak vilayetin başkenti etrafına sur yapmak için çok mal istedi. Ömer ona şöyle dedi: ''Surların ne faydası var? O surları adalet ile koruma altına al. Yollarını zulümden koru.'' 8 Bu –yemin olsun ki- bugün görülmektendir. Nice şehirlerin etrafında surlar var. Üzerlerine bekçiler sıklıkla konulmuştur. Ancak zulüm, haksızlık ve adaletsizlik onları içinden yemektedir. Bu surlar ve bekçiler bir şey elde etmedi. Çünkü adalet ve eşit davranmak kaybolmuştur. Allah'ın kulları! Adalet ile kabileler, aşiretler, fertler ve toplumlar varlıklarını devam ettirir. Zulüm ile her şey yok olur gider. Şöyle de denir. Adalet devam ederse ömürler devam eder. Zulüm devam ederse ömürler yok olur. Belki adalet ile gökler ve yer ayağa kalktı. Dünya ve ahiret işleri düzenlendi. Eşi olmayan tek olan Allaha ibadet edildi. Allaha ası olunmadı. Başkasına ibadet olunmadı. Bunlar ancak zulüm ve haksızlık ile olur. İzzet ve Celal olan Rabb. Şöyle buyurur:
اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Lokman Suresi 31.13 Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür." İşittiklerinizi söylüyorum. Allahtan beni, sizleri ve diğer Müslümanların bütün günahlardan bağışlamasını istiyorum. Ondan af diliyorum. O çok af eden ve çok bağışlayandır. İkinci Hutbe Hamt; Kusursuz yaratan Allaha aittir. Ve takdir eden ve yol gösteren Allaha aittir. Ona hamt ediyorum. Onu sayısız nimetleri üzerine tenzih ediyorum. Allahtan başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Tektir. Şeriki yoktur. Dünya da ve ahirette hamt ona aittir. Ve Nebimizin, ve Seyyidimiz Muhammedin Allah'ın kulu ve razı olduğu resulü olduğuna şahidiz. Allah'ım kuluna, ve resulün Muhammet Mustafa'ya aline, arkadaşlarına onlara tabi olanlara ve izlerini sürenlere salat, selam ve mübarek eyle. Bundan sonra. Ey insanlar: Adaletin alametleri ve nişanları vardır. Ömer b. El-Hattab r.a. bazı konuşmalarına dedi: ''Adaletin nişaneleri ve müjdecileri vardır. Nişaneleri ise: Hayâdır. (utanmadır.) Cömertliktir. Kolaylıktır. Yumuşaklıktır. Müjdeler ise: Rahmettir. Allah her işe bir kapı yarattı. Her kapıyı anahtar ile kullanılmasını kolaylaştırdı. Adaletin kapısı itibardır. Adaletin anahtarı zühttür. (Dünyevi zevklerden geri durmaktır.) İtibar, ölümü hatırlamak, mal sunarak hazırlanmak ve herkesten zahit olmakla hak adalet yerine gelir. Adaletin görünüşleri ve kapsamları vardır. Devlet Başkanının idare ettiği kişiler arasında adil olması ve aralarında Allah'ın şeriatı ile hükmetmesi adaletin önemli kapsamlarındandır. Bunlar itaat etmek içindir. Allaha yaklaşmanın en faziletlilerindendir. Hadisi şerifte rivayet edilmiştir. ''Yedi sınıf insan vardır. Allah onları kendi gölgesinin dışında gölge olmadığı o günde kendi gölgesinde onları gölgelendirir. Birincisi adaletli olan imamdır.. (yöneticidir.) Bunun en iyi tefsiri ise adalet: Allah'ın emrine tabi olarak ifrat ve tefrite kaçmadan her şeyi yerli yerine koymaktır. Ebu Hüreyre r.a. buyuruyor: Adil imamın (yöneticinin) yönettiği kişilere bir gün adalet ile amel etmesi ibadet eden kulun ailesine yüz sene amel etmesinden daha faziletlidir. Sahife 3 Adil yönetici -ey Allah'ın kulları- O ancak doğru ile hüküm verendir. Bu halkın kendisi için en aziz olanı olsa da ve en sevdiği olsa da biri için başka birine zarar vermez. Adil yönetici güçlü olanı başkasının hakkını güçlüden alıp sahibine verinceye kadar zayıf görür. Zayıf olanı da güçlü görür. Ta ki zaliminde hakkını alıp ne olursa olsun zayıfa teslim eder. Yakın ile uzağın efendi ile kölenin arasını ayırmaz. Muameleleri güzellikle olur. Onlara yumuşaklıkla olur. Kendilerine iyilikle olur. Hz.Ebu Bekir hutbelerinden birinde şöyle dedi: ''Ey insanlar! Ben başınıza idareci seçildim. Ben sizin en hayırlınız değilim. Ben iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Eğer kötülük yaparsam bana mani olun. Doğru söz güvenirliktir. Yalan söylemek hainliktir. Aranızda zayıf olan benim nazarımda güçlüdür. Zayıf olanın hakkını zayıf olana teslim ederim. Güçlü olan benim nazarımda zayıftır. İnşa Allah Teala hakkı ondan alır sahibine teslim ederim. Cihadı sizden terk etmem. Cihat terk edilmez. Hangi toplum cihadı terk ederse Allah c.c onlara zillet verir. (Başkalarına boyun eğmek). Ben Allaha ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin. Allaha ve Resulüne ası olursam bana itaat etmeyin. Hz. Ali r.a. dedi: ''Devlet başkanına Allah'ın indirdiği ile hüküm vermesi ve emaneti yerine getirmesi zorunludur. Devlet başkanı bu görevleri yerine getirdiğinde insanlar devlet başkanını dinlemek ve ona itaat etmek ve çağırdığı zaman davetine icabet etmek zorundadırlar. Kim on kişinin işinin veya daha fazlanın başına görevlendirilirse bu kıyamet gününde elleri boynuna bağlanmış vaziyette getirilir. Dünyadaki adaletli davranışı onu kurtarır. Veya adaletsizliği onu cezalandırır.'' Resulüllah şöyle buyurdu:
خيار أئمتكم الذين تحبونهم ويحبنكم وتصلون عليهم ويصلون عليكم وشرار أئمتكم الذين تبغضونهم ويبغضونكم وتلعنوهم ويلعنونكم قالوا يا رسول الله افلا ننباذهم قال لا ما اقاموا فيكم الصلاة
Devlet başkanlarınızın en hayırlısı, sizi seven ve sizin tarafınızdan, size dua eden ve sizin duanızı alan kimselerdir. Devlet başkanlarınızın en kötüsü de, size buğz eden ve sizin buğzunuza hedef olan, size lanet eden ve lanetlerinizi alan kimselerdir. Bunun üzerine: ''Ey Allah'ın Resulu! Onlara karşı savaşmayalım mı?'' Buyurdu ki ''Aranızda namaz kıldıkları sürece, hayır! Karşı çıkmayın. Ey insanlar! Adaletin kapsamındandır: Adalet İki hasım arasına adaleti yerine getirmektir.
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهٖ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَمٖيعًا بَصٖيرًا
Nisa suresi 4.58 - Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. Nebi s.a.s. insanların en adaletli olanıydı. Um mü Seleme' den rivayet edildi. Dedi: ''Eşyaların mirası hakkında anlaşamayan iki hasım kendisine geldiğinde ben Nebi s.a.s. in yanında oturuyordum. Bu olaydan ders aldım. Resulullah s.a.s. şöyle buyurdu.'' ''Ben ancak bana ayet nazil olmadığı zaman kendi görüşüme göre hüküm veririm. Kendi görüşüme göre kimin lehine karar verirsem bu zulüm parçasıdır. Aldığı haksız parça ile cehennem parçasıdır. Aldığı haksız parça ile kıyamet günü gelir. Buyurdu: Bu iki kişi ağladılar. Onlardan her biri arkadaşımdan istediğim bu benim hakkımdır dediler. Resulullah hayır dedi. Gidin. Bir yol izleyin. Sonra o eşyayı pay edin. Sonra birbirinizle helalleşin. Hanımlar arasında adaletli olmak adaletin kapsamındandır. Kim birden fazla hanım ile evlenirse ikisinin veya evlendiği hanımlar arasında adil olması gerekir. Vaciptir. Resulullah s.a.s. buyurdu: ''Kimin iki hanımı olur birine fazla meylederse kıyamet günü bir tarafı eğik olarak gelir. Burada bu hadiste sakınılması gereken meyletmek, haklarına adaletsiz davranmaktır. Bundan dolayı Resulullahtan rivayet edildiğine göre Resulullah hanımları (Allah hepsinden razı olsun) arasında adaletle taksimat yapardı. Ve şöyle buyurdu:
(أللهم هذا قسمى فيما املك فلا تؤاخذنى فيما تملك ولااملك)
''Ey Allah'ım. İmkanlarım nispetinde bu benim taksimatıdır. Senin malik olup benim malik olamadığım hususlarda beni sorumlu tutma.'' Allah'ın kulları evlatlar arasında adaletli olmak adaletin kapsamındandır. Numan b. Beşirden rivayet edildi. Buyurdu: Babam beni taşıyarak Resulullah s.a.s götürdü. Dedi ki ''Ya Resulallah. Şahit ol ki malımdan şunları Numan'a hibe ettim.'' Resulullah buyurdu: Numan'a hibe ettiklerini diğer çocuklarına da hibe ettin mi?'' Numan hayır değince, Resulullah buyurdu: Bunu diğerlerine de şahit tut. Sonra devam ederek buyurdu ''çocuklarının tamamı sana takva olmada eşit olmaları seni sevindirir mi? Numan evet değince, Resulullah öyle ise birine diğer kardeşlerden fazla bir şey verme. Burada istenen adalet işlerimizin her birinde istenmektedir. Verdiğimiz emirlerin her birinde dini olsun dünyevi olsun adil olmalı. Adalet sözlerde olmalıdır.
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتٖيمِ اِلَّا بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ بِالْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰى وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُوا ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Enam suresi 6.152 - Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. Adalet eylemde olmalıdır.
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰى اَلَّا تَعْدِلُوا اِعْدِلُوا هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰى وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Maide suresi 5.8 - Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bu. Size üzerine salat ve selamı emredene salat getirin. Bu konuda Allah azze şöyle buyurdu:
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا
Ahzap suresi 33.56 - Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. Allah'ım! İbrahim'e ve ailesine rahmet ettiğin gibi Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem'e- ve ailesine de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye layık olan ve yüce olansın. Allah'ım!İbrahim'e ve ailesine hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammet sallallahu aleyhi ve sellem'e ve ailesine de alemlerde hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık olan ve yüce olansın.
Tercüme Eden: İbrahim SIRMALI
Emekli Müftü
