İbrahim Sırmalı


Allah cc ve Resulullah sav Sevgisinin Konumu

Emekli Müftü - muftu.ibrahim@gmail.com


Sahabe (Allah onlardan razı olsun) Allah cc ve Resulüllah sav sevgilerini ameli tercüme ile tercüme ettiler. Onlara göre bu sevgi kelimelerle ve iddialarla ifade edilen soyutlanmış bir sevgi değildi. Onlar bu sevgiyi başarıya ve kurtuluşa giden yol kabul ediyorlardı. O sevgiyi mal ve evladın fayda vermediği  ancak kalbi selim ile Allaha gelene fayda sağlanak kıyamet gününün malları kabul ediyorlardı. Urve bin Mes’ut es-Sekafi bu sevgiden, bu saygıdan ve bu takdirden bir şey nitelendirir. Şöyle buyurur: 

ويصف عروة بن مسعود الثقفي، شيئا من هذا الحب والإجلال والتقدير، فيقول " فَوَاللَّهِ مَا تَنَخَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نُخَامَةً إِلَّا وَقَعَتْ فِي كَفِّ رَجُلٍ مِنْهُمْ فَدَلَكَ بِهَا وَجْهَهُ وَجِلْدَهُ ، وَإِذَا أَمَرَهُمْ ابْتَدَرُوا أَمْرَهُ، وَإِذَا تَوَضَّأَ كَادُوا يَقْتَتِلُونَ عَلَى وَضُوئِهِ، وَإِذَا تَكَلَّمَ خَفَضُوا أَصْوَاتَهُمْ عِنْدَهُ، وَمَا يُحِدُّونَ إِلَيْهِ النَّظَرَ تَعْظِيمًا لَهُ ، فَرَجَعَ عُرْوَةُ إِلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ: أَيْ قَوْمِ وَاللَّهِ لَقَدْ وَفَدْتُ عَلَى الْمُلُوكِ وَوَفَدْتُ عَلَى قَيْصَرَ وَكِسْرَى وَالنَّجَاشِيِّ؛ وَاللَّهِ إِنْ رَأَيْتُ مَلِكًا قَطُّ يُعَظِّمُهُ أَصْحَابُهُ مَا يُعَظِّمُ أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُحَمَّدًا " رواه البخاري)   

‘’Muhammet sav ın ashabının Muhammet sav e yaptıkları tazım kadar kendi krallarına ta’zim ettiklerini görmedim. O bir kere tükürecek olsa mutlaka onlardan birinin eline düşüyor ve onunla yüzünü ve derisini ovalıyor. O bir şey emredince derhal emrini yerine getirmeye koşuşuyorlar. O abdest aldığı zaman abdest suyunun fazlasını birbirlerinin üzerine yığılarak paylaşıyorlar. O konuştuğu zaman onun yanında seslerini kısıyorlar ve ona karşı olan saygılarından yüzüne dikkatle bakamıyorlar. Sonra Urve Kureyşin yanına dönerek gördüklerini şöyle bildirdi. ‘’Ey kavmim! Vallahi ben vaktiyle birçok melikin huzuruna sefir olarak çıktım. (Run meliki) Kayser’in, (Acem hükümdarı) Kisra’nın ve (Habeş kıralı) Necaşi’nin divanlarına elçilikle girdim. Vallahi bunlardan hiçbir hükümdarın adamlarının, Muhammet sav in ashabının Muhammed sav. e yaptıkları tazim kadar kendi kırallarına tazim ettiklerini görmedim’’. Bu hadisi İmam Buhari rivayet etti. Nebi hakkında Onların hallerinin lisanı ve sözlerini lisani böyleydi’’.

O nefsimden önce O öndedir. Hane halkımdan, ahbaplarımdan ve dostlarımdan öndedir. Bedir savaşında Nebi sav. sahabi (Allah onlardan razı olsun) istişare etti. Muhacirlerden (Mikdat bin Amir) şöyle dedi: 

( الْمِقْدَادُ بْنُ عَمْرٍو) فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، امْضِ لِمَا أَرَاكَ اللَّهُ فَنَحْنُ مَعَكَ ، وَاَللَّهِ لَا نَقُولُ لَكَ كَمَا قَالَتْ بَنُو إسْرَائِيلَ لِمُوسَى : اذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا ، إنَّا هَهُنَا قَاعِدُونَ وَلَكِنْ اذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إنَّا مَعَكُمَا مُقَاتِلُونَ ، فَوَاَلَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَوْ سِرْتَ بِنَا إلَى بِرْكِ الْغِمَادِ لَجَالَدْنَا مَعَكَ مِنْ دُونِهِ ، حَتَّى تَبْلُغَهُ ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَيْرًا ، وَدَعَا لَهُ بِهِ 

Ya Resulallah! Allah’ın sana gösterdiklerini yap. Biz seninle beraberiz. Allaha yemin ederek söylüyorum ki Ben-i İsrail’in Musaya dediği gibi sana demeyiz. فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ

Maide suresi 5.24 - Dediler ki: " Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız." 

Sana demeyeceğiz. Ancak Sen ve Rabin gidin onlarla savaşın. Biz sizinle beraber savaşanlardanız. Seni bize hak üzere gönderen Allaha yeminle söylüyorum. Eğer bizimle (Beriki el-Ğimada)  (yer ismidir) kadar yürürsen ardından seninle beraber dövüşürüz. Ta ki Sen oraya ulaşırsın. Resulüllah sav. ona buyurdu: ‘’Hayırlı olsun’’. Ona bununla ilgili dua etti. 

Ensar’dan Sa’d bin Muaz ra. Kalktı. Şöyle dedi:

...: وَاللَّهِ ، لَكَأَنَّكَ تُرِيدُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ : أَجَلْ ، قَالَ : فَقَدْ آمَنَّا بِكَ وَصَدَّقْنَاكَ ، وَشَهِدْنَا أَنَّ مَا جِئْتَ بِهِ هُوَ الْحَقُّ ، وَأَعْطَيْنَاكَ عَلَى ذَلِكَ عُهُودَنَا وَمَوَاثِيقَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ ، فَامْضِ يَا رَسُولَ اللَّهِ ، لِمَا أَرَدْتَ ، فَوَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ ، إِنِ اسْتَعْرَضْتَ بِنَا هَذَا الْبَحْرَ فَخُضْتَهُ لَخُضْنَاهُ مَعَكَ ، مَا تَخَلَّفَ مِنَّا رَجُلٌ وَاحِدٌ ، وَمَا نَكْرَهُ أَنْ تَلْقَى بِنَا عَدُوَّنَا غَدًا . إِنَّا لَصُبُرٌ عِنْدَ الْحَرْبِ ، صُدْقٌ عِنْدَ اللِّقَاءِ ، لَعَلَّ اللَّهَ يُرِيكَ مِنَّا مَا تَقَرُّ بِهِ عَيْنُكَ ، فَسِرْ بِنَا عَلَى بَرَكَةِ اللَّهِ

‘’Allaha yemin olsu ki Ey Allahın Resulü san ki sen bizi istiyorsun’’.

Resulüllah –Evet dedi.

Sa’d bin Muaz- Biz sana iman ettik. Seni tasdik ettik. Şahidiz ki getirdiklerin onlar doğrudur. Bu konuda sana ahitler sözler verdik. Sana işitip itaat edeceğimize antlaşmalar verdik. Ya Resulallah! Arzu ettiğini yap. Hak üzere seni gönderen Allaha yemin olsun ki eğer sen bize bu denizi çalkalamayi açıklamak istersen o denizi seninle beraber çalkalarız. Bizden hiç birimiz geri kalmayız. Yarın bize düşmanımızın karşımıza çıkmasını hiçbirimiz çirkin karşılamayız. Biz harp zamanında çok sabırlıyız. Düşmanla karşılaşma anında samimiyiz. Allahtan gözünü aydınlatacak şeyleri sana göstermesini umarız. Allahın bereketi ile beraber yürüyelim.   Bu Ebu Bekir-i Sıddıktır. (Allah Ondan raı olsun.) Allah Azze  ve Celle Nebisine Medineye hicret etmeye kendisi ile izin verince Nebi  Ebu Bekire durumu haber vermek için geldi. Ebu Bekir Nebiye dedi ki: Yol arkadaşı mı ya Resulallah? Resulullah – Yol arkadaşımsın. 

Hz. Aişe buyurdu: Allaha yemin olsun. Bu günden önce bir kişinin sevinçten ağladığını asla hissetmedim. Ta ki o gün Ebu Bekirin ağladığını gördüm. Hicret yolunda Ebu Bekir ra. Nebinin sav. bir saat önünde, sonra  bir saat arkasında, sonra bir saat sağında, sonra bir saat solunda, yürüyordu. Nebi sav. bunun sebebini Ebu Bekire sordu. Ebu Bekir cevap verdi: Ya Resulallah! İhtiyacı hatırlıyorum. Arkandan yürüyorum. Seni gözetlemeyi hatırlıyorum. Önünden yürüyorum. Nebi sav. Ona buyurdu:- Eğer ardımda bir şey olsa ölümüne cevap verirmiydin? Ebu Bekir –Seni hak Peygamber olarak gönderen Allaha yemin olsun. Evet. Mağaraya geldikleri zaman Ebu Bekir buyurdu: Ya Resulallah! Mekanını mağarayı temizleyeyim. Mağaraya girdi. Mağarayı temizledi.

 Bu Zeyit bin ed-Desinedir. Müşrikler onu esir ettiler. Kendisini öldürmek Onu Haremden çıkardılar. Etrafına Kureyişten bir topluluk toplandı. Ebu Sufyan bin Harb aralarındaydı. Ebu Süfyan öldürmek için geldiği zaman Zeyit bin Desineye dedi: Allah aşkına ey Zeyit! Şu an Muhammet yanımızda senin yerinde olsa, Onun başı vurulsa, sende ailenin yanında olsan, bunu istermisin? Zeyit cevap verdi. –Allaha yemin olsun. Muhammet şimdi bulunduğu mekanda kendisine eziyet edecek diken dokunmasını istemem. Bende evimde oturayım. Ebu Sufyan dedi: -İnsanlardan bir kimseyi Muhammedin sav. arkadaşlarının  kendisini sevdikleri kadar kimseyi sevdiğini görmedim.

Bu Ensardan bir hanım. Uhut savaşı günü çıktı. (Hz. Enes bu rivayeti yaptı.) Kardeşi ile, oğlu  ile, kocası ile ve babası ile karşılaştı. İlk önce hangisi ile karşılaştığını bilmiyordu. Sonuncusu gelince Hanım sordu: -Bu kimdir? Kendisine cevap verdiler: - Kardeşin, baban, kocan ve oğlun. Hanım sordu: -Nebi sav. ne yaptı. Ona dediler ki ileridedir. Resulullaha sav. kadar gitti. Elbisesinin ucunu tuttu. Sonra şöyle demeye başladı.  ‘’Anam babam yoluna feda olsun ey Allahın Resulu! Sen kurtulduysan kim zayı olmuş o beni ilgilendirmiyor’’.

 Bu Sa’d bin er-Rebi’in hayatının son anlarının halidir. Zeyit bin Sabitten rivayet edildi. Şöyle dedi: Resulüllah sav. Uhut savaşı günü Sa’d bin er-Rebi’i talep etmek için gönderdi. Bana buyurdu: Eğer onu görürsen benden ona selam söyle. Ve Ona söyle: Resulüllah buyuruyor:  ‘’Seni nasıl bulur? Sa’d dedi – Ölüler arasında geziniyordum. Onu son nefesinde buldum. Üzerinde yetmiş yerinde darbe vardı. Her zorbalık arasında ok ile mızrak ve kılıçla darbe vardı. Kendisine dedim ki: -Ey Sa’d! Resulüllah sav. ve Ailesi (Onlara salat ve selam olsun.) Sana selam ediyorlar. Sana buyuruyor ki: - Bana haber ver. Seni nasıl bulur? Sa’d cevap verdi: -Resulüllaha selam olsun. Sana da selam olsun. Ona söyle: Ey Allahın Resulü! Beni cennetin kokusunu bulduğumda buluyorsun. Kavmim olan Ensara da söyle:. Resulüllaha sav. ve ailesine gözleriniz bakar oldukça düşman yaklaşırsa Allah indinde sizin özrünüz kabul olmaz. Ve ruhunu teslim etti. Allah Ona rahmet eylesin. Bu hadisi İmam Hakim rivayet etti.  Şüphesiz Allah ve Resulünü sevmek bu sevgi,  salih amel ve kurtuluş derecelerinin kapılarıdır. Kim Allaha sevgi, itaat ve salih amel ile yaklaşırsa Allah ona lütfü ile, cömertliği ile ve hoşgörüsü ile iyilik eder. Hz. Enesten rivayet edilen hadisi şerifte Nebi sav. şöyle buyurdu: Bu hadisi Rabbinden rivayet ediyor. Allah buyurdu:                (إِذَا تَقَرَّبَ العَبْدُ إِلَيَّ شِبْرًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا ، وَإِذَا تَقَرَّبَ مِنِّي ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا ، وَإِذَا أَتَانِي مَشْيًا أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً ) رواه البخاري

‘’Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira’ (parmak uzundan dirseğe kadar olan mesafe) yaklaşırım. Bana bir zira’ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim’’. Bu hadisi İmam Buhari rivayet etti.

Allah sevgisi; Allahın sevgisi içinde ve Resulüne olan itaatın içindedir. Allah cc şöyle buyurdu. قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

Al-i İmran 3.31 - De ki: “Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Şüphesiz Allahın kuluna olan sevgisini üstün gelmesi görkeminin büyüklüğündendir. Hesaplama ile sayılmaz. Sevap kendisini bol bol verilince bu svap akıl ile düşünülmez. Tövbe edip Allaha yönelince tövbesi kabul olur. Allahtan isterse Allah ona verir. Allahtan bağışlanmak isterse Allah onu bağışlar. Allaha sığınırsa onu korur. Hadisi kudside şöyle rivayet edilmiştir: 

" مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ وَمَا تَقَرَّبَ إِلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أَحَبَّ إِلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُ عَلَيْهِ وَمَا يَزَالُ عَبْدِي يَتَقَرَّبُ إِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى أُحِبَّهُ فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِهِ وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا وَإِنْ سَأَلَنِي لَأُعْطِيَنَّهُ وَلَئِنْ اسْتَعَاذَنِي لَأُعِيذَنَّهُ وَمَا تَرَدَّدْتُ عَنْ شَيْءٍ أَنَا فَاعِلُهُ تَرَدُّدِي عَنْ نَفْسِ الْمُؤْمِنِ يَكْرَهُ الْمَوْتَ وَأَنَا أَكْرَهُ مَسَاءَتَهُ" رواه البخاري)

‘’Her kim bir dotuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harp ilan ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilaveten işlediği) nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihayet ben onu severim. Kulumu sevince de (adeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü’min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüde düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.’’ Bu hadisi İmam Buharı rivayet etti.

  Ebi Hüreyreden ra. rivayet edilen hadisi şerifte Resulüllah sav. şöyle buyurur:  : " إِذَا أَحَبَّ اللَّهُ الْعَبْدَ نَادَى جِبْرِيلَ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ فُلَانًا فَأَحْبِبْهُ فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ فَيُنَادِي جِبْرِيلُ فِي أَهْلِ السَّمَاءِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ فُلَانًا فَأَحِبُّوهُ فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ ثُمَّ يُوضَعُ لَهُ الْقَبُولُ فِي الْأَرْضِ " رواه البخاري

‘’Allah, bir kulu sevdiği zaman, Cibril aleyhisselam-‘a seslenerek ve muhakkak ki Allah, filan(kulun)ı seviyor sen de sev diye buyurur. Cibril as. Onu sever. Sonra sema ehli de muhakkak ki Allah, filan(kulun)ı seviyor siz de onu sevin diye nida eder. Böylece onu sema ehlide sever. Sonra onun için yeryüzünde bir kabul konur’’. Bu hadisi İmam Buharı rivayet etti.

 Bu büyük ödül ne kadar tuhaf büyük oldu. Mekanı ne kadar tuhaf yüksek oldu. Derecesi ne kadar tuhaf yüce oldu. Hz. Enesten rivayet etti: Bir bedevi Nebi sav.e –Kıyamet ne zaman kopacak? Diye sormuş. Nebi sav ona ‘’Sen kıyamet için ne hazırladın’’ demiş. Bedevi: 

-Allah ile Resulünün sevgisini! Cevabını vermiş, Nebi sav.

-Sen sevdiklerinle berabersin!’’ buyurmuştur. 

Enes demiş ki ‘’O halde sen sevdiklerinle berabersin’’ sözünden daha çok hiçbir şeye sevinmedik. İşte ben de Allah ile Resulünü ve Ebu Bekir’le Ömer’i seviyorum! Onların amelleri gibi amel etmediysem de onlarla beraber olmayı ümit ediyorum.’’ Bu hadisi İmam Buharı rivayet etti.

Şahit ol ey yer, gökyüzü ve kainat yeşhed (şahit ol.)

Biz seni seviyoruz ey Allahın Resulü sevgiyle layubedded (bölünmez.) 

Yazan: Muhammet Hasan Davut.

İmam Hatip Müderris ‘mohamed-d07.blogspot.com’ den alıntıdır.

Tercüme Eden: İbrahim SIRMALI. (Emekli Müftü)