Temel, Postaneye gitmiş. Gişedeki memura;
-Havale yapacaktım demiş. Telefonla konuşan Memur Temel’in yüzüne bile bakmadan;
-Sıraya geç, Sıraya demiş ve Telefonla Konuşmaya devam etmiş. Temel’de arkasına önüne bakmış. Kendisinden başka kimseyi göremeyince Sinirlenmiş Memura tekrar;
-Havale yapacaktım demiş.
Memurda yüksek sesle; “Kardeşim görmüyor musun? Sıra var” demiş.
Temel arkasına önüne bir kez daha bakmış kimseyi göremeyince çok sinirlenmiş ve Telefonla konuşmaya devam eden Memura, Okkalı bir Tokat vurmuş. Tokat’ı yiyen Memur Ayağa fırlamış ve;
-Manyak mısın be Adam ne vuruyorsun? demiş. Temel de; -Asıl sen Manyak mısın? Bu kalabalıkta benim Vurduğumu Nerden Çıkardın? Demiş.
Adamın kapısının önünden arabası çalınır.
Aradan 2 gün geçer ve araba geri gelir.
Araç sahibi arabası geri geldi diye sevinmiştir.
Aracı kontrol ettiğinde içinde bir not fark eder.
Hırsız araca bıraktığı notta şunları yazmıştır;
– “Özür dilerim arabanızı çaldım ama buna mecbur kalmıştım.
Karım o anda doğum yapacaktı ve başka çarem yoktu!
Bu yaptığımın çok yanlış olduğunun farkındayım ve bir şekilde telafi etmek istiyorum.
Yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım.
Hatamı telafi etmek için bende orada olacağım.
Bu durumu nasıl karşılayacağınızı bilmiyorum ancak kendimi bir şekilde affettirmek istiyorum”
Arabası çalınan adam notu okuduğu zaman çok duygulanır.
Durumu eşine anlatır ve tiyatroya giderler.
Aracı çalan ve geri getiren kişi tiyatroya gelmemiştir ancak adam ve eşi tiyatroyu çok beğenir ve hallerinden memnun eve dönerler…
Eve geldiklerinde kapı açıktır ve çok şaşırırlar.
Ev soyulmuştur ve duvarda bir not vardır…
– Abi Tiyatro Nasıldı?
Tereyağı
Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu. Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi.
Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla bir daha senden tereyağı almayacağım dedi. Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışım mı oldu dedi.
Bakkal, efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttım 900 gram geldi ayıp değil mi bu yaptığın dedi.
Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi ve– Efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz dedi.
Bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.
Böyledir işte dünya…
Kime ne ağırlıkta kıymet verirsen o ağırlıkta kıymet bulursun.
Benim ben
Adamın birisi son model Ferrari’sini yeni almış ve kullanmak için can atmaktadır. Arabasına atladığı gibi kendini yollara bırakıverir.
Biraz gezdikten sonra kırmızı ışıkta durur ve ani bir gürültü ile sarsılır. Aceleyle arabadan inip birde bakar ki bir adet Ford kamyon güzelim arabasına arkadan çarpmıştır. Daha ne oluyor demeye kalmadan kamyon ’un sürücüsü aşağı atlayıp:
– abi, vallahi istemeden oldu. abi bakmam gereken 4 çocuk var. abiii ben bunu ödeyemem, abii Allah rızası için yardım et, abiii senin gücün vardır sen yaptırırsın diye yalvarınca dayanamaz ve “tamam tamam, neyse o kadar çok değil.
Mala gelsin” der ve arabasına binip yoluna devam eder. Gene biraz gezdikten sonra gene bir kırmızı ışıkta durur ve fıkra bu ya gene bir gürültü ile sarsılır. Bir de bakar ki biraz önce arabasına çarpan kamyon gene çarpmıştır. Sinirle arabadan iner ve söylenmeye başlar. Fakat kamyon sürücüsü son derece rahat bir tavırla kafasını camdan çıkarır ve samimi bir şekilde yabancı olmadığını belirtir.
– Abi, benim ben.
Evren ve Turşu
12 Eylül Döneminde Ali Baransel sadece TRT`nin değil, tüm basın yayından sorumlu olarak atanır. Bir gün gazetelerden birinde bir fıkra yayınlanır.
Kenan Evren bu fıkrayı görünce çılgına döner. Fıkra şöyledir;
Güney Amerika`da bir uzmana sormuşlar; darbe yapmak mı daha kolaydır, yoksa hıyar turşusu yapmak mı?
Uzman, soruyu cevaplamış; darbe yapmak daha kolaydır. Çünkü hıyar turşusu yapmak için aynı boy taze hıyarları seçeceksin, onları uygun kıvamda tuz, limon, sirkeli suyun içinde uygun süre bekleteceksin, vs, vs, oldukça uzun iş. Ama darbe yapmak için üç hıyarı yan yana getirmek yeterlidir.
Kenan Evren bu fıkrayı okuyunca derhal Ali Baransel`i çağırır, başlar kızmaya; bu ne rezalet, böyle bir saçmalığın yayınlanmasına nasıl izin verirsin, neden kontrol etmiyorsun.
Ali Baransel ne olduğunu anlamak için gazetedeki fıkraya bir göz atar ve "Sayın paşam, boşuna üzülüyorsunuz, bakın burada üç hıyar diyor, beş hıyar demiyor ki"
Bunun üzerine Kenan Evren gazeteyi alıp fıkraya tekrar bakınca hak verir;
"Evet ya, doğru diyorsun, bir an fark edememişim".
Dün Senin At Aradı
Karı koca kahvaltı yaparlarken kadın bir anda elindeki tavayı kocasının kafasına geçirir. Ne olduğunu anlamayan kocası şaşkınlıkla durumu sorar.
Kadın:– Dün pantolonunu yıkarken içinde üstünde Çiğdem yazan kâğıt buldum.
Bunun üzerine kocası; – Karıcım o gecen gün üzerine bahis oynadığımız atın ismiydi der.
Bu açıklamayı yeterli bulan kadın pürneşe içinde kahvaltısına devam eder.
İki gün sonra yine kahvaltıda bu sefer daha büyük bir tava ile kocasının kafasına öyle bir vurur ki koca bir kaç dakika kendini bilmeden masa üstünde yata kalmıştır. Ayılınca karısına yine durumu sorar ve kadın cevap verir.
– Dün senin at aradı.
Murat 124 Yol İstiyor
Temel, yıllar sonra biriktirdiğiyle elden düşme Murat 124 alır. Arabasıyla memleketine giderken araba arızalanır.
Yolun kenarına çeker, motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanaşır:
-Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirciye kadar. Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat’ı Ferrari’ nin arkasına bağlarlar. Ferrari’ nin sahibi genç uyarır:
- Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar!
Temel: Tamam!Yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60.80.100 derken, Murat124 arkadan selektör yapar.
Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 60, 80,100… Selektör yeniden anımsatır. Ferrari yavaşlar. Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari’ ye yaklaşır: -Kapışalım mı?
Ferrari yanıtlar: Nesine?
- 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur. Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120, 140, 180, 220…O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:
-Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!
3 araç yarış yapıyor. Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır sellektör yapıp yol istiyor!
