İsmet KÖSOĞLU


DEDEKTİF ŞAKİR-16 Temel ve Postacı

Temel, Pos­ta­ne­ye git­miş. Gi­şe­de­ki me­mu­ra;



    Temel, Pos­ta­ne­ye git­miş. Gi­şe­de­ki me­mu­ra;
    -Ha­va­le ya­pa­cak­tım demiş. Te­le­fon­la ko­nu­şan Memur Temel’in yü­zü­ne bile bak­ma­dan;
    -Sı­ra­ya geç, Sı­ra­ya demiş ve Te­le­fon­la Ko­nuş­ma­ya devam etmiş. Temel’de ar­ka­sı­na önüne bak­mış. Ken­di­sin­den başka kim­se­yi gö­re­me­yin­ce Si­nir­len­miş Me­mu­ra tek­rar;
    -Ha­va­le ya­pa­cak­tım demiş.
    Me­mur­da yük­sek sesle; “Kar­de­şim gör­mü­yor musun? Sıra var” demiş.
    Temel ar­ka­sı­na önüne bir kez daha bak­mış kim­se­yi gö­re­me­yin­ce çok si­nir­len­miş ve Te­le­fon­la ko­nuş­ma­ya devam eden Me­mu­ra, Ok­ka­lı bir Tokat vur­muş. Tokat’ı yiyen Memur Ayağa fır­la­mış ve;
    -Man­yak mısın be Adam ne vu­ru­yor­sun? demiş. Temel de; -Asıl sen Man­yak mısın? Bu ka­la­ba­lık­ta benim Vur­du­ğu­mu Ner­den Çı­kar­dın? Demiş.
    Ada­mın ka­pı­sı­nın önün­den ara­ba­sı ça­lı­nır.
    Ara­dan 2 gün geçer ve araba geri gelir.
    Araç sa­hi­bi ara­ba­sı geri geldi diye se­vin­miş­tir.
    Aracı kont­rol et­ti­ğin­de için­de bir not fark eder.
    Hır­sız araca bı­rak­tı­ğı notta şun­la­rı yaz­mış­tır;
    – “Özür di­le­rim ara­ba­nı­zı çal­dım ama buna mec­bur kal­mış­tım.
    Karım o anda doğum ya­pa­cak­tı ve başka çarem yoktu!
    Bu yap­tı­ğı­mın çok yan­lış ol­du­ğu­nun far­kın­da­yım ve bir şe­kil­de te­la­fi etmek is­ti­yo­rum.
    Yarın ti­yat­ro­ya eşi­niz ve sizin için 2 bilet aldım.
    Ha­ta­mı te­la­fi etmek için bende orada ola­ca­ğım.
    Bu du­ru­mu nasıl kar­şı­la­ya­ca­ğı­nı­zı bil­mi­yo­rum ancak ken­di­mi bir şe­kil­de af­fet­tir­mek is­ti­yo­rum”
    Ara­ba­sı ça­lı­nan adam notu oku­du­ğu zaman çok duy­gu­la­nır.
    Du­ru­mu eşine an­la­tır ve ti­yat­ro­ya gi­der­ler.
    Aracı çalan ve geri ge­ti­ren kişi ti­yat­ro­ya gel­me­miş­tir ancak adam ve eşi ti­yat­ro­yu çok be­ğe­nir ve hal­le­rin­den mem­nun eve dö­ner­ler…
    Eve gel­dik­le­rin­de kapı açık­tır ve çok şa­şı­rır­lar.
    Ev so­yul­muş­tur ve du­var­da bir not var­dır…
    – Abi Ti­yat­ro Na­sıl­dı?
Te­re­ya­ğı
    Yaşlı ada­mın eşi evde te­re­ya­ğı ya­pı­yor­du ko­ca­sı ise her gün ya­kın­la­rın­da­ki bak­ka­la gö­tü­rüp sa­tı­yor onun­la ge­çi­ni­yor­lar­dı. Bak­kal ada­mın ge­tir­di­ği te­re­ya­ğı­nı hiç tart­mı­yor­du. Ancak bir gün acaba dedi, adam git­tik­ten sonra te­re­ya­ğı­nı tar­tı­ya koydu, 900 gram ol­du­ğu­nu gö­rün­ce çok öf­ke­len­di ve yarın gel­di­ğin­de bunun he­sa­bı­nı sorar bir daha da ondan alış­ve­riş yap­mam dedi.
    Er­te­si sabah yaşlı adam elin­de te­re­ya­ğı içe­ri­ye girdi, bak­kal sert ba­kış­la­rıy­la bir daha sen­den te­re­ya­ğı al­ma­ya­ca­ğım dedi. Yaşlı adam üzü­le­rek efen­dim bir yan­lı­şım mı oldu dedi.
    Bak­kal, efen­di senin bana ver­di­ğin te­re­ya­ğı­nı tart­tım 900 gram geldi ayıp değil mi bu yap­tı­ğın dedi.
    Yaşlı adam uta­na­rak ba­şı­nı yere eğdi ve– Efen­dim bizim te­ra­zi­miz yok, siz­den bir kilo şeker al­mış­tık onu tartı ola­rak kul­la­nı­yo­ruz dedi.
    Bak­kal utan­cın­dan ne ya­pa­ca­ğı­nı şa­şır­dı.
    Böy­le­dir işte dünya…
    Kime ne ağır­lık­ta kıy­met ve­rir­sen o ağır­lık­ta kıy­met bu­lur­sun.
    Benim ben
    Ada­mın bi­ri­si son model Fer­ra­ri’sini yeni almış ve kul­lan­mak için can at­mak­ta­dır. Ara­ba­sı­na at­la­dı­ğı gibi ken­di­ni yol­la­ra bı­ra­kı­ve­rir.
    Biraz gez­dik­ten sonra kır­mı­zı ışık­ta durur ve ani bir gü­rül­tü ile sar­sı­lır. Ace­ley­le ara­ba­dan inip birde bakar ki bir adet Ford kam­yon gü­ze­lim ara­ba­sı­na ar­ka­dan çarp­mış­tır. Daha ne olu­yor de­me­ye kal­ma­dan kam­yon ’un sü­rü­cü­sü aşağı at­la­yıp:
    – abi, val­la­hi is­te­me­den oldu. abi bak­mam ge­re­ken 4 çocuk var. abiii ben bunu öde­ye­mem, abii Allah rı­za­sı için yar­dım et, abiii senin gücün var­dır sen yap­tı­rır­sın diye yal­va­rın­ca da­ya­na­maz ve “tamam tamam, neyse o kadar çok değil.
    Mala gel­sin” der ve ara­ba­sı­na binip yo­lu­na devam eder. Gene biraz gez­dik­ten sonra gene bir kır­mı­zı ışık­ta durur ve fıkra bu ya gene bir gü­rül­tü ile sar­sı­lır. Bir de bakar ki biraz önce ara­ba­sı­na çar­pan kam­yon gene çarp­mış­tır. Si­nir­le ara­ba­dan iner ve söy­len­me­ye baş­lar. Fakat kam­yon sü­rü­cü­sü son de­re­ce rahat bir ta­vır­la ka­fa­sı­nı cam­dan çı­ka­rır ve sa­mi­mi bir şe­kil­de ya­ban­cı ol­ma­dı­ğı­nı be­lir­tir.
    – Abi, benim ben.
    Evren ve Turşu
    12 Eylül Dö­ne­min­de Ali Ba­ran­sel sa­de­ce TRT`nin değil, tüm basın ya­yın­dan so­rum­lu ola­rak ata­nır. Bir gün ga­ze­te­ler­den bi­rin­de bir fıkra ya­yın­la­nır.
    Kenan Evren bu fık­ra­yı gö­rün­ce çıl­gı­na döner. Fıkra şöy­le­dir;
    Güney Ame­ri­ka`da bir uz­ma­na sor­muş­lar; darbe yap­mak mı daha ko­lay­dır, yoksa hıyar tur­şu­su yap­mak mı?
    Uzman, so­ru­yu ce­vap­la­mış; darbe yap­mak daha ko­lay­dır. Çünkü hıyar tur­şu­su yap­mak için aynı boy taze hı­yar­la­rı se­çe­cek­sin, on­la­rı uygun kı­vam­da tuz, limon, sir­ke­li suyun için­de uygun süre bek­le­te­cek­sin, vs, vs, ol­duk­ça uzun iş. Ama darbe yap­mak için üç hı­ya­rı yan yana ge­tir­mek ye­ter­li­dir.
    Kenan Evren bu fık­ra­yı oku­yun­ca der­hal Ali Ba­ran­sel`i ça­ğı­rır, baş­lar kız­ma­ya; bu ne re­za­let, böyle bir saç­ma­lı­ğın ya­yın­lan­ma­sı­na nasıl izin ve­rir­sin, neden kont­rol et­mi­yor­sun.
    Ali Ba­ran­sel ne ol­du­ğu­nu an­la­mak için ga­ze­te­de­ki fık­ra­ya bir göz atar ve "Sayın paşam, bo­şu­na üzü­lü­yor­su­nuz, bakın bu­ra­da üç hıyar diyor, beş hıyar de­mi­yor ki"
    Bunun üze­ri­ne Kenan Evren ga­ze­te­yi alıp fık­ra­ya tek­rar ba­kın­ca hak verir;
    "Evet ya, doğru di­yor­sun, bir an fark ede­me­mi­şim".
    Dün Senin At Aradı
    Karı koca kah­val­tı ya­par­lar­ken kadın bir anda elin­de­ki ta­va­yı ko­ca­sı­nın ka­fa­sı­na ge­çi­rir. Ne ol­du­ğu­nu an­la­ma­yan ko­ca­sı şaş­kın­lık­la du­ru­mu sorar.
    Kadın:– Dün pan­to­lo­nu­nu yı­kar­ken için­de üs­tün­de Çiğ­dem yazan kâğıt bul­dum.
    Bunun üze­ri­ne ko­ca­sı; – Ka­rı­cım o gecen gün üze­ri­ne bahis oy­na­dı­ğı­mız atın is­miy­di der.
    Bu açık­la­ma­yı ye­ter­li bulan kadın pür­ne­şe için­de kah­val­tı­sı­na devam eder.
    İki gün sonra yine kah­val­tı­da bu sefer daha büyük bir tava ile ko­ca­sı­nın ka­fa­sı­na öyle bir vurur ki koca bir kaç da­ki­ka ken­di­ni bil­me­den masa üs­tün­de yata kal­mış­tır. Ayı­lın­ca ka­rı­sı­na yine du­ru­mu sorar ve kadın cevap verir.
    – Dün senin at aradı.
    Murat 124 Yol İsti­yor
    Temel, yıl­lar sonra bi­rik­tir­di­ğiy­le elden düşme Murat 124 alır. Ara­ba­sıy­la mem­le­ke­ti­ne gi­der­ken araba arı­za­la­nır.
    Yolun ke­na­rı­na çeker, motor ka­pa­ğı­nı açar, ne ol­du­ğu­nu an­la­ma­ya ça­lı­şır­ken bir Fer­ra­ri ya­na­şır:
    -Hay­ro­la hem­şe­rim, ara­ba­nın nesi var? İster­sen senin ara­ba­yı be­nim­ki­ne bağ­la­ya­lım, çe­ke­yim ilk ta­mir­ci­ye kadar. Temel bu tek­li­fe çok se­vi­nir. Ara ha­la­tı ile Murat’ı Fer­ra­ri’ nin ar­ka­sı­na bağ­lar­lar. Fer­ra­ri’ nin sa­hi­bi genç uya­rır:
    - Ben hız yap­ma­yı çok se­ve­rim. Eğer far­kın­da ol­ma­dan aşırı hız ya­par­sam, sen se­lek­tör yap beni uyar!
    Temel: Tamam!Yola ko­yu­lur­lar. Bir süre sonra Fer­ra­ri gaza bas­ma­ya baş­lar, 60.80.100 der­ken, Mu­ra­t­124 ar­ka­dan se­lek­tör yapar.
    Fer­ra­ri du­ru­mu anım­sar ve ya­vaş­lar, bir sure sonra Fer­ra­ri ye­ni­den gaza basar, 60, 80,100… Se­lek­tör ye­ni­den anım­sa­tır. Fer­ra­ri ya­vaş­lar. Yolda bu şe­kil­de iler­ler­ken bir Lam­borg­hi­ni Fer­ra­ri’ ye yak­la­şır:     -Ka­pı­şa­lım mı?
    Fer­ra­ri ya­nıt­lar: Ne­si­ne?
    - 340 km. öte­de­ki ben­zin­li­ğe ikin­ci varan, ilk va­ra­nın de­po­su­nu dol­du­rur. Fer­ra­ri hemen onay­lar ve ya­rı­şa baş­lar­lar. 120, 140, 180, 220…O arada tra­fi­ği de­net­le­yen he­li­kop­ter­de­ki gö­rev­li polis, genel mer­ke­ze bilgi ver­mek­te­dir:
    -Ko­mi­se­rim, şeh­rin ku­ze­yin­de­ki yolda tra­fik gü­ven­li­ği teh­dit al­tın­da!
    3 araç yarış ya­pı­yor. Fer­ra­ri ile Lam­borg­hi­ni sa­at­te 300 km hızla yan yana gi­di­yor­lar, ar­ka­dan da Murat 124 on­la­rı geç­mek için 10 da­ki­ka­dır sel­lek­tör yapıp yol is­ti­yor!