Genç gazeteci, yaşı hayli ilerlemiş bir Karadenizli ile köyde röportaj yapıyormuş… Sormuş,
‘Dursun dede sana özel bir şey soracağım,
-Sor be evladım sor ki öğren.
-Sen evlenirken Şefika teyzeden elektrik aldın mı?
Dursun dede acı acı gülümser,
-Yok, be evlat o zamanlar bizim köyde elektrik yoktu ki elektrik alayım!
-Peki, nasıl oldu.
-O zamanlar gaz lambası vardı evladım, gaza geldik evlendik’.
Asker, alkol ve ölüm
Temel asker olmuş. Akşamları asker arkadaşlarıyla birlikte rakı faslı yapıyorlarmış.
Taburda içki içildiğini öğrenen komutan çok kızmış ama bunu askereler medeni bir şekilde anlatmaya karar vererek, eğitim alanına giden yolun kenarındaki büyük ağaca ‘Alkol öldürür’ yazılı plaka çaktırmış.
Ertesi sabah herkes plakanın altına Temel’in gizlice eklediği şu cümleyi görmüş.
‘Asker ölümden korkmaz’.
Havaalanı taksi
Temel İstanbul’dan Ankara’ya gidecek. Eve bir taksi çağırır.
‘Havaalanına kaç liraya götürürsün’
Şoför’60 liraya götürürüm abi ’diyor.
Temel soruyor;
‘Peki, bu valizler kaça olur’
Şoför; ’onlara para almayız abi ‘diyor.
Temel’in yüzü gülüyor, keyifli bir halde:
‘Tamam, o zaman’diyor’sen valizleri götür, ben metroyla gelirim’.
Temel’in Eczanesi
Temel’in eczanesine genç ve güzeli bir kadın girmiş.
Tartının üzerine çıkmış parayı atmış, çıkan sonucu beğenmemiş.
Genç kadın önce mantosunu sonra ceketini çıkartmış. Tartının üzerine çıkıp tekrar para atmış. Yine çıkan kilodan memnun olmamış.
Kadın kıs süre düşündükten sonra eteğini de çıkartınca, Temel yerinden fırlamış tartıya parayı kendisi atmış.
‘Devam edin hanımefendi, bundan sonrası müesseseden!’
Bu Millet Bir Tuhaf olmuş!
Topal bir dilenci ‘Allah rızası için yardım edin. Hayat şartları zor bebelerim var ’diye dileniyormuş.
Adam acımış, Topal dilenciye para verirken teselli etmek için,
‘Ayağın topal ama şükret gözlerin görüyor. Ya kör olsaydın ne olacaktı. Beterin beteri vardır ’demiş.
Dilenci boynunu bükmüş.
‘Körlüğü de denedim abi. İş yok vallahi. Bu millet bi tuhaf olmuş. Kör olunca 10’luk diye 5’likleri yutturuyorlar’
Kaynana gelin
Kaynana gelinini karşısına alır,
‘Bak kızım benim 3 halim var.
1.gülü göğsüme takarsam o gün sinirliyim.
2.gülü kulağıma takarsam o gün orta halliyim.
3. gülü başıma takarsam o gün iyi haldeyim.
Sıra geline gelir.
‘Bak anne ’benim 1 halim var. Sigaramı yakarım, bacak bacak üstüne atarım.
Sen gülü k……a da taksan ben bildiğimi yaparım.
Cenaze arabası
Cenaze arabasının şoförü araç boş iken yoldan geçen kıza laf atmış.
-Yavrum gel gezdireyim seni arabamla.
-Hıhh bununla mı gezdireceksin.
-Kızım millet bu arabaya binmek için ölüyor beee.
Gardiyan Temel..
Bir hapishanede şef gardiyan olarak göreve başlayan Temel, aradan birkaç gün geçmeden telaş içinde Cezaevi Müdürünün odasına koşar,
‘Müdürüm, müdürüm,’
‘Ne oldu? Bu ne telaş Temel’
‘Felaket müdürüm, mahkûmların hepsi kaçmış’
‘Ne, nasıl olur ben size bütün çıkışları tutun demedim mi?
‘Evet, bütün çıkışları tuttuk Müdürüm’
‘eee?’
‘Girişten kaçmışlar Müdürüm’
Fıkra bu ya
İstanbul da kalpazanlar sahte para basıyor, istemeyerek veya beceri noksanlığından 20 likler 18 lik olarak imal ediliyor. Ustabaşı durumu patrona söyler ve ne yapmak gerektiğini sorar.
O da; Paraları Tır’a yükleyin ve Karadeniz’e özellikle Rize’ye götürüp piyasaya sürün der.
Araçlarına biner yola çıkarlar. Rize’ye varırlar sabahın erken saatinde. Birisi diğerine şöyle der, kahvaltı yapacak sağlam paramız yok ne yapmalı?18 liklerden bir tane şu büfeye bozdur der. Büfeye yanaşır ve parayı uzatarak hemşerim şu 18 liği bozar mısın? der.
Hemen cevap gelir.
Yakışıklı iki 9 luk mu yoksa üç 6 lık mı olsun? der.
Neticede, niyetim Karadenizlinin bu işi yaptığını vurgulamak değil, niyetim o yöreyi hakir gören aptala cevaptır. Şimdi bu biraz ağır olmadı mı?
Eeee,fıkra bu deduk ya...
Doktorun Torpili
Temel doktora gitmiş….
Sıkı bir muayeneden sonra doktor ona durumunu anlatmış.
Temel dışarı çıkarken arkadaşı Dursun yanına yaklaşıp merakla sorar,
‘Yaa Temel ,geçmiş olsun be koçum…Kötü bir şey yok inşallah!. ‘demiş.
Temel anlatmış:
-Doktor bana 3 ay ömrün kaldı ‘dedi.
‘Yapma yaa..çok kötü…’
‘Yok, o kadar kötü değil. Doktora ’ben başhekimin yakınıyım doktor bey ’dedim.
Doktor 6 ay daha uzattı. İşi bileceksin arkadaş’.
Temel, rakı ve dayak
Çocuk Temel arkadaşı Dursun’a,
Ula, demiş ‘babamın rakı şişesinden gizlice içtim, anlaşılmasın diye şişeye su koydum, bu defa bembeyaz oldu. Ben şimdi ne yapacağım’
Dursun akıl vermiş.
‘Bence şişedekinin hepsini iç’
Temel sormuş.
‘O zaman babamdan daha fena dayak yemez miyim?’
Dursun,
‘Yersin ama’ demiş’sen o rakı şişesini bitirdikten sonra dünyanın dayağını yesen bile hiç duymazsın’.
Nasıl bir tabanca?
Temel’in bazı insanlara kafası bozulmuş. Rakısını kamışla içtiği için onunla dalga geçiyorlar.
Temel ’Ula uşaklar doktor bana ’içki kadehine dudağını kesinlikle değdirmeyeceksin’ dedi de ondan dolayı kamışla içeyrum.
Sağlık meselesi bu ’deyince de daha çok gülmüşler.
Bunun üzerine kızan Temel silahçı dükkânına gitmiş. Bir tabanca almak istiyorum demiş.
Dükkâncı sormuş:
‘Nasıl bir tabanca’
Temel parmak hesabı yapmış.
‘5 kişilik olsun yeter!’
Temel’in dördüzleri
Köy evinde Temel’in karısı Fadime sancılar içinde doğum yapıyor.
Temel ebeye yardımcı olmak için lambayı tutuyor köy ebesi de doğumu yaptırıyor.
Bir bebek doğuyor. Az sonra ikinci bebek…derken üçüncü bebek geliyor….ardından bir bebek daha…
Temel şaşkın bir halde ’Tanrım bu nedir?’ diyor ve ebeye sesleniyor.
Ebe hanım.
Lambayı söndürsek mi acaba, ne dersin? Işığı gören geliyor da.
