İsmet KÖSOĞLU


DEDEKTİF ŞAKİR-20 ”Elektrik olmayınca”

e-mail: ismetkosoglu53@gmail.com


 


Genç ga­ze­te­ci, yaşı hayli iler­le­miş bir Ka­ra­de­niz­li ile köyde rö­por­taj ya­pı­yor­muş… Sor­muş,
‘Dur­sun dede sana özel bir şey so­ra­ca­ğım,
-Sor be ev­la­dım sor ki öğren.
-Sen ev­le­nir­ken Şe­fi­ka tey­ze­den elekt­rik aldın mı?
Dur­sun dede acı acı gü­lüm­ser,
-Yok, be evlat o za­man­lar bizim köyde elekt­rik yoktu ki elekt­rik ala­yım!
-Peki, nasıl oldu.
-O za­man­lar gaz lam­ba­sı vardı ev­la­dım, gaza gel­dik ev­len­dik’.
Asker, alkol ve ölüm
Temel asker olmuş. Ak­şam­la­rı asker ar­ka­daş­la­rıy­la bir­lik­te rakı faslı ya­pı­yor­lar­mış.
Ta­bur­da içki içil­di­ği­ni öğ­re­nen ko­mu­tan çok kız­mış ama bunu as­ke­re­ler me­de­ni bir şe­kil­de an­lat­ma­ya karar ve­re­rek, eği­tim ala­nı­na giden yolun ke­na­rın­da­ki büyük ağaca ‘Alkol öl­dü­rür’ ya­zı­lı plaka çak­tır­mış.
Er­te­si sabah her­kes pla­ka­nın al­tı­na Temel’in giz­li­ce ek­le­di­ği şu cüm­le­yi gör­müş.
‘Asker ölüm­den kork­maz’.
Ha­va­ala­nı taksi
Temel İstan­bul’dan An­ka­ra’ya gi­decek. Eve bir taksi ça­ğı­rır.
‘Ha­va­ala­nı­na kaç li­ra­ya gö­tü­rür­sün’
Şoför’60 li­ra­ya gö­tü­rü­rüm abi ’diyor.
Temel so­ru­yor;
‘Peki, bu va­liz­ler kaça olur’
Şoför; ’on­la­ra para al­ma­yız abi ‘diyor.
Temel’in yüzü gü­lü­yor, ke­yif­li bir halde:
‘Tamam, o zaman’diyor’sen va­liz­le­ri götür, ben met­roy­la ge­li­rim’.
Temel’in Ec­za­ne­si
Temel’in ec­za­ne­si­ne genç ve gü­ze­li bir kadın gir­miş.
Tar­tı­nın üze­ri­ne çık­mış pa­ra­yı atmış, çıkan so­nu­cu be­ğen­me­miş.
Genç kadın önce man­to­su­nu sonra ce­ke­ti­ni çı­kart­mış. Tar­tı­nın üze­ri­ne çıkıp tek­rar para atmış. Yine çıkan ki­lo­dan mem­nun ol­ma­mış.
Kadın kıs süre dü­şün­dük­ten sonra ete­ği­ni de çı­kar­tın­ca, Temel ye­rin­den fır­la­mış tar­tı­ya pa­ra­yı ken­di­si atmış.
‘Devam edin ha­nı­me­fen­di, bun­dan son­ra­sı mü­es­se­se­den!’
Bu Mil­let Bir Tuhaf olmuş!
Topal bir di­len­ci ‘Allah rı­za­sı için yar­dım edin. Hayat şart­la­rı zor be­be­le­rim var ’diye di­le­ni­yor­muş.
Adam acı­mış, Topal di­len­ci­ye para ve­rir­ken te­sel­li etmek için,
‘Aya­ğın topal ama şük­ret göz­le­rin gö­rü­yor. Ya kör ol­say­dın ne ola­cak­tı. Be­te­rin be­te­ri var­dır ’demiş.
Di­len­ci boy­nu­nu bük­müş.
‘Kör­lü­ğü de de­ne­dim abi. İş yok val­la­hi. Bu mil­let bi tuhaf olmuş. Kör olun­ca 10’luk diye 5’lik­le­ri yut­tu­ru­yor­lar’
Kay­na­na gelin
Kay­na­na ge­li­ni­ni kar­şı­sı­na alır,
‘Bak kızım benim 3 halim var.
1.gülü göğ­sü­me ta­kar­sam o gün si­nir­li­yim.
2.gülü ku­la­ğı­ma ta­kar­sam o gün orta hal­li­yim.
3. gülü ba­şı­ma ta­kar­sam o gün iyi hal­de­yim.
Sıra ge­li­ne gelir.
‘Bak anne ’benim 1 halim var. Si­ga­ra­mı ya­ka­rım, bacak bacak üs­tü­ne ata­rım.
Sen gülü k……a da tak­san ben bil­di­ği­mi ya­pa­rım.
Ce­na­ze ara­ba­sı
Ce­na­ze ara­ba­sı­nın şo­fö­rü araç boş iken yol­dan geçen kıza laf atmış.
-Yav­rum gel gez­di­re­yim seni ara­bam­la.
-Hıhh bu­nun­la mı gez­di­re­cek­sin.
-Kı­zım mil­let bu ara­ba­ya bin­mek için ölü­yor beee.
Gar­di­yan Temel..
Bir ha­pis­ha­ne­de şef gar­di­yan ola­rak gö­re­ve baş­la­yan Temel, ara­dan bir­kaç gün geç­me­den telaş için­de Ce­za­evi Mü­dü­rü­nün oda­sı­na koşar,
‘Mü­dü­rüm, mü­dü­rüm,’
‘Ne oldu? Bu ne telaş Temel’
‘Fe­la­ket mü­dü­rüm, mah­kûm­la­rın hepsi kaç­mış’
‘Ne, nasıl olur ben size bütün çı­kış­la­rı tutun de­me­dim mi?
‘Evet, bütün çı­kış­la­rı tut­tuk Mü­dü­rüm’
‘eee?’
‘Gi­riş­ten kaç­mış­lar Mü­dü­rüm’
Fıkra bu ya
İstan­bul da kal­pa­zan­lar sahte para ba­sı­yor, is­te­me­ye­rek veya be­ce­ri nok­san­lı­ğın­dan 20 lik­ler 18 lik ola­rak imal edi­li­yor.  Us­ta­ba­şı du­ru­mu pat­ro­na söy­ler ve ne yap­mak ge­rek­ti­ği­ni sorar.
O da; Pa­ra­la­rı Tır’a yük­le­yin ve Ka­ra­de­niz’e özel­lik­le Rize’ye gö­tü­rüp pi­ya­sa­ya sürün der.
Araç­la­rı­na biner yola çı­kar­lar. Rize’ye va­rır­lar sa­ba­hın erken sa­atin­de. Bi­ri­si di­ğe­ri­ne şöyle der, kah­val­tı ya­pa­cak sağ­lam pa­ra­mız yok ne yap­ma­lı?18 lik­ler­den bir tane şu bü­fe­ye boz­dur der. Bü­fe­ye ya­na­şır ve pa­ra­yı uza­ta­rak hem­şe­rim şu 18 liği bozar mısın? der.
Hemen cevap gelir.
Ya­kı­şık­lı iki 9 luk mu yoksa üç 6 lık mı olsun? der.
Ne­ti­ce­de, ni­ye­tim Ka­ra­de­niz­li­nin bu işi yap­tı­ğı­nı vur­gu­la­mak değil, ni­ye­tim o yö­re­yi hakir gören ap­ta­la ce­vap­tır. Şimdi bu biraz ağır ol­ma­dı mı?
Eeee,fıkra bu deduk ya...
Dok­to­run Tor­pi­li
Temel dok­to­ra git­miş….
Sıkı bir mu­aye­ne­den sonra dok­tor ona du­ru­mu­nu an­lat­mış.
Temel dı­şa­rı çı­kar­ken ar­ka­da­şı Dur­sun ya­nı­na yak­la­şıp me­rak­la sorar,
‘Yaa Temel ,geç­miş olsun be koçum…Kötü bir şey yok in­şal­lah!. ‘demiş.
Temel an­lat­mış:
-Dok­tor bana 3 ay ömrün kaldı ‘dedi.
‘Yapma yaa..çok kötü…’
‘Yok, o kadar kötü değil. Dok­to­ra ’ben baş­he­ki­min ya­kı­nı­yım dok­tor bey ’dedim.
Dok­tor 6 ay daha uzat­tı. İşi bi­le­cek­sin ar­ka­daş’.
Temel, rakı ve dayak
Çocuk Temel ar­ka­da­şı Dur­sun’a,
Ula, demiş ‘ba­ba­mın rakı şi­şe­sin­den giz­li­ce içtim, an­la­şıl­ma­sın diye şi­şe­ye su koy­dum, bu defa bem­be­yaz oldu. Ben şimdi ne ya­pa­ca­ğım’
Dur­sun akıl ver­miş.
‘Bence şi­şe­de­ki­nin hep­si­ni iç’
Temel sor­muş.
‘O zaman ba­bam­dan daha fena dayak yemez miyim?’
Dur­sun,
‘Yer­sin ama’ demiş’sen o rakı şi­şe­si­ni bi­tir­dik­ten sonra dün­ya­nın da­ya­ğı­nı yesen bile hiç duy­maz­sın’.
Nasıl bir ta­ban­ca?
Temel’in bazı in­san­la­ra ka­fa­sı bo­zul­muş. Ra­kı­sı­nı ka­mış­la iç­ti­ği için onun­la dalga ge­çi­yor­lar.
Temel ’Ula uşak­lar dok­tor bana ’içki ka­de­hi­ne du­da­ğı­nı ke­sin­lik­le değ­dir­me­ye­cek­sin’ dedi de ondan do­la­yı ka­mış­la içey­rum.
Sağ­lık me­se­le­si bu ’de­yin­ce de daha çok gül­müş­ler.
Bunun üze­ri­ne kızan Temel si­lah­çı dük­kâ­nı­na git­miş. Bir ta­ban­ca almak is­ti­yo­rum demiş.
Dük­kân­cı sor­muş:
‘Nasıl bir ta­ban­ca’
Temel par­mak he­sa­bı yap­mış.
‘5 ki­şi­lik olsun yeter!’
Temel’in dör­düz­le­ri
Köy evin­de Temel’in ka­rı­sı Fa­di­me san­cı­lar için­de doğum ya­pı­yor.
Temel ebeye yar­dım­cı olmak için lam­ba­yı tu­tu­yor köy ebesi de do­ğu­mu yap­tı­rı­yor.
Bir bebek do­ğu­yor. Az sonra ikin­ci bebek…der­ken üçün­cü bebek ge­li­yor….ar­dın­dan bir bebek daha…
Temel şaş­kın bir halde ’Tan­rım bu nedir?’ diyor ve ebeye ses­le­ni­yor.
Ebe hanım.
Lam­ba­yı sön­dür­sek mi acaba, ne der­sin? Işığı gören ge­li­yor da.