Hamt alemlerin Rabbi Allaha aittir. Ey Allah im! İslam ve iman nimeti verdiğinden hamt ancak sana aittir. Yine bizleri ümmeti Muhammet’ten (Ona salat ve selam olsun) eylediğinden hamt sana aittir.
Allahtan başka ilah olmadığına, tek olduğuna ve ortağı olmadığına şahitlik ederim. Ve yine muhakkak Hz. Muhammed’in Allah’ın cc. kulu ve resulü olduğuna şahitlik ederim.
Ey Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, hane halkına ve sahabesine hepsine salat’ü selam eyle.
Bundan sonra ey Müslümanlar.
Allah Teala muhkem olan ayet-i kerimelerinde şöyle buyuruyor.
اَمْ لَمْ يُنَبَّاْ بِمَا فٖى صُحُفِ مُوسٰى
وَاِبْرٰهٖيمَ الَّذٖى وَفّٰى
Necm suresi 53.36-37 Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى
Necm suresi 53.39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.
وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰى
Necm suresi 53.40 – Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
ثُمَّ يُجْزٰیهُ الْجَزَاءَ الْاَوْفٰى
Necm suresi 53.41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir
İslam kardeşleri.
İnşallah bugünkü buluşup konuşmamız Allah’ın Kitabından olan ayet-i kerimesi ile olacaktır. O ayet-i kerimeyi okuyoruz. Manalarını anlıyoruz. Meramının denizinde yüzüyoruz. Onda gelen bilgiler ile amel ediyoruz.
Allah Teala ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى
Necm suresi 53.39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.
İmam Kurtubi’nin Tefsirinde şu yorum mevcuttur. İbn-i Abbas dedi: İbrahim (a.s.) dan önce başkasının kabahatinden dolayı adamı alıyorlardı. Öldürmede ve yaralamada kişinin velisi başka bir veli ile alınıyordu. Kişi babası ile, kardeşi ile, amcası ile, dayısı ile, amcasının oğlu ile, yakını ile, hanımı ile, kocası ile ve kölesi ile öldürülüyordu. Hz. İbrahim (a.s.) onlara Allah Tealadan şu ayet-i kerimeyi tebliğ eyledi.
عن الله تعالى : (أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ) ،
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
İbn-i Kesirin Tefsir Kitabında bu ayetin izahında şöyle der. Yani kendisine küfrederek veya günahlardan bir şey ile zulmeden her nefis ancak kendi aleyhine işlediği günahı kendisi taşır. Onu bir başkası taşımaz.
وفي تفسير ابن كثير : { أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى } أي
Allah Teala şöyle buyurdu:
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى وَاِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ اِلٰى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَیْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰى اِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذٖينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَمَنْ تَزَكّٰى فَاِنَّمَا يَتَزَكّٰى لِنَفْسِهٖ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَصٖيرُ
Fatır suresi 35.18 Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.
İmam Tantavinin el-Vasit isimli kitabında mana şöyledir. Bu işi üzerine alan insan din işlerinde bilmesi gereken gerçekleri bilmede cahil olunca alimler Hz. Musa ve Hz. İbrahim (a.s.)in sahifelerinden sormaz mı? O sahifede bir kimse kıyamet günü başkasına ait olan kabahati taşımaz hükmü vardır.
İmam İbn-i Sadı şöyle diyor: Allah Teala şöyle buyurdu:
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ancak kötülükler ortaya çıktığı zaman kötülükler ortadan kaldırılmazsa onun cezası umumi olur. Günahı herkesi kapsamı içine alır. Bu ayet-i kerimenin hükmünün dışına çıkmaz. Çünkü kim vacip olan inkârı terk ederse kötülük kazanır.
Burada Allah’ın adaletinde ve hikmetinde açıklama vardır. Çünkü kimse başkasının günahı ile cezalandırılmaz. Hiçbir kimseyi ortaya çıkan günahının cezasından başkası cezalandırmaz.
Bundan dolayı Allah Teala şöyle buyurdu:
‘’Allah bilendir hikmet sahibidir.’’
ولهذا قال تعالى: (وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا)
Yanı Onun Allah’ın kâmil ilmi vardır. Tam hikmeti vardır.
İmam Tirmizinin sünen kitabında sahih senet ile şu hadisi şerif mevcuttur.
وفي سنن الترمذي بسند صحيح : (عَنْ أَبِى بَكْرَةَ قَالَ ،قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- : « مَا مِنْ ذَنْبٍ أَجْدَرُ أَنْ يُعَجِّلَ اللَّهُ لِصَاحِبِهِ الْعُقُوبَةَ فِي الدُّنْيَا مَعَ مَا يَدَّخِرُ لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْبَغْيِ وَقَطِيعَةِ الرَّحِمِ ».
Ebi Bekreden rivayet edilen hadisi şerifte Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
‘’Hiçbir günah, Allah Teâlâ'nın onu işleyen kişiye dünyada daha çabuk ceza vermesine, ahirette ise daha büyük bir ceza vermesine, haddi aşmak ve akrabalık bağlarını koparmak gibi, lüzum yoktur.’’
Eş-Şeyh Abdülaziz er-Racihi bu ayet hakkında şöyle buyurdu: Bu ayet genel herkese hitap eder. Bu ayeti Hz. Ömerin şu hadis hususileştirir: Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
: حَدِيثُ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- قَالَ: (إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ) متفق عليه ،
‘’Muhakkak ölü; yakınlarının üzerine ağlamaları sebebi ile azap görür.’’ Hadis hakkında ittifak vardır.
Eş-Şeyh İbn-i Useymin (Allah ona rahmet eylesin) Tefsirinde bu ayet hakkında şöyle dedi:
:{وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى}
‘’Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.’’ Yani insan başkasının günah yükünü yüklenmez. Ancak burada şu olay istisna edilir. Ayrı tutulur. Bir kişinin yolu günah ise o günahın yükü bu kişinin üzerindedir. Aynı günah yolundan gidenlerin günah yükü de kıyamet gününe kadar başlatanın da ayrıca üzerinde olur. Fakat hakikat gerçekten başkasının günah yükünü taşımak değildir. Çünkü başkası suç işleyip günahkâr oldu. Ancak bu kişi kötülük ile başladığı çirkin gidişatın günahını yüklenir. Gerçek o zaman başkasının yükünü taşımamış olur. Fakat kendi nefsinin günahının yükünü taşımış olur.
{ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى }
‘’Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.’’ Allah Teala kafirlerin mümin olanlara söyledikleri şu sözleri yalanlamıştır.
Allah Teala şöyle buyurdu:
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَبٖيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُمْ بِحَامِلٖينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَیْءٍ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Ankebut suresi 29.12 İnkâr edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
Allah Teala şöyle buyurdu:
{ وَمَا هُمْ بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُون
Ankebut suresi 29.12 İnkâr edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
Birisi sana şöyle derse: ‘’Sen şu günahı yap. Günahı benim üzerime olsun.’’ Şu bir gerçek ki buna gücü yetmez. Mümkün de değildir. Onu şu söylenir: ‘’Günahı benim üzerimedir.’’ Günahı yapan üzerinedir. Sonra eğer günah işleyen söz ile kandırılmış, bir şey bilmiyorsa bu sözü söyleyene de kandırdığından dolayı günah vardır. Çünkü o kimse kandırıldı ve oyuna geldi.
Ey Müslümanlar.
Allah Teala ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
اِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِىٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَ وَاِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ لَكُمْ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ اِنَّهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Zumer suresi 39.7 Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
Allah Teala’nın kitabında beş kere Kur’an-i Kerimin temel taşının beyanı tekrar edilir. İşte bu tekrarlanma olayı şüphesiz onun delaleti vardır. Onun baskınlığı vardır. Bu temel taşının delalet ettiği bu mana yalnız Muhammed’i ümmetin özelliklerinden değildir. Belki o bütün şeriatların özelliklerindendir. Bunu benimle beraber düşün.
Allah Teala şöyle buyurdu:
اَمْ لَمْ يُنَبَّاْ بِمَا فٖى صُحُفِ مُوسى
وَاِبْرٰهٖيمَ الَّذٖى وَفّٰى
Necm suresi 53.36-37 Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى
Necm suresi 53.39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.
وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰى
Necm suresi 53.40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
ثُمَّ يُجْزٰیهُ الْجَزَاءَ الْاَوْفٰى
Necm suresi 53.41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir
Aynı şekilde bu mana ki o manaya bu kuranı temel kaide karar verdi. O temel kaide delalet ettiğine muhalif değildir.
Allah Teala şöyle buyurdu:
وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْپَلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Ankebut suresi 29.13 Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
Allah Teala şöyle buyurdu:
لِيَحْمِلُوا اَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَمِنْ اَوْزَارِ الَّذٖينَ يُضِلُّونَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اَلَا سَاءَ مَا يَزِرُونَ
Nahil suresi 16.25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.
Muhakkak bu deliller insanın kazandığı günahın vebalını yüklenip taşıyacaklarına delalet eder. Sözü ve davranışı onları sapıklığa sevk edenler. Bunlar doğru yola davet edenler gibidir. Allah onlara davranışlarından dolayı sevap verir. Onların hidayeti ile doğru yolu bulup ilimlerinden istifade edenlere de sevap verir.
Bu yüzden küfrün cesur olanlarından bir topluluk kendilerinin içinde bulundukları küfre bazı insanların bakı kalmasına çalışınca veya mümin olanı imandan küfre nakletmeye teşvik etti. Onları aldattılar. Bu kaide bunların tamamen hilafınadır. Onlar şöyle dediler. Allah cc onlardan bahsettiği gibidir.
Kitabında Aziz olan Allah şöyle buyurdu:
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَبٖيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُمْ بِحَامِلٖينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَیْءٍ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Ankebut suresi 29.12 İnkâr edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالًا مَعَ اَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْپَلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Ankebut suresi 29.13 Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
Allah’ın Kitabından bu temel kaidenin tatbik edilen örneklerinden bahsetmeyi murat edince örneklerin en meşhurlarından ve ortaya çıkan örneklerden tatbik edileni Allah'ın Nebisi Yusuf (s.a.s.) in örneğidir.
Şöyle ki Yusuf’un su kabını kardeşinin eşyaları içine koyarak kardeşi Bünyamin’i hile ile alıp elde etmeye kalkınca oldu. Bilinen kıssada vardır.
Yusuf’un kardeşleri geldi. Şöyle diyorlardı: (Ayet-i Kerime.)
قَالُوا يَا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ اِنَّ لَهُ اَبًا شَيْخًا كَبٖيرًا فَخُذْ اَحَدَنَا مَكَانَهُ اِنَّا نَرٰیكَ مِنَ الْمُحْسِنٖينَ
Yusuf suresi 12.78 Onlar, Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler.
Yusuf onlara şöyle söyleyerek cevap verdi. (Ayet-i kerime.)
قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اَنْ نَاْخُذَ اِلَّا مَنْ وَجَدْنَا مَتَاعَنَا عِنْدَهُ اِنَّا اِذًا لَظَالِمُونَ
Yusuf suresi 12.79 Yûsuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.
Ancak Firavuna sihirbazları şöyle deyince: ‘’Muhakkak İsrail oğullarında bir çocuk doğacak. Senin mülkünün sonu onun elinde olacaktır.’’
Firavun İsrail oğullarında doğan bütün çocukların öldürülmesini zalim günahkâr olan fermanını resmi emrini çıkardı. Ölen çocukların sayısı binler ile sayılacak şekildedir. Belki ölen çocuklar bunun on katı üzerindedir. Öldürülen bunca çocuk yalnız bir çocuk içindir.
Bu Kur’an-i temel yönteme orada hatalı bir anlayış vardır. O hatalı anlayış; insanların bazısı bu Kur’an-i temel yöntemi muhalif olduğunu zannediyor.
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. (Kur’an-i temel yöntem.)
Toplumlardan bazılarına gelen veya ülkelerden bir ülkeye bir şehre gelen umumi İlahi cezalardan onu gördüğü için hatalı anlayış vardır. Bu kötü işler, zina ve isyan etmeler yayıldığı zaman olur. Hatanın sebep olacağından anlaşılan budur.
Kötü işler insanlar bunları alenen yapar ve buna kimse karşı koymaz ise işte bu büyük bir günahtır. Bu günaha engellemesine gücü yettiği halde günahı engellemeyen herkes iştirak etti. Ortak oldu.
Bu günahı engelleme ister el ile ister dil ile ister kalp ile engelleme olsun. Kalp ile günahı engelleme imanın en zayıf olanıdır. Kalp ile günahı engellemede kimsenin özrü olmaz.
Toplum sayılan bu üç sınıf insandan yoksun olursa -Allah’a sığınarak söylüyorum- o toplumun, ülkenin ve şehrin) halkı günahı engellemeye gücü kuvveti olmasına rağmen engellemez ise o zaman içlerinde salıh olan bazı kişiler olsa da cezaya müstahak olurlar.
Sözümü söylüyorum. Benim için ve sizin için Allah’tan affımı istiyorum.
İKİNCİ HUTBE
Hamt alemlerin Rabbi Allaha aittir. Ey Allah im! İslam ve iman nimeti verdiğinden hamt ancak sana aittir. Yine bizleri ümmeti Muhammet’ten (Ona salat ve selam olsun) eylediğinden hamt sana aittir.
Allahtan başka ilah olmadığına, tek olduğuna ve ortağı olmadığına şahitlik ederim. Ve yine muhakkak Hz. Muhammed’in Allah’ın cc. kulu ve resulü olduğuna şahitlik ederim. Ey Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, hane halkına ve sahabesine hepsine salat (dua), selam (esenlik) ve kutlu eyle.
Bundan sonra ey Müslümanlar.
Allah Teâlâ’nın şu ayet-i kerimesini benimle beraber düşünün:
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖيبَنَّ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
Enfal suresi 8.25 Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.
Allame İmam Sa’di bu ayetin tefsirinde şöyle diyor: Zülmü işleyen ve diğerleri azaba uğrarlar. Bu şundan dolayı olur. Zülüm ortaya çıkar ve zülüm engellenmezse o zaman zülüm işleyen ve diğerlerine umumi olur. Hepsi azaba uğrarlar. Bu fitneden kötülüğü yasaklayarak muhafaza olunur. Şer ve fesat ehlini engelleyerek muhafaza olunur. İmkanlar nispetinde bunların zülüm ve isyan etmeye imkanları olmaz.
Bu ayet-i kerimenin manası bu şekilde de izah edilir.
İmam Ahmet hasen senetle şu hadisi şerifi rivayet etti. (Muhakkak Adiy Resulullahtan s.a.s. den işittiğini söylüyordu. Resulullah şöyle buyurdu:
ما رواه الإمام أحمد: بسند حسن ـ ( أن عَدِيًّا يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- يَقُولُ « إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لاَ يُعَذِّبُ الْعَامَّةَ بِعَمَلِ الْخَاصَّةِ حَتَّى يَرَوُا الْمُنْكَرَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ وَهُمْ قَادِرُونَ عَلَى أَنْ يُنْكِرُوهُ فَلاَ يُنْكِرُوهُ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَذَّبَ اللَّهُ الْخَاصَّةَ وَالْعَامَّةَ »
“ Muhakkak ki Allah, özelin amelinden (ötürü) genele azap etmez. Hatta onlar, münkerin alenen kendi içlerinde işlendiğini görüp inkâra muktedir oldukları halde onu inkâr etmezlerse, o zaman Allah’ın azabı özele ve genele olur.”
İmam Ahmet müsnedinde rivayet etti:
، وروى الإمام أحمد: في مسنده ( عَنْ أَبِى بَكْرٍ الصِّدِّيقِ أَنَّهُ خَطَبَ فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّكُمْ تَقْرَءُونَ هَذِهِ الآيَةَ وَتَضَعُونَهَا عَلَى غَيْرِ مَا وَضَعَهَا اللَّهُ ( يَا أَيُّهَا الَّذِين آمَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ) سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- يَقُولُ : « إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوُا الْمُنْكَرَ بَيْنَهُمْ فَلَمْ يُنْكِرُوهُ يُوشِكُ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّهُ بِعِقَابِهِ » ،
Ebu Bekr es-Sıddık hitap etti. Ve şöyle dedi: "Ey inananlar! Sizler şu ayeti okuyorsunuz. Allah’ın koymadığı yere onu koyuyorsunuz. Ayet şudur:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمٖيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Maide suresi 5.105 Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.
"insanlar bu ayeti yanlış tefsir ediyorlar. Halbuki ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in :
«İnsanlar bir zalimi görüp te onu bundan menetmezlerse" -veya- "Çirkin olan şeyi değiştirmezlerse o zaman Yüce Allah toplumun tümünü cezalandırır» buyurduğunu işittim" dedi.
İsnadı sahihtir. Hadisi İbn Hibban, Sahih (305) rivayet etmiştir.
Sahihayin Kitabında şu hadisi şerif mevcuttur: Cahşın kızı -Allah onlardan razı olsun- Muhakkak ki o Nebi -s.a.a.- yüzü kızarmış olduğu halde uykudan uyandı. Şöyle buyurdu:
وفي الصحيحين : (عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ – رضى الله عنهن – أَنَّهَا قَالَتِ اسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ – صلى الله عليه وسلم – مِنَ النَّوْمِ مُحْمَرًّا وَجْهُهُ يَقُولُ « لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ، وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ ، فُتِحَ الْيَوْمَ مِنْ رَدْمِ يَاجُوجَ وَمَاجُوجَ مِثْلُ هَذِهِ » . وَعَقَدَ سُفْيَانُ تِسْعِينَ أَوْ مِائَةً . قِيلَ أَنَهْلِكُ وَفِينَا الصَّالِحُونَ قَالَ « نَعَمْ ، إِذَا كَثُرَ الْخَبَثُ »
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uykusundan, «Allah'dan başka ilâh yoktur! Yaklaşan şer'den vay Arab'ın haline! Bugün Ye'cüc Me'cuc'un seddinden şu kadarı açıldı.» diyerek uyandı. Süfyan eliyle on düğümü yapmıştır. Ben: Yâ Resûlallah! Aramızda salıh kimseler varken biz helak mı olacağız? dedim.
«Evet! Fısku fücur çoğaldığı vakit!» buyurdular.
Ey Müslümanlar.
Allah Teala şöyle buyurdu:
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
Necm suresi 53.38 Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى
Necm suresi 53.39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.
Her insan amelinden dolayı hesaba çekilecektir. Hatasından sorumludur. En güçlü ilişkilerden biridir. Kuvvet olarak karı ile kocanın en yoğun beraber olmalarıdır.
Bunlar beraber olmaları gerekirken bu Allah’ın Nebisi Lut (a.s.) ın Hanımı Lutun davetine inanmadı. Kocası Lut kendisine insanların en yakını idi. Yakınlık olarak insanların en yakını iken hanımını Aziz ve Celil olanAllah’ın azabından korumasına gücü yetmedi.
Allah Teala şöyle buyurdu:
وَلَمَّا اَنْ جَاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سٖیءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Ankebut suresi 29.33 Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
Sahihayın kitabında lafız İmam Buhariye ait olan hadis-i şerif şöyledir:
(أَنَّ النَّبِيَّ – صلى الله عليه وسلم – قَالَ : « يَا بَنِى عَبْدِ مَنَافٍ ، اشْتَرُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ اللَّهِ ، يَا بَنِى عَبْدِ الْمُطَّلِبِ اشْتَرُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ اللَّهِ ، يَا أُمَّ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ عَمَّةَ رَسُولِ اللَّهِ ، يَا فَاطِمَةُ بِنْتَ مُحَمَّدٍ ، اشْتَرِيَا أَنْفُسَكُمَا مِنَ اللَّهِ ، لاَ أَمْلِكُ لَكُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا ، سَلاَنِي مِنْ مَالِي مَا شِئْتُمَا » ،
Nebi -s.a.s.-şöyle buyurdu:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine: "Aşiretini, en yakın akrabam uyar." (Şuara, 26/214) buyruğu nazil olunca dedi ki: "Ey Kureyş topluluğu, nefsinizi Allah'tan satın alınız. Allah'a karşı benim size hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Abdulmuttalib oğulları Allah'a karşı benim size hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas, Allah'a karşı benim sana hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in halası Safiye, Allah'a karşı benim sana faydam olmayacaktır. Ey Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kızı Fatıma, neyi arzu edersen benden isteyebilirsin, ama Allah'a karşı benim sana faydam olmayacaktır. "
Allah Teala muhkem olan ayetlerinde şöyle buyurdu:
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِیَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا وَقٖيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلٖينَ
Tahrim suresi 66.10 Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لٖى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنٖى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهٖ وَنَجِّنٖى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Tahrim suresi 66.11 Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
İki kişi arasında en yakın olan alaka karı koca arasındaki alakadır. Hanım kafirdir. Kocası Peygamberdir. Hanım sadık mü’mindir. Kocası kafirdir. Bunların ikisi de birbirinin aksı zıddıdır. Peygamber kafir olan hanımını cehennem ateşinden korumaya gücü yetmiyor. Firavun hanımını putperest dinine getiremedi.
Ve dua.
Tarih: 08 Kasım 2024
Tercüme Eden: İbrahim SIRMALI
Emekli Müftü, İcazetli
https://hamidibrahem.com den alıntıdır.
06. Haziran 2020
