İbrahim Sırmalı


İSTİĞFAR (AL­LAH­TAN AF DİLEMEK)

Emekli Müftü - muftu.ibrahim@gmail.com


يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا
Nuh su­re­si 71.11 - ‘(Ba­ğış­la­ma di­le­yin ki,) üze­ri­ni­ze gök­ten bol bol yağ­mur in­dir­sin.'
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا
Nuh su­re­si 71.12 - ‘Sizi mal­lar­la, oğul­lar­la des­tek­le­sin ve sizin için bah­çe­ler var etsin, sizin için ır­mak­lar var etsin.'
Bun­la­rın her­bi­re­ri ne ile­dir? İstiğ­far ile­dir. Bun­dan do­la­yı ada­mın biri Hasan el-Bas­ri’ye (Allah Ona rah­met ey­le­sin) ge­lin­ce fa­kir­li­ğin­den şi­ka­yet edi­yor­du. Fa­kir­lik­ten kur­tul­ma­sı için Hasan el-Bas­ri Ona is­tiğ­far et­me­si­ni söy­le­di. Sonra başka biri geldi. Oda top­ra­ğı­nın ve­rim­siz­li­ğin­den -top­ra­ğa isa­bet eden kıt­lık­tan- şi­ka­yet edi­yor­du. İmam Hasan O adama kıt­lık­tan kur­tul­mak için is­tiğ­far et­me­si­ni tav­si­ye etti. Sonra üçün­cü şahıs geldı. Kısır ol­du­ğun­dan ço­cu­ğu ol­ma­dı­ğın­dan şi­ka­yet edi­yor­du. İmam Hasan ço­cu­ğu ol­ma­sı için is­tiğ­far et­me­si­nin yo­lu­nu gös­ter­di. İmamın et­ra­fın­da olan­lar şa­şır­dı. Ken­di­si­ne bun­la­rın her­bi­ri­ne is­tiğ­far et­mek­ten başka bir şey bu­la­ma­dın mı? De­di­ler. İmam ken­di­le­ri­ne siz Al­la­hın ki­ta­bın­da şöyle bu­yur­du­ğu­nu işit­me­di­niz mi? Şöyle bu­yu­ru­yor:
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا
Nuh su­re­si 71.10 - "Dedim ki: ‘Rab­bi­niz­den ba­ğış­la­ma di­le­yin; çünkü O, çok ba­ğış­la­yı­cı­dır.'
يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا
Nuh su­re­si 71.11 - ‘(Ba­ğış­la­ma di­le­yin ki,) üze­ri­ni­ze gök­ten bol bol yağ­mur in­dir­sin.'
İmam Sa’le­bi­nin (10/44) tef­si­ri­ne ba­kı­nız. Bu yağ­mu­run yağ­ma­sı fa­kir­li­ğin or­ta­dan kalk­ma­sı­dır.
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا
Nuh su­re­si 71.12 - ‘Sizi mal­lar­la, oğul­lar­la des­tek­le­sin ve sizin için bah­çe­ler var etsin, sizin için ır­mak­lar var etsin.' O zür­ri­ye­tin ve­ril­me­si­dir. Bun­la­rın her­bi­ri­nin se­be­bi is­tiğ­far­dır. İstiğ­far hayır ka­pı­la­rı­nın en büyük ola­nı­dır.
Al­la­hın kul­la­rı!
İstiğ­fa­rın çok ol­ma­sı; bu­ra­da Allah Azze ve Celle ile sağ­lam bir ır­tı­bat bu­lun­du­rur. Ne zaman el-Ka­vi el-Aziz el-Ceb­bar olan Al­lah­tan lez­zet alır­san o zaman kim­se­den kork­ma.
Kim Al­lah­tan sa­kı­nır­sa so­nun­da met­ho­lu­nur. Ken­di­si­ne ya­pı­lan köt­lük­ler­den ko­ru­nur. Sana kim iha­net eder­se elin­le Al­la­hın ipine dört elle sa­rıl­ma­ya ken­di­ni mec­bur eyle. Bu sa­rı­lıp tu­tun­man bi­ri­le­ri­nin iha­ne­tin­de sana en büyük des­tek­tir.
Yer­yü­zün­de bu­lu­nan­la­rın ta­ma­mı sana zarar ver­mek hu­su­sun­da bir araya gel­se­ler Aziz ve Celil Olan Rab­bi­miz de murat et­me­se –Al­la­ha yemin ol­sun- asla sana zarar ve­re­mez­ler. Bir ke­li­me ile dahi sana zarar ve­re­mez­ler. Çünkü senin ile be­ra­ber kavı (güçlü) olan ki bütün gök­le­rin ve bütün yer­yü­zü­nün ta­ma­mı kud­ret elin­de olan Allah cc var­dır. Allah Azze ve Celle olan Allah şöyle bu­yur­du:
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖ وَالْاَرْضُ جَمٖيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
Zümer su­re­si 39.67 - Allah'ın kad­ri­ni ge­re­ği gibi bi­le­me­di­ler. Yer­yü­zü kı­ya­met gü­nün­de bü­tü­nüy­le O'nun elin­de­dir. Gök­ler de O'nun kud­re­tiy­le dü­rül­müş­tür. O, on­la­rın ortak koş­tuk­la­rın­dan uzak­tır, yü­ce­dir.
Sen is­tiğ­far et­me­ye ken­di­ni mec­bur kabul eder­sen Aziz ve Celil olan Allah seni tuzak ku­ran­la­rın tu­za­ğın­dan ve hi­le­kâr­la­rın hi­le­sin­den korur. Öyle ise kal­bi­ni Aziz ve Celil olan Rab­bi­ne bağla. Pey­gam­ber Efen­di­miz şöyle bu­yu­rur:
(إن العبد إذا أخطأ خطيئةً نُكِتَت في قَلْبه نُكْتة)
Mu­hak­kak kul hata yap­tı­ğı zaman kal­bi­ne bir nokta olu­şur.
((فإذا هو نزع واستغفر صُقِل قلبه)
O ha­ta­dan ay­rı­lıp tövbe et­ti­ği zaman kalbi te­miz­le­nir.
Bi­la­kis, aynı gü­na­hı iş­le­me­ye devam eder­se, kalp­te­ki leke ar­tı­rı­lır. Hatta bir zaman gelir, kalbi ta­ma­men kap­lar. İşte bu durum Ce­nab-i Hak­kın zik­ret­ti­ği pas­tır. Ayet şudur:
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Mu­taf­fi­fin su­re­si 83.14 - Hayır, hayır! Doğ­ru­su on­la­rın ka­zan­mak­ta ol­duk­la­rı kalp­le­ri­ni pas­lan­dır­mış­tır.
Bu ha­di­si İmam Tir­mi­zi (3334) nolu ha­di­sin­de ri­va­yet etti. İmam el-El­ba­ni bu (1670) nolu Sahih el-Ca­mi ki­ta­bin­da hasen hadis ol­du­ğu­nu söy­le­di.
Bun­dan do­la­yı kalp­ten pasın, sı­yah­lı­ğın ve per­de­nin sö­kül­me­si ancak te­miz­lik ile olur. O te­miz­lik de is­tiğ­far­dır. İbnu Tey­mi­ye (Allah Ona rah­met ey­le­sin) diyor ki: Kul için is­tiğ­far­mi yoksa tes­bih mi daha fay­da­lı­dır diye so­rul­du. Allah rah­met ey­le­sin şöyle cevap verdi. ‘’El­bi­se eğer temiz ise güzel koku ve gül­su­yu daha fay­da­lı­dır. Eğer el­bi­se kirli ise sabun ve su daha fay­da­lı­dır. ‘’Tes­bih’’ (süb­ha­nel­lah, el­ham­du lil­lah ve Al­la­hu ekber söy­le­mek) dü­rüst ki­şi­le­rin güzel ko­ku­su­dur. ‘’İstiğ­far’’ (ba­ğış­lan­ma­sı­nı Al­lah­tan is­te­mek) asi olan kim­se­le­rin sa­bu­nu­dur.
Kim kendi nef­sin­de gü­na­hı­nın ve is­ya­nı­nın çok ol­du­ğu­nu gö­rür­se çokça is­tiğ­far ey­le­sin. İstiğ­far ey­le­me­si ken­di­si hak­kın­da tes­bih çek­me­sin­den daha ev­la­dır. Eğer kişi gü­nah­la­rı­nın salih amel­le­rin­den daha az ol­du­ğu­nu zan­ne­di­yor­sa o tes­bih ve tah­mi­di çokça ey­le­sin. Sub­ha­nel­lah El­ham­du­lil­lah
İstiğ­fa­rin mey­ve­le­rin­den aynı şe­kil­de kö­tü­lük­le­re kef­fa­ret et­me­si, iyi­lik­le­rin art­ma­sı cen­net­te de­re­ce­le­rin art­ma­sı­dır.
Ali bin Ebi Talib ra şöyle de­miş­tir: Ben Re­su­lül­lah sav den bir hadis işit­ti­ğim zaman, ra­vi­ye yemin tek­lif eder­dim. Yemin et­ti­ği zaman onu tas­dik eder­dim. Ebu Bekir ra da bana bir hadis ri­va­yet etti. Ebu Bekir doğru söy­le­di. Dedi ki Re­su­lül­lah sav bu­yur­du: Re­su­lül­lah­tan işit­tim. Bu­yur­du: Ey Al­la­hın kul­la­rı! İşitin. Rab­bi­ni­zin iyi­li­ği­ne ve cö­mert­li­ği­ne ba­kı­nız. Bir günah iş­le­yen hiç­bir adam yok­tur ki bu günah büyük olsun, küçük olsun.
Günah iş­le­dik­ten sonra ab­dest alır, ab­des­ti­ni gü­zel­ce alır, sonra iki rekat namaz kılar. Ve gü­na­hı­nın mağ­fi­re­ti­ni Al­lah­tan diler de Allah ona mağ­fi­ret etmez. Allah onu af eder.
Günah iş­le­dik­ten sonra ab­dest alır, ab­des­ti­ni gü­zel­ce alır, sonra iki rekat namaz kılar. (yal­nız iki rek’at) Ve gü­na­hı­nın mağ­fi­re­ti­ni Al­lah­tan diler. Allah ona mağ­fi­ret eder. Sonra şu ayeti okudu.
وَالَّذٖينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Al-i İmran su­re­si 3.135 - Yine onlar, çir­kin bir iş yap­tık­la­rı yahut ne­fis­le­ri­ne zul­met­tik­le­ri zaman Allah'ı ha­tır­la­yıp hemen gü­nah­la­rı­nın ba­ğış­lan­ma­sı­nı is­te­yen­ler -ki Allah'tan başka gü­nah­la­rı kim ba­ğış­lar- ve bile bile iş­le­dik­le­ri (günah) üze­rin­de ısrar et­me­yen­ler­dir.
İmam Tir­mi­zi (406) nolu hadis ile ri­va­yet etti. İmam el-Ba­ni Tah­kık Müş­kat el-Me­sa­bih ki­ta­bın­da (1275) nu­ma­ra­da ha­di­sin hasen ol­du­ğu­nu söy­le­di.
İmam Hakim ve el-Ta­be­ra­nı­ya göre Ebi Sa­it­ten ri­va­yet edi­len ha­di­si şe­ri­fe göre İmam el-Ba­ni bu ha­di­sin se­ne­di­nin hasen ol­du­ğu­nu söy­le­di. Re­su­lül­lah şöyle bu­yur­du:
(إن إبليس قال لربه: بعزتك وجلالك، لا أبرح أُغوي بني آدم ما دامت الأرواح فيهم، فقال له الله عز وجل: وعزتي وجلالي، لا أبرح أغفر لهم ما استغفروني)
İblis Rab­bi­ne ‘’Senin iz­ze­tin ve ce­la­lin üze­ri­ne yemin ede­rim ki ruh­la­rı (be­den­le­rin­de) ol­du­ğu sü­re­ce adem oğul­la­rı­nı sap­tır­ma­ya devam ede­ce­ğim.’’ demiş, Allah da ‘‘İzze­tim ve ce­la­lim hakkı için, onlar af di­le­dik­le­ri sü­re­ce ben de on­la­rı ba­ğış­la­ya­ca­ğım.’’ Kar­şı­lı­ğı­nı ver­miş­tir.’’
Bu ha­di­si İmam Ahmet (11244) nu­ma­ra­da kendi ifa­de­si ile ri­va­yet etti. İmam Ta­be­ra­nı (8788) nu­ma­ra­da el-Ev­set ki­ta­bın­da ri­va­yet etti. İmam el-El­ba­ni sahih ki­ta­bın­da: Ha­di­sin is­na­dı­nın ki­şi­le­ri­nin ta­ma­mı ifa­de­le­ri imam şey­hey­ne göre sağ­lam ki­şi­ler­dir. Ancak in­kı­ta var­dır. (213/1)
Ey Al­la­hın kul­la­rı! İş ko­lay­dır. Şey­tan seni her ne şe­kil­de gü­na­ha ve is­ya­na sokar. Panik için­de Rab­bi­ne koş. Al­la­ha is­tiğ­far eyle. Al­la­hı töv­be­le­ri kabul ve mer­ha­met eden ola­rak bu­lur­sun.
وقد جاء في صحيح مسلم، يقول صلى الله عليه وسلم فيما يحكي عن ربه عز وجل
Sa­hi­hi müs­lim­de Re­su­lul­lah sav Rabbi azze ve cel­le­den nak­le­de­rek şöyle bu­yur­muş­tur
‘’Kulum bir günah iş­le­di ve (fakat) gü­na­hı ba­ğış­la­ya­cak veya bu yüz­den ken­di­si­ni sor­gu­la­ya­cak bir Rabbi ol­du­ğu­nu bildi’’ der. Sonra kul tek­rar günah iş­le­di de ‘’Rab­bim, gü­na­hı­mı ba­ğış­la’’ dedi mi, Allah Te­ba­re­ke ve Teala:
-Ku­lum bir günah ve (fakat) gü­na­hı ba­ğış­la­ya­cak veya bu yüz­den ken­di­si­ni so­gu­la­ya­cak bir Rabbi ol­du­ğu­nu bildi’’der.
Sonra kul tek­rar günah iş­le­di de ‘’Rab­bim, gü­na­hı­mı ba­ğış­la’’ dedi mi, Allah Te­ba­re­ke ve Teala:
-Ku­lum bir günah ve (fakat) gü­na­hı ba­ğış­la­ya­cak veya bu yüz­den ken­di­si­ni so­gu­la­ya­cak bir Rabbi ol­du­ğu­nu bildi. Ben ku­lu­mu af­fet­tim, artık di­le­di­ği­ni yap­sın’’bu­yu­rur.
Bu ha­di­si İmam Bu­ha­ri (7507)nu­ma­ra­da İmam Müs­lim (2758) nu­ma­ra­da ri­va­yet etti. Seni ba­ğış­la­dım seni af­fet­tim lafzi İmam Müs­li­me ait­tir. Hayal eyle ey Müs­lü­man. Mu­hak­kak bu­ra­da bu fa­zi­let­le ve hayır ile kas­te­di­len sen­sin. Bu Allah için zor ol­ma­dı. Ey Al­la­hın kul­la­rı! Ya­pı­la­cak iş kolay bir ça­lış­ma­ya, sa­mi­mi­ye­te ve Aziz ve Celil olan Al­la­ha töv­be­ye muh­taç­tır. Rab­bin sen­den ken­di­sin­den bu­ra­da umit et­me­ni, günah ve hata iş­le­dik­çe rah­me­tin­den umit kes­me­me­ni is­ti­yor. Rab­bi­nin rah­me­ti ge­niş­tir. Bütün gü­nah­la­rı gö­rü­len gök­yü­zü kadar ol­sa­da kap­sa­mı içine alır.
İbn-i Ömer­den mer­fu­an ri­va­yet edil­di: Allah ku­lu­nu kı­ya­met gü­nün­de ge­ti­rir. Onu yak­laş­tı­rır, bütün mah­lü­ka­tın gö­re­mi­ye­ce­ği ör­tü­sü içine onu koyar. Ona şöyle bu­yu­rur: ‘’Sa­hi­fe­ni oku. Günah günah sa­hi­fe­si­ni tanır. Ta­nı­yor­mu­sun. Ta­nı­yor­mu­sun. Kul derki: Evet. Evet. Dik­kat edin bu kul sa­ğı­na so­lu­na ba­kı­nır. Cevap verir. Sonra sa­ğı­na so­lu­na ba­kı­nır. Sonra döner. Niçin ba­kı­nır. Çünkü o in­san­la­rın ken­di­si­ni işit­me­si­ni is­te­mi­yor. O re­za­let­ten kor­ku­yor. İnsan­la­rın Rabbi ile kendi ara­sın­da ge­çen­le­ri işit­me­sin­den kor­ku­yor. Bu iha­ne­ti­ni, gü­na­hı­nı ve amel­le­ri­ni ha­tır­lat­ma­sı anın­da olur. Kul şöyle der: ’’Evet. Evet. Sonra kul sa­ğı­na so­lu­na ba­kı­nır.’’ Allah Teala bu­yu­rur: ‘’Ey kulum! Senin için önem­li değil. Mah­lû­ka­tım­dan sen örtüm için­de­sin. Bugün senin ile benim aram­da kimse yok­tur. Senin gü­na­hı­nı ben­den başka kimse bi­le­mez. Git. Gü­nah­la­rı­nı bana ge­tir­dik­le­ri­nin bir har­fi­ne kar­şı­lık senin için af ettim. Bir şey­den do­la­yı o se­bep­le o gü­nah­la­rı af­fet­tim.’’ Kul derki: ‘’Ya Rabbi o nedir.’’
Allah bu­yu­rur: ‘’Sen ben­den baş­ka­sın­dan af um­mu­yor­dun.’’
İbn-i Recep bu ha­di­si Cami’ l-Ulum ve el-Hi­kem (405/2) nu­ma­ra­da ri­va­yet etti.
Al­la­hu ekber. (Allah bü­yük­tür.) Sen bana il­ti­ca edip sı­ğı­nı­yor­dun. Bunu umu­yor ben­den baş­ka­sı­nı um­mu­yor­dun. Bun­dan do­la­yı biz­ler Al­la­ha ye­min­le Rab­bi­mi­zi umu­yo­ruz. Ha­ta­la­rı­mı­zı ve gü­nah­la­rı­mı­zı af ede­ce­ği­ni ümit edi­yo­ruz.
Ey Al­la­hım! Bütün gü­nah­la­rı­mı­zı af eyle. Bizim üze­ri­mi­ze gü­nah­la­rı­mı­zı ört­me­ni, rah­me­ti­ni ve mağ­fi­re­ti­ni lüt­fet­me­ni is­ti­yo­ruz. Bizi dün­ya­nın re­zil­li­ğin­den ve ahi­re­tin aza­bın­dan koru. Bu­ra­da bu sö­zü­mü söy­lü­yo­rum. Al­la­ha is­tiğ­far edi­yo­rum. Sizde Ona is­tiğ­far edi­niz. Çünkü Allah Ğa­fur­dur. (Çok ba­ğış­la­yan) Ra­him­dir. (Şef­ket­lı­dır.)
İKİNCİ HUTBE
İhsa­nın­dan do­la­yı hamt Al­la­ha ait­tir. Biz­le­ri ba­şa­rı­lı ey­le­di­ğin­den ve bize cö­mert dav­ran­dı­ğın­dan Ona şük­re­de­riz. Salat Kulu, Re­su­lü ken­di­si­nin razı ola­ca­ğı­na davet eden Mu­ham­me­din, hane hal­kı­nın, ar­ka­daş­la­rı­nın, yo­lun­dan gi­den­le­rin, kı­ya­me­te kadar sün­ne­ti­nin izini sü­ren­le­rin üze­ri­ne Allah salat ey­le­sin. Çokça selam ey­le­sin. Bun­dan sonra.
Ön­ce­ki hut­be­miz­de Rab­bi­mi­zin rah­me­ti ya­kın­dır. De­di­ği­miz gibi. Onun affı kulun hayal et­ti­ği gibi daha ya­kın­dır. Kul ne zaman sa­mi­mi­yet­le Aziz ve Celil olan Al­la­ha İltica(sı­ğı­nır­sa) eder­se Rab­bin­den ha­yır­lı ola­na­rın ta­ma­mı­nı (dün­ya­nın ha­yır­la­rı­nı ve ahi­re­tin ha­yır­la­rı­nı) bulur. Elde eder.
Mu­ver­rik el-Ac­li -Al­lah Ona rah­met ey­le­sin- ri­va­yet etti. Bu­yur­du: Kö­tü­tü­lük yapan adam vardı. Sah­ra­ya çıktı. Top­rak top­la­dı. Top­ra­ğın üze­ri­ne sır­tüs­tü yattı. Ve şöyle dedi: Rab­bim! Gü­nah­la­rı­mı ba­ğış­la. Allah cc kut­sal mül­kü­ne şöyle dedi: ‘’Ger­çek­ten bu kulum ba­ğış­la­yan ve azap eden rabbi ol­du­ğu­nu el­bet­te bi­li­yor. Ben onu af­fet­tim.’’
Hu­zu­run­da gü­na­hı çok olan­dan ey af et­me­si çok olan Al­la­hım! Gü­nah­kâr sana geldi. Be­ra­be­rin­de­ki gü­nah­la­rın af­fı­nı umu­yor. Ben mi­sa­fi­rim. Ev­sa­hi­bi­nin mü­kâ­fa­tı mi­sa­fi­re iyi­lik yap­mak­tır.
Aziz ve Celil olan Rab­bi­mi­zin cö­mert­lik­le­rin­den­dir. O cö­mert­lik umu­du­muz ve bek­len­ti­le­ri­miz­dir. Umu­lur ki bek­len­ti­le­ri­miz hayal kı­rık­lı­ğı­na uğ­ra­maz. Hz. Hü­zey­fe -Al­lah ondan razı ol­sun- bu­yur­du: Ben aile­ma karşı dili kes­kin bir ki­şiy­dim. Re­su­lül­la­ha sor­dum: Ey Al­la­hın Re­su­lü! Dilim beni ce­hen­ne­me sok­ma­sın­dan kor­ku­yu­orum. Re­su­lül­lah sav cevap verdi: ‘’İstiğ­far hu­su­sun­da sen ne­re­de­sin. Ben günde yüz defa Al­la­ha is­tiğ­far edi­yo­rum. Tövbe edi­yo­rum.’’ Bu ha­di­si İmam Ahmet (23371) nu­ma­ra­da ri­va­yet etti. İmam Ar­na­vut ve di­ğer­le­ri Mus­ne­din­de kıs­sa­da­ki dilim kes­kin ifa­de­si dı­şın­da ha­di­sin sahih ol­du­ğu­nu (38/390) nu­ma­ra­da söy­le­di.
İbn-i Ömer­den ra ri­va­yet­le sabit oldu: Bu­yur­du: ‘’Biz Re­su­lül­lah sav in bir mec­lis­te şu duayı yüz defa söy­le­di­ği­ni sa­yı­yor­duk:
((رب اغفر لي، وتب علي؛ إنك أنت التواب الرحيم)) ‘’Rab­bim! Beni af eyle. Töv­be­mi kabul eyle. Ger­çek­ten sen töv­be­le­ri çokça kabul eden­sin. Mer­ha­met eden­sin.’’ Bu ha­di­si İmam Ebu Davut (1516) nu­ma­ra­da ri­va­yet etti. İmam El­ba­nı ha­di­sin sahih ol­du­ğu­nu söy­le­di. ( İmam Ebi Da­vu­dun Sa­hi­hi­nin aynı nu­ma­ra­sı­na ba­kı­nız.)
Alem­le­rin Rab­bi­nin Re­su­lü, Yer­yü­zün­de yü­rü­yen­le­rin en büyük olanı, Cen­ne­te gi­re­cek­le­rin ilk olanı günde yüz defa Al­la­ha is­tiğ­far (tövbe) edi­yor. Bana ve sana ne olu­yor­da tövbe et­mi­yo­ruz? Al­lah­tan bizi ba­ğış­la­ma­sı­nı is­ti­yo­rum. Rah­me­ti­ni ve ba­ğış­la­ma­sı­nı bize ihsan etm­si­ni is­ti­yo­rum.
Ey Müs­lü­man­lar! Mağ­fi­ret ka­pı­la­rı çok­tur. On­lar­dan en büyük olanı âlem­le­rin Rabbi Al­la­hı tev­hit(tek ol­du­ğu­na inan­mak)tır. Aziz ve Celil olan Allah ha­di­si kud­si­de şöyle bu­yu­rur:
(يا ابن آدم، إنك ما دعوتني ورجوتني غفرتُ لك ما كان فيك ولا أبالي، يا ابن آدم، لو بلغت ذنوبك عنان السماء، ثم استغفرتني غفرت لك ولا أبالي، يا ابن آدم، لو أتيتني بقُرَاب الأرض خطايا، ثم لقيتني لا تشرك بي شيئًا لأتيتك بقرابها مغفرة)
‘’Ey âde­moğ­lu! Mu­hak­kak ki sen bana dua edip ri­ca­da bu­lun­duk­ça -sen­de ne var ona al­dı­rış et­me­den- seni af ettim. Gü­nah­la­rın gök­yü­zün­de gö­rü­len­ler kadar olsa, sonra ben­den af di­le­sen bir şeye al­dı­rış et­me­den seni af ettim. Ey âde­moğ­lu yer­yü­zü kadar hata ile gel­sen sonra be­nim­le karşı kar­şı­ya gel­sek bana şirk koş­maz isen ben sana o mik­tar­da mağ­fi­ret­le gelir seni af ede­rim’’
İmam Tir­mi­zi (3540) nu­ma­ra­da ri­va­yet etti. İmam El­ba­nı sa­hi­hin­de (127) nu­ma­ra­da ha­di­sin hasen ol­du­ğu­nu söy­le­di.
يقول ابن الجوزي رحمه الله: "إن إبليس قال: أهلكت بني آدم بالذنوب، وأهلكوني بالاستغفار، وبلا إله إلا الله".
                                   Devamı Gelecek Sayıda...

Süleyman MALKOÇOĞLU
3.03.2023 18:58:01
Kaleminize sağlık sayın hocam