يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا
Nuh suresi 71.11 - ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا
Nuh suresi 71.12 - ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'
Bunların herbireri ne iledir? İstiğfar iledir. Bundan dolayı adamın biri Hasan el-Basri’ye (Allah Ona rahmet eylesin) gelince fakirliğinden şikayet ediyordu. Fakirlikten kurtulması için Hasan el-Basri Ona istiğfar etmesini söyledi. Sonra başka biri geldi. Oda toprağının verimsizliğinden -toprağa isabet eden kıtlıktan- şikayet ediyordu. İmam Hasan O adama kıtlıktan kurtulmak için istiğfar etmesini tavsiye etti. Sonra üçüncü şahıs geldı. Kısır olduğundan çocuğu olmadığından şikayet ediyordu. İmam Hasan çocuğu olması için istiğfar etmesinin yolunu gösterdi. İmamın etrafında olanlar şaşırdı. Kendisine bunların herbirine istiğfar etmekten başka bir şey bulamadın mı? Dediler. İmam kendilerine siz Allahın kitabında şöyle buyurduğunu işitmediniz mi? Şöyle buyuruyor:
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا
Nuh suresi 71.10 - "Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.'
يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا
Nuh suresi 71.11 - ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'
İmam Sa’lebinin (10/44) tefsirine bakınız. Bu yağmurun yağması fakirliğin ortadan kalkmasıdır.
وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا
Nuh suresi 71.12 - ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.' O zürriyetin verilmesidir. Bunların herbirinin sebebi istiğfardır. İstiğfar hayır kapılarının en büyük olanıdır.
Allahın kulları!
İstiğfarın çok olması; burada Allah Azze ve Celle ile sağlam bir ırtıbat bulundurur. Ne zaman el-Kavi el-Aziz el-Cebbar olan Allahtan lezzet alırsan o zaman kimseden korkma.
Kim Allahtan sakınırsa sonunda metholunur. Kendisine yapılan kötlüklerden korunur. Sana kim ihanet ederse elinle Allahın ipine dört elle sarılmaya kendini mecbur eyle. Bu sarılıp tutunman birilerinin ihanetinde sana en büyük destektir.
Yeryüzünde bulunanların tamamı sana zarar vermek hususunda bir araya gelseler Aziz ve Celil Olan Rabbimiz de murat etmese –Allaha yemin olsun- asla sana zarar veremezler. Bir kelime ile dahi sana zarar veremezler. Çünkü senin ile beraber kavı (güçlü) olan ki bütün göklerin ve bütün yeryüzünün tamamı kudret elinde olan Allah cc vardır. Allah Azze ve Celle olan Allah şöyle buyurdu:
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖ وَالْاَرْضُ جَمٖيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
Zümer suresi 39.67 - Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
Sen istiğfar etmeye kendini mecbur kabul edersen Aziz ve Celil olan Allah seni tuzak kuranların tuzağından ve hilekârların hilesinden korur. Öyle ise kalbini Aziz ve Celil olan Rabbine bağla. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
(إن العبد إذا أخطأ خطيئةً نُكِتَت في قَلْبه نُكْتة)
Muhakkak kul hata yaptığı zaman kalbine bir nokta oluşur.
((فإذا هو نزع واستغفر صُقِل قلبه)
O hatadan ayrılıp tövbe ettiği zaman kalbi temizlenir.
Bilakis, aynı günahı işlemeye devam ederse, kalpteki leke artırılır. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar. İşte bu durum Cenab-i Hakkın zikrettiği pastır. Ayet şudur:
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Mutaffifin suresi 83.14 - Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Bu hadisi İmam Tirmizi (3334) nolu hadisinde rivayet etti. İmam el-Elbani bu (1670) nolu Sahih el-Cami kitabinda hasen hadis olduğunu söyledi.
Bundan dolayı kalpten pasın, sıyahlığın ve perdenin sökülmesi ancak temizlik ile olur. O temizlik de istiğfardır. İbnu Teymiye (Allah Ona rahmet eylesin) diyor ki: Kul için istiğfarmi yoksa tesbih mi daha faydalıdır diye soruldu. Allah rahmet eylesin şöyle cevap verdi. ‘’Elbise eğer temiz ise güzel koku ve gülsuyu daha faydalıdır. Eğer elbise kirli ise sabun ve su daha faydalıdır. ‘’Tesbih’’ (sübhanellah, elhamdu lillah ve Allahu ekber söylemek) dürüst kişilerin güzel kokusudur. ‘’İstiğfar’’ (bağışlanmasını Allahtan istemek) asi olan kimselerin sabunudur.
Kim kendi nefsinde günahının ve isyanının çok olduğunu görürse çokça istiğfar eylesin. İstiğfar eylemesi kendisi hakkında tesbih çekmesinden daha evladır. Eğer kişi günahlarının salih amellerinden daha az olduğunu zannediyorsa o tesbih ve tahmidi çokça eylesin. Subhanellah Elhamdulillah
İstiğfarin meyvelerinden aynı şekilde kötülüklere keffaret etmesi, iyiliklerin artması cennette derecelerin artmasıdır.
Ali bin Ebi Talib ra şöyle demiştir: Ben Resulüllah sav den bir hadis işittiğim zaman, raviye yemin teklif ederdim. Yemin ettiği zaman onu tasdik ederdim. Ebu Bekir ra da bana bir hadis rivayet etti. Ebu Bekir doğru söyledi. Dedi ki Resulüllah sav buyurdu: Resulüllahtan işittim. Buyurdu: Ey Allahın kulları! İşitin. Rabbinizin iyiliğine ve cömertliğine bakınız. Bir günah işleyen hiçbir adam yoktur ki bu günah büyük olsun, küçük olsun.
Günah işledikten sonra abdest alır, abdestini güzelce alır, sonra iki rekat namaz kılar. Ve günahının mağfiretini Allahtan diler de Allah ona mağfiret etmez. Allah onu af eder.
Günah işledikten sonra abdest alır, abdestini güzelce alır, sonra iki rekat namaz kılar. (yalnız iki rek’at) Ve günahının mağfiretini Allahtan diler. Allah ona mağfiret eder. Sonra şu ayeti okudu.
وَالَّذٖينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Al-i İmran suresi 3.135 - Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
İmam Tirmizi (406) nolu hadis ile rivayet etti. İmam el-Bani Tahkık Müşkat el-Mesabih kitabında (1275) numarada hadisin hasen olduğunu söyledi.
İmam Hakim ve el-Taberanıya göre Ebi Saitten rivayet edilen hadisi şerife göre İmam el-Bani bu hadisin senedinin hasen olduğunu söyledi. Resulüllah şöyle buyurdu:
(إن إبليس قال لربه: بعزتك وجلالك، لا أبرح أُغوي بني آدم ما دامت الأرواح فيهم، فقال له الله عز وجل: وعزتي وجلالي، لا أبرح أغفر لهم ما استغفروني)
İblis Rabbine ‘’Senin izzetin ve celalin üzerine yemin ederim ki ruhları (bedenlerinde) olduğu sürece adem oğullarını saptırmaya devam edeceğim.’’ demiş, Allah da ‘‘İzzetim ve celalim hakkı için, onlar af diledikleri sürece ben de onları bağışlayacağım.’’ Karşılığını vermiştir.’’
Bu hadisi İmam Ahmet (11244) numarada kendi ifadesi ile rivayet etti. İmam Taberanı (8788) numarada el-Evset kitabında rivayet etti. İmam el-Elbani sahih kitabında: Hadisin isnadının kişilerinin tamamı ifadeleri imam şeyheyne göre sağlam kişilerdir. Ancak inkıta vardır. (213/1)
Ey Allahın kulları! İş kolaydır. Şeytan seni her ne şekilde günaha ve isyana sokar. Panik içinde Rabbine koş. Allaha istiğfar eyle. Allahı tövbeleri kabul ve merhamet eden olarak bulursun.
وقد جاء في صحيح مسلم، يقول صلى الله عليه وسلم فيما يحكي عن ربه عز وجل
Sahihi müslimde Resulullah sav Rabbi azze ve celleden naklederek şöyle buyurmuştur
‘’Kulum bir günah işledi ve (fakat) günahı bağışlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi’’ der. Sonra kul tekrar günah işledi de ‘’Rabbim, günahımı bağışla’’ dedi mi, Allah Tebareke ve Teala:
-Kulum bir günah ve (fakat) günahı bağışlayacak veya bu yüzden kendisini sogulayacak bir Rabbi olduğunu bildi’’der.
Sonra kul tekrar günah işledi de ‘’Rabbim, günahımı bağışla’’ dedi mi, Allah Tebareke ve Teala:
-Kulum bir günah ve (fakat) günahı bağışlayacak veya bu yüzden kendisini sogulayacak bir Rabbi olduğunu bildi. Ben kulumu affettim, artık dilediğini yapsın’’buyurur.
Bu hadisi İmam Buhari (7507)numarada İmam Müslim (2758) numarada rivayet etti. Seni bağışladım seni affettim lafzi İmam Müslime aittir. Hayal eyle ey Müslüman. Muhakkak burada bu faziletle ve hayır ile kastedilen sensin. Bu Allah için zor olmadı. Ey Allahın kulları! Yapılacak iş kolay bir çalışmaya, samimiyete ve Aziz ve Celil olan Allaha tövbeye muhtaçtır. Rabbin senden kendisinden burada umit etmeni, günah ve hata işledikçe rahmetinden umit kesmemeni istiyor. Rabbinin rahmeti geniştir. Bütün günahları görülen gökyüzü kadar olsada kapsamı içine alır.
İbn-i Ömerden merfuan rivayet edildi: Allah kulunu kıyamet gününde getirir. Onu yaklaştırır, bütün mahlükatın göremiyeceği örtüsü içine onu koyar. Ona şöyle buyurur: ‘’Sahifeni oku. Günah günah sahifesini tanır. Tanıyormusun. Tanıyormusun. Kul derki: Evet. Evet. Dikkat edin bu kul sağına soluna bakınır. Cevap verir. Sonra sağına soluna bakınır. Sonra döner. Niçin bakınır. Çünkü o insanların kendisini işitmesini istemiyor. O rezaletten korkuyor. İnsanların Rabbi ile kendi arasında geçenleri işitmesinden korkuyor. Bu ihanetini, günahını ve amellerini hatırlatması anında olur. Kul şöyle der: ’’Evet. Evet. Sonra kul sağına soluna bakınır.’’ Allah Teala buyurur: ‘’Ey kulum! Senin için önemli değil. Mahlûkatımdan sen örtüm içindesin. Bugün senin ile benim aramda kimse yoktur. Senin günahını benden başka kimse bilemez. Git. Günahlarını bana getirdiklerinin bir harfine karşılık senin için af ettim. Bir şeyden dolayı o sebeple o günahları affettim.’’ Kul derki: ‘’Ya Rabbi o nedir.’’
Allah buyurur: ‘’Sen benden başkasından af ummuyordun.’’
İbn-i Recep bu hadisi Cami’ l-Ulum ve el-Hikem (405/2) numarada rivayet etti.
Allahu ekber. (Allah büyüktür.) Sen bana iltica edip sığınıyordun. Bunu umuyor benden başkasını ummuyordun. Bundan dolayı bizler Allaha yeminle Rabbimizi umuyoruz. Hatalarımızı ve günahlarımızı af edeceğini ümit ediyoruz.
Ey Allahım! Bütün günahlarımızı af eyle. Bizim üzerimize günahlarımızı örtmeni, rahmetini ve mağfiretini lütfetmeni istiyoruz. Bizi dünyanın rezilliğinden ve ahiretin azabından koru. Burada bu sözümü söylüyorum. Allaha istiğfar ediyorum. Sizde Ona istiğfar ediniz. Çünkü Allah Ğafurdur. (Çok bağışlayan) Rahimdir. (Şefketlıdır.)
İKİNCİ HUTBE
İhsanından dolayı hamt Allaha aittir. Bizleri başarılı eylediğinden ve bize cömert davrandığından Ona şükrederiz. Salat Kulu, Resulü kendisinin razı olacağına davet eden Muhammedin, hane halkının, arkadaşlarının, yolundan gidenlerin, kıyamete kadar sünnetinin izini sürenlerin üzerine Allah salat eylesin. Çokça selam eylesin. Bundan sonra.
Önceki hutbemizde Rabbimizin rahmeti yakındır. Dediğimiz gibi. Onun affı kulun hayal ettiği gibi daha yakındır. Kul ne zaman samimiyetle Aziz ve Celil olan Allaha İltica(sığınırsa) ederse Rabbinden hayırlı olanarın tamamını (dünyanın hayırlarını ve ahiretin hayırlarını) bulur. Elde eder.
Muverrik el-Acli -Allah Ona rahmet eylesin- rivayet etti. Buyurdu: Kötütülük yapan adam vardı. Sahraya çıktı. Toprak topladı. Toprağın üzerine sırtüstü yattı. Ve şöyle dedi: Rabbim! Günahlarımı bağışla. Allah cc kutsal mülküne şöyle dedi: ‘’Gerçekten bu kulum bağışlayan ve azap eden rabbi olduğunu elbette biliyor. Ben onu affettim.’’
Huzurunda günahı çok olandan ey af etmesi çok olan Allahım! Günahkâr sana geldi. Beraberindeki günahların affını umuyor. Ben misafirim. Evsahibinin mükâfatı misafire iyilik yapmaktır.
Aziz ve Celil olan Rabbimizin cömertliklerindendir. O cömertlik umudumuz ve beklentilerimizdir. Umulur ki beklentilerimiz hayal kırıklığına uğramaz. Hz. Hüzeyfe -Allah ondan razı olsun- buyurdu: Ben ailema karşı dili keskin bir kişiydim. Resulüllaha sordum: Ey Allahın Resulü! Dilim beni cehenneme sokmasından korkuyuorum. Resulüllah sav cevap verdi: ‘’İstiğfar hususunda sen neredesin. Ben günde yüz defa Allaha istiğfar ediyorum. Tövbe ediyorum.’’ Bu hadisi İmam Ahmet (23371) numarada rivayet etti. İmam Arnavut ve diğerleri Musnedinde kıssadaki dilim keskin ifadesi dışında hadisin sahih olduğunu (38/390) numarada söyledi.
İbn-i Ömerden ra rivayetle sabit oldu: Buyurdu: ‘’Biz Resulüllah sav in bir mecliste şu duayı yüz defa söylediğini sayıyorduk:
((رب اغفر لي، وتب علي؛ إنك أنت التواب الرحيم)) ‘’Rabbim! Beni af eyle. Tövbemi kabul eyle. Gerçekten sen tövbeleri çokça kabul edensin. Merhamet edensin.’’ Bu hadisi İmam Ebu Davut (1516) numarada rivayet etti. İmam Elbanı hadisin sahih olduğunu söyledi. ( İmam Ebi Davudun Sahihinin aynı numarasına bakınız.)
Alemlerin Rabbinin Resulü, Yeryüzünde yürüyenlerin en büyük olanı, Cennete gireceklerin ilk olanı günde yüz defa Allaha istiğfar (tövbe) ediyor. Bana ve sana ne oluyorda tövbe etmiyoruz? Allahtan bizi bağışlamasını istiyorum. Rahmetini ve bağışlamasını bize ihsan etmsini istiyorum.
Ey Müslümanlar! Mağfiret kapıları çoktur. Onlardan en büyük olanı âlemlerin Rabbi Allahı tevhit(tek olduğuna inanmak)tır. Aziz ve Celil olan Allah hadisi kudside şöyle buyurur:
(يا ابن آدم، إنك ما دعوتني ورجوتني غفرتُ لك ما كان فيك ولا أبالي، يا ابن آدم، لو بلغت ذنوبك عنان السماء، ثم استغفرتني غفرت لك ولا أبالي، يا ابن آدم، لو أتيتني بقُرَاب الأرض خطايا، ثم لقيتني لا تشرك بي شيئًا لأتيتك بقرابها مغفرة)
‘’Ey âdemoğlu! Muhakkak ki sen bana dua edip ricada bulundukça -sende ne var ona aldırış etmeden- seni af ettim. Günahların gökyüzünde görülenler kadar olsa, sonra benden af dilesen bir şeye aldırış etmeden seni af ettim. Ey âdemoğlu yeryüzü kadar hata ile gelsen sonra benimle karşı karşıya gelsek bana şirk koşmaz isen ben sana o miktarda mağfiretle gelir seni af ederim’’
İmam Tirmizi (3540) numarada rivayet etti. İmam Elbanı sahihinde (127) numarada hadisin hasen olduğunu söyledi.
يقول ابن الجوزي رحمه الله: "إن إبليس قال: أهلكت بني آدم بالذنوب، وأهلكوني بالاستغفار، وبلا إله إلا الله".
Devamı Gelecek Sayıda...
