Fatih Sultan KAR


KUVA-I MİLLİYE HAREKETİNE GÜÇ VEREN BİR BABANIN OĞLU BİR SİYASET BİLGESİ RİZE VAKFI BAŞKANI ORHAN KEÇELİ

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com



İstan­bul Sa­na­yi Odası ta­ra­fın­dan ya­yın­la­nan 55 yılda 55 söy­le­şi isim­li kitap müt­hiş bir de­ne­yim pay­la­şı­mı. Ki­ta­bı bir so­luk­ta oku­dum. Ki­tap­ta Ri­ze­li­le­rin Ağır Ağa­bey­si Rize Vakfı Baş­ka­nı Orhan Ke­çe­li’ye de ge­niş­çe yer ve­ril­miş. Bu güzel söy­le­şi­yi vir­gü­lü­ne do­kun­ma­dan si­zin­le pay­la­şı­yo­rum.De­de­den to­ru­na "fı­rın­cı­lık" mes­le­ği­nin bay­ra­ğı­nı yüz yıl­dır ta­şı­mak­ta olan Ke­çe­li Aile­si'nin, Türk si­ya­si ha­ya­tın­da­ki renk­li si­ma­sı Orhan Ke­çe­li, de­ne­yim­ler say­fa­la­rı­mı­zın ko­nu­ğu oldu. Doğu Ka­ra­de­niz yö­re­mi­zin in­san­la­rı, tü­ken­mek bil­me­yen mü­ca­de­le gücü ve azim­le­ri­nin yanı sıra, do­ğuş­tan iki mes­le­ğe eği­lim­li­dir­ler. Bu mes­lek­le­rin fı­rın­cı­lık ve mü­te­ah­hit­lik ol­du­ğu her­kes­çe bi­li­nir. Bu ay ki De­ne­yim­ler say­fa­la­rı­mı­za konuk olan Orhan Ke­çe­li ve aile­si de, bu ge­le­nek­sel mes­lek­le­re ku­şak­lar boyu bağlı kal­mış, iş ha­ya­tı­nın kurum ve ku­ru­luş­la­rın­da sek­tör­le­ri­ni en iyi şe­kil­de tem­sil etme ça­ba­sı için­de ol­muş­lar­dır.
FI­RIN­CI­LIK ATA MES­LEĞİ
İnsa­nın ya­şa­mı bo­yun­ca en kut­sal uğ­ra­şı­sı "ekmek pa­ra­sı" üze­ri­ne­dir ve in­san­lar önce ka­rın­la­rı­nı do­yur­ma­yı dü­şü­nür­ler. Ke­çe­li Aile­si için de "fı­rın­cı­lık", bu ça­ba­nın kar­şı­lı­ğı­nı bul­du­ğu mes­lek­tir.
Aile, de­de­den to­ru­na, "fı­rın­cı­lık" mes­le­ği­nin bay­ra­ğı­nı yüz yıl­dır ta­şı­mak­ta­dır. Ke­çe­li Aile­si’nin fert­le­ri, mü­hen­dis­lik, iş­let­me­ci­lik, hukuk gibi çe­şit­li alan­lar­da yük­se­köğ­re­nim gör­me­le­ri­ne kar­şı­lık, el­le­ri hep ekmek ha­mu­ru­na değ­miş, mes­le­ki ge­le­nek­le­ri­ni sür­dür­müş­ler, pek çok in­sa­na "ekmek ka­pı­sı" aç­mış­lar ve İstan­bul Sa­na­yi Odası, İstan­bul Ti­ca­ret Odası, Ekmek İşve­ren­le­ri Sen­di­ka­sı gibi ku­ru­luş­lar­da tem­sil gö­re­vi­nin en önde ge­len­le­ri ol­muş­lar­dır. Aynı za­man­da, mü­te­ah­hit­lik mes­le­ğin­de de iler­le­miş­ler­dir.
RİZELİ MİLİS HAFIZ MU­HAR­REM
Milli Mü­ca­de­le'de Ana­do­lu'ya silah ve asker sev­kı­ya­tın­da önem­li gö­rev­ler üst­le­ne­rek, Ana­do­lu'daki Kuv­vai Mil­li­ye Ha­re­ke­ti'ne güç ve­ren­le­rin önün­de Ka­ra­de­niz­li ve Ri­ze­li va­tan­se­ver­ler ge­li­yor­du. Orhan Ke­çe­li'nin ba­ba­sı Hafız Mu­har­rem Efen­di de, Ri­ze­li milis Yüz­ba­şı Recep Reis'in (İpsiz Recep) Doğu Ka­ra­de­niz ve Rize yö­re­sin­den to­par­la­yıp Bi­le­cik-Os­ma­ne­li-İnegöl cep­he­le­rin­de omuz omuza çar­pış­tı­ğı ak­ra­ba­la­rı­nın ara­sın­da yer alı­yor­du.
BATUM’DA FI­RIN­CI­LIK
Hafız Mu­har­rem Ke­çe­li, Milli Mü­ca­de­le yıl­la­rı ön­ce­sin­de bir ta­raf­tan Rize Ça­ye­li'nde ma­ni­fa­tu­ra­cı­lık ya­pı­yor, diğer ta­raf­tan da kar­deş­le­riy­le bir­lik­te Batum'da ekmek fı­rı­nı iş­le­ti­yor­du.
1917 Sov­yet ih­ti­la­lin­den sonra, Batum Ka­pı­sı ka­pa­nın­ca, Hafız Mu­har­rem Efen­di yedi kar­de­şi ve ço­cuk­la­rı ile İstan­bul'a göç ede­rek, Ka­ra­köy, Yük­sek­kal­dı­rım'da bir ekmek fı­rı­nı aç­tı­lar. Ama bir ayak­la­rı da Ça­ye­li'nde­dir.
Hafız Mu­har­rem Efen­di, beş kez ev­len­miş, beş erkek ve iki kız çocuk sa­hi­bi ol­muş­tu.
Ba­şın­dan bu kadar çok ev­li­lik geç­me­si­nin ne­de­ni, Milli Mü­ca­de­le ve Cum­hu­ri­ye­tin ilk yıl­la­rın­da Çay eli yö­re­sin­de bir türlü ku­ru­tu­la­ma­yan ba­tak­lık­lar­dan ya­yı­lan sıtma sal­gın­la­rıy­dı. Hafız Mu­har­rem Ke­çe­li'nin ilk üç ha­nı­mı sıt­ma­dan vefat et­miş­tif. Son eşi ve aynı za­man­da ak­ra­ba­sı olan Zehra Ha­nım­la ev­len­di­ğin­de, ara­la­rın­da ne­re­dey­se 35 yaş fark var­dır.
İSTAN­BUL’DA FI­RIN­CI ÇAYELİ’NDE MA­NI­FA­TU­RA­CI
Hafız Mu­har­rem Ke­çe­li ile be­şin­ci eşi Zehra Ha­ni­min oğlu olan Orhan Ke­çe­li, 1939 yı­lın­da Rize'nin Ça­ye­li il­çe­sin­de dün­ya­ya gelir. Hafız Mu­har­rem Ke­çe­li, İstan­bul'daki fı­rın­cı­lık işi ile Ça­ye­li'ndeki ma­ni­fa­tu­ra dük­kâ­nı ara­sın­da gidip gel­mek­te­dir. Orhan Ke­çe­li doğ­duk­tan bir­kaç yıl sonra, 1943 yı­lın­da ba­ba­sı vefat eder. Am­ca­la­rı ve ağa­bey­le­ri İstan­bul, Ka­ra­köy'deki fı­rı­nı iş­let­me­ye devam et­mek­te­dir­ler. İlko­ku­lu Ça­ye­li'nde ta­mam­la­yan Orhan Ke­çe­li, 1950'de İstan­bul'a ge­le­rek or­ta­oku­la baş­lar. Ancak, an­ne­si Ça­ye­li'nde yal­nız kal­mış­tır. Or­ta­okul ikin­ci sı­nı­fın­da tek­rar Ça­ye­li'ne dönen Orhan Ke­çe­li'nin ço­cuk­lu­ğu, Ka­ra­de­niz İstan­bul ara­sın­da geçer. İstan­bul'da lise son sı­nıf­ta okur­ken, ba­ka­ya kal­ma­sı ne­de­niy­le as­ke­re alı­nır. Sü­rü­cü bel­ge­si alma he­ve­siy­le ya­şı­nı iki yıl bü­yü­tün­ce, far­kın­da ol­ma­dan bütün as­ke­ri yok­la­ma­lar­dan eksik kal­mış­tır ve so­nuç­ta apar topar deniz as­ke­ri ya­pı­lır. Çünkü o dö­nem­de deniz as­ker­li­ği­nin sü­re­si, diğer sı­nıf­la­ra göre ol­duk­ça uzun­dur. Orhan Ke­çe­li üç yıl (1095 gün) süren as­ker­li­ği­ni, İsken­de­run, Ka­sım­pa­şa ve Hey­be­li ada­sın­da ta­mam­lar. Li­se­yi son­ra­dan bi­ti­rir. As­ker­lik gö­re­vin­den sonra Ka­ra­köy'deki ekmek fı­rı­nın­da ça­lış­ma­ya devam eden Orhan Ke­çe­li, iş­le­ri­ni ge­liş­tir­mek­te­dir. Ka­sım­pa­şa, Do­lap­de­re, Şeh­re­mi­ni ve Eti­ler'deki ekmek üre­tim te­sis­le­ri­nin sa­yı­sı ye­di­ye ulaş­mış­tır. Unlu ma­mul­ler üre­ti­miy­le bir­lik­te, İstan­bul'un alt­ya­pı­sın­da­ki ek­sik­lik­le­ri gi­der­me­ye yö­ne­lik ka­na­li­zas­yon, yol, su, elekt­rik gibi iş­le­re de gi­re­rek mü­te­ah­hit­li­ğe baş­lar­lar.
Ko­ope­ra­tif in­şa­at­la­rı, yap-sat in­şa­at iş­le­ri, iş mer­kez­le­ri ya­par­lar. Böy­le­ce, Orhan Ke­çe­li'nin iş ha­ya­tı sa­na­yi­ci­lik ve mü­te­ah­hit­lik ek­se­nin­de ge­li­şir. Bu arada, 1965 yı­lın­da Mü­zey­yen ha­nım­la, gö­rü­cü usu­lüy­le ev­le­nir­ler.
Ke­çe­li çif­ti­nin Nedim ve Ali Engin ad­la­rı­nı ver­dik­le­ri iki ço­cuk­la­rı olur. Ke­çe­li Aile­si’nin üçün­cü kuşak genç­le­ri, Orhan Ke­çe­li'nin ço­cuk­la­rı­nı fı­rın­cı­lık işine sok­mak is­te­me­me­si­ne rağ­men, baba mes­le­ği­ne gi­ri­şir­ler.
İSO VE İSTAN­BUL BELEDİYE MECLİSİNDE
Ke­çe­li Aile­si, omuz omuza ça­lı­şa­rak İstan­bul'da yeni fı­rın­lar açı­yor, iş­let­me­le­rin­de fab­ri­kas­yon üre­ti­me ge­çi­yor­du. İstan­bul Ti­ca­ret Odası'ndaki fa­ali­yet­le­ri­nin yanı sıra, 1960'larm son­la­rın­da, İstan­bul Sa­na­yi Odası'na "Orhan Cemil Ke­çe­li" fir­ma­sı ola­rak kay­dol­du­lar.
Son­ra­ki yıl­lar­da İSO 1. Grup Mes­lek Ko­mi­te­si se­çim­le­rin­de, ar­ka­daş­la­rı­na oy ver­me­ye gidip gelen Orhan Ke­çe­li, Balat Un Fab­ri­ka­sı'nın sa­hip­le­ri Salih Mit­hat Ha­cı­sa­lih­za­de'nin teş­vi­kiy­le 1978 yı­lın­da Mes­lek Ko­mi­te­si üye­li­ği­ne se­çi­li­yor­du.
Aynı za­man­da, İstan­bul Be­le­di­ye­si Mec­lis ve Daimi En­cü­men Üye­li­ği devam et­mek­tey­di. 1981 yı­lın­da ilk kez İstan­bul Sa­na­yi Odası Mec­lis Üye­li­ği­ne se­çi­len Orhan Ke­çe­li, 1987 yılma kadar bu gö­re­vi sür­dür­dü. Yine bu yıl­lar­da Nu­rul­lah Gez­gin Baş­kan­lı­ğın­da­ki İSO Yö­ne­tim Ku­ru­lu Üye­li­ği gö­re­vin­de bu­lun­du.
1987-1991 yıl­la­rı ara­sın­da İSO Mec­lis Üye­li­ği­ni ye­ğe­ni Metin Yavuz Ke­çe­li'ye bı­ra­kan Orhan Ke­çe­li, 1992 yı­lın­da ye­ni­den İSO Mec­lis Üye­li­ği­ne se­çi­le­rek, 1997 yılma kadar devam etti.
Orhan Ke­çe­li, 1992-1993 yıl­la­rın­da İSO Mec­lis Baş­kan Ve­kil­li­ği yaptı.1997 yı­lın­da İSO'daki gö­rev­le­rin­den ay­rı­lan Orhan Ke­çe­li tem­sil bay­ra­ğı­nı, yine Öğü­tül­müş Gıda Ma­mul­le­ri Sa­na­yi Mes­lek Ko­mi­te­sin­den İSO Mec­lis üyesi olan oğlu Ali Engin Ke­çe­li ile aynı Ko­mi­te­nin Baş­kan­lı­ğı­nı yapan ye­ğe­ni Çetin Ke­çe­li ta­şı­yor­lar. Orhan Ke­çe­li'nin ağa­be­yi İsmail Hakkı Ke­çe­li, uzun yıl­lar Ekmek İşve­ren­ler Sen­di­ka­sı Baş­kan­lı­ğı yap­mış­tır ve bugün İstan­bul Ti­ca­ret Odası Mec­lis Üye­si­dir. İsmail Hakkı Ke­çe­li'nin oğlu Mu­har­rem Ke­çe­li şu anda Ekmek İşve­ren­ler Sen­di­ka­sı Baş­kan­lı­ğı ile bir­lik­te İTO Yö­ne­tim Ku­ru­lu'nda görev yap­mak­ta­dır.
DELİKANLI BİR İNSAN
Orhan Ke­çe­li, top­lum­da büyük ağır­lı­ğı olan İstan­bul Sa­na­yi Odası'nda ge­çir­di­ği dö­nem­le­rin ken­di­si için çok de­ğer­li ol­du­ğu­nu, İSO Yö­ne­tim Ku­ru­lu'nda görev yap­tı­ğı yıl­lar­da­ki duy­du­ğu hazzı, başka hiç­bir gö­re­vin­de his­set­me­di­ği­ni kay­de­di­yor. Ka­ra­köy'de iş­ye­ri kom­şu­lu­ğun­dan ta­nış­tık­la­rı ve İSO'da en uzun süre Baş­kan­lık yap­mış olan Nu­rul­lah Gez­gin'in bir Yö­ne­tim Ku­ru­lu'nda yer al­dı­ğı dönem ya­şa­dı­ğı bir olayı şu cüm­le­ler­le ak­ta­rı­yor: " İSO Yö­ne­tim Ku­ru­lu Üye­li­ği gö­re­vim­den büyük keyif aldım. Ama aynı za­man­da bu dönem benim için çok öğ­re­ti­ci ol­muş­tur. Nu­rul­lah Bey ile Genel Sek­re­ter İhsan Bey, hem iş ha­ya­tın­dan, hem de Be­le­di­ye'den ta­nış­tı­ğı­mız, dost­lu­ğu­muz olan in­san­lar­dı. Ama ben İSO yö­ne­ti­min­de, aynı za­man­da "de­li­kan­lı" bir in­san­la ta­nış­mış oldum. Bu Nu­rul­lah Gez­gin'dir. Aynı za­man­da İhsan Var­dal Bey'dir ve Yö­ne­tim Ku­ru­lu ar­ka­daş­la­rım­dır. İnsan­la­rın po­li­tik gö­rüş­le­ri ne olur­sa olsun, ken­di­si­ne böyle hoş­gö­rü ve de­mok­rat bir an­la­yış­la yak­la­şı­lan başka bir kurum gör­me­dim. O dö­nem­de, Doğru Yol Par­ti­si İstan­bul ku­ru­cu­la­rı ara­sın­da yer almış ve Genel İdare Ku­ru­lu Üye­li­ği­ne se­çil­miş­tim. Yar­gı­tay Cum­hu­ri­yet Baş­sav­cı­lı­ğı İSO'ya bir yazı ya­za­rak, si­ya­si parti gö­re­vim ne­de­niy­le, oda yö­ne­ti­min­de görev ala­ma­ya­ca­ğı­mı bil­di­ri­yor. Mek­tu­bu önce İhsan Bey açı­yor, du­ru­mu Nu­rul­lah Beye ile­ti­yor. Nu­rul­lah Bey de mek­tu­bu bana verip, git bu me­se­le­yi hal­let dedi. Ben de An­ka­ra'ya gidip Baş­sav­cıy­la gö­rüş­tüm. Dik­kat çek­mek is­te­di­ğim konu, Nu­rul­lah Bey ile İhsan Bey'in, ya­sak­la­rı kal­dı­ra­ma­yan par­la­men­to­nun üs­tün­de bir an­la­yış­la ser­gi­le­dik­le­ri de­mok­rat ta­vır­dı. Ver­dik­le­ri bir ders­ti." 2 Ha­zi­ran ile 31 Ekim 1983 ta­rih­le­ri ara­sın­da Zin­cir­bo­zan'da tu­tu­lan Sü­ley­man De­mi­rel'in zi­ya­re­ti­ne her hafta git­ti­ği­ni, İSO yö­ne­ti­mi­nin de bu zi­ya­ret­ler­den ha­ber­dar ol­du­ğu­nu ama hiç­bir şe­kil­de hoş­gö­rü ve sev­gi­le­ri­ni eksik et­me­dik­le­ri­ni ifade eden Orhan Ke­çe­li, yö­ne­tim­de daha sonra 1987 yı­lın­da ANAP mil­let­ve­ki­li se­çi­len Orhan De­mir­taş'la dost­ça bir re­ka­bet ya­şa­dık­la­rı­nı, hatta Baş­kan Nu­rul­lah Gez­gin'in zaman zaman ken­di­le­ri­ni kı­zış­tır­dı­ğı­nı ifade edi­yor.
POLETİKA GEN­LERİNDE VAR
Çok genç yaş­lar­da ül­ke­nin eko­no­mik ve po­li­tik so­run­la­rıy­la ya­kın­dan il­gi­len­me­ye baş­la­yan Orhan Ke­çe­li, 1950'lerin so­nun­da, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si'nin ça­tı­sı al­tın­da aktif po­li­ti­ka­ya atı­lır. 1957 yı­lın­da, CHP Şişli Paşa ma­hal­le­si Ocak Baş­ka­nı olur. Daha sonra ilçe sek­re­ter­li­ği gö­re­vi­ne gelir ve ilk kez 1968 yı­lın­da CHP'den İstan­bul Be­le­di­ye­si Mec­lis Üye­li­ği­ne se­çi­lir. 5 Mayıs 1972 ta­ri­hin­de ya­pı­lan CHP 5. Ola­ğa­nüs­tü ku­rul­ta­yın­da de­le­ge­dir. Orhan Ke­çe­li'nin de­le­ge kar­tı­nı biz­zat im­za­la­yan Genel Baş­kan rah­met­li İsmet İnönü de, bu ku­rul­tay­da is­ti­fa eder. Orhan Ke­çe­li de CHP'den ay­rı­lır.
Daha sonra Ada­let Par­ti­si Genel Baş­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel'i ta­nı­ma fır­sa­tı bulan ve bu fikre gönül veren Orhan Ke­çe­li, AP'den Be­le­di­ye Mec­lis Üye­li­ği ve Grup Baş­kan­lı­ğı, AP İl Yö­ne­tim Ku­ru­lu Üye­li­ği ve Sek­re­ter­li­ği gö­rev­le­rin­de bu­lu­nur. Bu gö­rev­le­ri­ni 12 Eylül 1980'e kadar sür­dü­rür. 11 Eylül 1980 ta­ri­hin­de, AP'nin İstan­bul İl Teş­ki­la­tı Sek­re­te­ri­dir ve İl Baş­ka­nı da Hü­sa­met­tin Cin­do­ruk'tur.
Daha sonra Doğru Yol Par­ti­si'nin ku­ru­lu­şun­da yer ala­rak, İstan­bul İl Baş­kan­lı­ğı, Genel İdare Ku­ru­lu Üye­li­ği, Eko­no­mik ve Mali İşler Baş­kan Yar­dım­cı­lı­ğı gö­rev­le­rin­de bu­lu­nur. Genel Baş­kan Prof. Dr. Tansu Çil­ler­le fark­lı dü­şün­ce­ler için­de ol­ma­sı ne­de­niy­le bu par­ti­den ay­rı­la­rak, De­mok­rat Tür­ki­ye Par­ti­si'nin ku­ru­lu­şun­da yer alır. DTP'nin Genel Baş­kan Yar­dım­cı­lı­ğı yapar. Şu­an­da her­han­gi bir si­ya­si par­ti­de üye­li­ği bu­lun­ma­yan Orhan Ke­çe­li, "Ama si­ya­se­ti bı­rak­mış de­ği­lim.
Si­ya­set benim gen­le­rim­de var. Yal­nız her alan­da ol­du­ğu gibi si­ya­set­te de dü­rüst­lü­ğü is­ti­yo­rum" diyor. Si­ya­se­tin, ül­ke­nin uf­ku­nu aç­ma­sı, 2023 yı­lı­nın Tür­ki­ye'sini tar­tış­ma­sı, de­ği­şi­mi ve dö­nü­şü­mü tar­tış­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­lu­yor. Ül­ke­nin kal­kın­ma­sın­da­ki bir nu­ma­ra­lı so­ru­nun eği­tim ol­du­ğu­nu, Tür­ki­ye'nin bugün için dört yıl olan or­ta­la­ma eği­tim dü­ze­yi­ni, sekiz, dokuz yıla çı­ka­ra­bil­di­ğin­de, si­ya­set­ten eko­no­mi­ye pek çok prob­le­min çö­zül­müş ola­ca­ğı­nı dile ge­ti­ri­yor.
FE­NER­BAH­ÇELİ KEÇELİ
1950'li yıl­la­rın ba­şın­da, Orhan Ke­çe­li Ça­ye­li'nde an­ne­si­nin ya­nın­da ya­şı­yor ve or­ta­oku­la devam edi­yor­du. Fe­ner­bah­çe'nin ef­sa­ne­vi ka­le­ci­si Cihat Arman da o dö­nem­de, Fe­ner­bah­çe isim­li bir mec­mua çı­ka­rı­yor­du. Cihat Arman'a "uçan ka­le­ci" di­yor­lar­dı. Sı­nıf­la­rın­da bir ar­ka­daş­la­rı bu mec­mu­aya abo­ney­di ve Orhan Ke­çe­li, o mec­mu­ala­rı oku­ya­rak Fe­ner­bah­çe­li oldu. Beden eği­ti­mi ders­le­ri­ne gelen Mak­sut Ce­va­hir, Fe­ner­bah­çe'de fut­bol oy­na­mış­tı. O da Fe­ner­bah­çe sev­gi­si­ni ço­cuk­la­ra aşı­lı­yor­du. Küçük yaş­lar­da koyu bir Fe­ner­bah­çe ta­raf­ta­rı olan Orhan Ke­çe­li, 1969 yı­lın­da, İstan­bul Be­le­di­ye­si Mec­lis Üyesi iken, yine mec­lis üyesi olan ünlü Fe­ner­bah­çe baş­kan ve yö­ne­ti­ci­le­ri Faruk İlgaz, İsmet Uluğ'un teş­vi­ki ve Orhan Er­gü­der'in tek­li­fiy­le Fe­ner­bah­çe Ku­lü­bü­ne üye olur. Orhan Er­gü­der'in, Po­lon­ya'da milli bir kar­şı­laş­ma­da ta­nış­tı­ğı ve "müt­hiş bir adam" diye ta­nım­la­dı­ğı Ali Şen'in eşi, 1971 yı­lın­da ra­hat­sız­lık ne­de­niy­le Ame­ri­kan Has­ta­ne­si'nde­dir. Er­gü­der, Orhan Ke­çe­li'den has­ta­ne­ye bir çiçek gön­der­me­si­ni rica eder. Böy­le­ce Ali Şen ile Orhan Ke­çe­li ta­nış­ma­sı ve dost­lu­ğu baş­lar. Fe­ner­bah­çe'de 1981 yı­lın­da ya­pı­lan ola­ğa­nüs­tü kong­re­de, Ali Şen'in is­te­ğiy­le kong­re baş­ka­nı olan Orhan Ke­çe­li, 1994 yı­lın­da yine bir ola­ğa­nüs­tü kong­re ile baş­kan se­çi­len Ali Şen'in Yö­ne­tim Ku­ru­lun­da görev alır. 1997 Ma­yı­sı'na kadar ku­lü­bün genel sek­re­ter­lik ve basın söz­cü­lü­ğü­nü yapar. Orhan Ke­çe­li, halen Fe­ner­bah­çe Yük­sek Divan Ku­ru­lu ve Fe­ner­bah­çe Vakfı üye­si­dir.
AKTİF SOS­YAL YAŞAM
Orhan Ke­çe­li, sa­na­yi­ci, iş adamı, po­li­ti­ka­cı ve spor adamı kim­li­ği ile yap­tı­ğı hiz­met­le­rin yanı sıra, çe­şit­li vakıf ve der­nek­ler­de al­dı­ğı gö­rev­ler­le de, hayır iş­le­ri­ne büyük önem ver­di­ği­ni ifade et­mek­te­dir. Bu gö­rev­le­ri ara­sın­da, İstan­bul Sa­na­yi Odası Vakfı (İSOV) Mü­te­vel­li Heyet Üye­li­ği, Rize Sos­yal Kül­tür Vakfı ku­ru­cu­su ve Baş­kan­lı­ğı, Ka­ra­de­niz İşa­dam­la­rı Der­ne­ği Onur Ku­ru­lu İkinci Baş­kan­lı­ğı­nı sı­ra­lar. Rize Sos­yal Kül­tür Vak-fı'nın, on iki yıl­dır kar­şı­lık­sız 400 öğ­ren­ci­ye burs ver­di­ği­ni, Rize'de üç fa­kül­te kur­du­ğu­nu ha­tır­la­tı­yor.
Ancak in­san­la­rın be­lir­li bir süre sonra ye­ri­ni, yeni gelen ku­şak­la­ra dev­ret­me­si ge­rek­ti­ği­ni be­lir­ten Orhan Ke­çe­li, iş ha­ya­tın­dan po­li­ti­ka­ya her alan­da genç­ler­le ye­ni­lik ve di­na­mizm ge­le­ce­ği­ni vur­gu­lu­yor.
SANAYİCİ BAŞ­TA­CI EDİLMELİ
Tür­ki­ye'de si­ya­set­çi­le­rin, zaman zaman işa­da­mı­nı vur­gun­cu, soy­gun­cu gibi gös­ter­me­si­nin büyük bir hata ol­du­ğu­nu, ge­liş­miş ül­ke­le­rin, sa­na­yi­ci ve işa­dam­la­rı­nın ça­ba­la­rıy­la kal­kın­dık­la­rı­nı ha­tır­la­tan Orhan Ke­çe­li, bugün sa­na­yi­ci­nin kı­rı­lan şev­ki­nin can­lan­dı­rıl­ma­sı­nın şart ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Ke­çe­li dü­şün­ce­le­ri­ni şu cüm­le­ler­le ifade edi­yor: "Tür­ki­ye'de sa­na­yi­ci, işa­da­mı baş tacı edil­me­li­dir. Ver­gi­yi ve­ri­yor, ekmek ka­pı­sı açı­yor. Kar­şı­lı­ğın­da hor­lan­mak is­te­mi­yor, güven is­ti­yor. Şu anda Tür­ki­ye'de yirmi yedi bin fab­ri­ka­nın, on beş bini atıl du­ru­yor. Buna hiç kim­se­nin gönlü razı ola­maz.
Arzu et­ti­ği­miz kal­kın­mış, büyük Tür­ki­ye ola­bil­mek için ya­tı­rım ve üre­tim­den başka yol yok­tur. Oysa işa­dam­la­rı fena ezil­miş­tir, hor­lan­mış­tır.
Artık dev­let, ya­tı­rım, üre­tim, hiz­met ve iş ba­rı­şı­nı sağ­la­ya­rak, dev­let sa­nat­çı­la­rı­na ver­di­ği ödül­ler gibi, yeni iş­ye­ri açmak is­te­ye­ni de ödül­len­dir­me­li­dir. Bence her yeni iş­ye­ri açı­lan gün bay­ram ilan edil­me­li­dir."