Birinci Hutbe
Hamt âlemlerin Rabbi Allah’a aittir. Ey Allah’ım! İslam ve iman nimeti verdiğin için hamt sana aittir. Bizi ümmeti Muhammet’ten (sav) eylediğin için hamt sana aittir. Allahtan başka ilah olmadığına, tek olduğuna ve eşi olmadığına şahitlik ederim. Muhammet’in Allah’ın kulu olduğuna ve Resulü olduğuna şahitlik ederim. Ey Allah’ım! Muhammet üzerine salat ve selam eyle. Onu mübarek eyle. Hane halkına ve arkadaşlarına hepsine salat ve selam eyle. Bundan sonra. Ey Müslümanlar! Alla hu Teâlâ muhkem ayetinde buyuruyor. Allah buyuranların en doğru söyleyenidir:
وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظٖيمٌ
Enfal Suresi 8.28 - Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. Alla hu Teala buyurdu:
فَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ اِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّا قَالَ اِنَّمَا اُوتٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ بَلْ هِىَ فِتْنَةٌ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Zümer süresi 39.49 - İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. Alla hu Teala buyurdu:
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنٖينَ وَالْقَنَاطٖيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ
Al-i İmran suresi 3.14 - Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.
قُلْ اَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْ لِلَّذٖينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِالْعِبَادِ
Al-iİmran 3.15 - De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir. İmam Tirmizi Sünen kitabında sahih senet şu hadisi şerifi rivayet etti.
(عن كعب بن عياض قال سمعت اللنبي صلى الله عليه وسلم يقول ان لكل امة فتنة وفتنة امتى المال)
‘ ’Ka’b b. İyaz dan rivayete göre Resulullah sav den şöyle derken işitmiştir. ’’Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.’’ İslam kardeşleri. Muhakkak bu ümmete Allah’ın rahmetindendir. O da Subhanehu ve Teâla hazretleri bu ümmete yakında karşılaşacakları ve maruz kalacakları fitneleri haber vermesidir. Onlara korunmalarının ve savunmalarının yolunu gösterdi. Haber bize Rabbimizin kitabından ve Nebimiz Muhammet sav in sünnetinde geldi. Haber verilen ve ümmetin içine düştüğü bu fitne mal fitnesidir. Mal fitnesi denilince ne anlıyoruz. Mal adamların boyunlarını zelil edendir. Mal ilkeleri değiştirir. Mal dünya işlerinde herkesi konuşturur. Mal haksız yoldan elde edilince dünya ve din işlerini bozar. Allah Subhanehu Teala bize malın insanları sevgisiyle bozduğu zaman dünya şehvetlerinden bir şehvet olduğunu haber vermiştir. Alla hu Teâla şöyle buyurdu:
اَلْمَالُ وَالْبَنُونَ زٖينَةُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ اَمَلًا
Kehf suresi 18.46 - Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak Salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Allah celle ve ala insanın mala olan halini şöyle buyurdu.
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Fecir suresi 89.20 - Malı da pek çok seviyorsunuz. İnsanların çoğunluğu bizden önceki asırlarda malın fitnesini anlamıştır. Resulüllah sav ümmetini malın fitnesinden uyarmıştır. Sahiheyn hadis kitabında bu vardır. Amir bin af el ensari radiyallahu and rivayet olundu ki, Allah resulü sav. Ebu ubeyde B. Cerrahi cizye mallarını getirmek üzere bahreyne gönderdi. Ebu ubeyde cizye mallarını alarak bahreynden medineye geldiğinde ensar Ebu Ubeydenin gelişini işittiler. Allah resulü ile birlikte sabah namazına geldiler. Allah resulü sabah namazını kılıp ayrılınca sahabeler hemen onun önüne koşuştular. Allah resulü onları bu halde görünce gülümsedi sonra: “Öyle sanıyorum ki sizler, Ebu Ubeydenin bahreynden bir şeyler getirdiğini duydunuz.” diye buyurdu. Sahabeler: Evet ya Resulüllah dediler bunun üzerine Allah resulü: “O halde sevinin ve sizi sevindirecek şeyi umunuz! Allaha yemin ediyorum ki, bundan sonra sizin adınıza fakirlikten korkmuyorum fakat sizin için dünyanın sizden öncekilere serildiği gibi size de serilmesinden ve onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışmanızdan, dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum buyurdu.” Bundan dolayıdır ki burada şüphe yok. Muhakkak bu dünyada mal hayatı sarmalayan bir bağdır. Maslahatları elde etmek için onun ile yardım alınır. Dünya da menfaatleri elde etmek için ondan yardım alınır. Bu kendine yardım etmek için olur. Aileye yardım etmek için olur. İnsanlardan dilenmemek için olur. O malı Allah rızası için hayır işlerinde infak üzere kazanılır. O hayır ile Allah’ın yardımı ile ahiretine fayda verir. Bu kimin kastı olursa, malını korursa, bu malda Halıkı Subhanehu Tealanın hakkı vardır. Kulların hakkı vardır. Malı sebep eder. İbadet yapmak üzere kişi onun ile yardım talep eder. Onun ile hayırlı işlerin artmasını sağlar. Bu davranışın meyvesi Allah’ın izni ile kurtuluş olur. Felah olur. Resulüllah sav şöyle buyurdu:
(نعم المال الصالح للمرء وفى رواية العبد الصالح)
‘ ’Salih kişiye bir (rivayette kul olana) Salih (hayırlı) mal ne kadar da güzeldir.’’ Bu hadisi şerifi İmam Ahmet rivayet etti. İmam Elbani bu hadisin sahih olduğunu söyledi. Ancak mal biriktirmekle kasti; kötülük, meşru yoldan saparsa, mal biriktirmedeki düşüncesi yasak olan şeyleri yapmak olursa; bunlar böbürlenmek, halkın üzerine yukarlara çıkmak, farz olan zekatı vermemek, malı ma’siyette ve haram olan yerlerde kullanmak için olursa o zaman o mal zararla mahrum olmakla geri gelmiş olur. İmam İbn-i Cevzi buyurur: (Allah Ona rahmet eylesin.) Ancak helalından kim mal biriktirmeği, onu çoğaltmayı kast eder; kastına bakarak kastı nefsini övünmek ve böbürlendirmek için ise maksadı ne de çok kötüdür. Bundan maksadının kendi nefsini ve ailesinin iffetini, zamanının hadiselerini, ailesinin zamanının hadiselerini korumak için ise ve kardeşlerine genişlik, fakirlerin ihtiyacını karşılamak ve hayırlı işleri yapmak maksadı ile mal kazanırsa maksadında sevap kazanır.’’ Telbis İblis Ey Müslümanlar! Allah c.c. bizi bu fani dünyada büyük bir maksatla yarattığını bilmeliyiz. Bu maksak yalnız tek olan Allahu Tealaya ibadet etmek içindir. Allahu Teala şöyle buyurdu:
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Zariyat suresi 51.56 - Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
مَا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ
Zariyat suresi 51.57 - Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. İmam Nevevi buyurdu: Bu ayeti kerime insanların ibadet için yaratıldıklarının açık delilidir. İnsanlar kendilerinin yaratıldıkları şeye takva olarak dünyanın payını verip itibar etmeye ve özen göstermeye müstahaktır. Dünya kalma süresinin tükenileceği yerdir. Burada ruha cana yer yoktur. Karşıdan karşıya geçiş yerinden meydana gelmiştir. Burada devamlı haz alınacak menzili yoktur. Sona erme projesidir. Devamlı vatan edilecek yer değildir. Bu sebeplerden dolayı dünya ehlini kul oldukları hususunda uyarmak lazımdır. Dünya da insanların en akıllı olanlar takva olanlardır. Riyazu es-Salıhın kitabindan alınmadır. Geçici mal elde etmenin ardındaki aklımızdan geçireceğimiz amacımızın en önemli aslan payı en şiddetli bir şekilde uyarmamızdır. Buda kötü olan hırstır. Bu çalışma ise ihmal edilmiştir. Sahihayın kitaplarında:
(ابن عباس رضى الله عنهما يقول سمعت النبي صلى الله عليه وسلم لو كان لابن ادم واديان من مال لابتغى ثالثا ولا يملأ جوف ابن ادم الا التراب ويتوب الله على من تاب)
İbn-i Abbas r.a buyurdu: Nebi sav dan işittim. Buyurdu. ‘’Şayet insanoğlunun iki vadi dolusu malı olsaydı, üçüncü vadi malı isterdi. Âdemoğlunun karnını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah tövbe edenlerin tövbesini kabul eder.’’ İmam Nevevi –Allah ona rahmet eylesin- buyurdu ki burada dünyaya bağlı olmaya, dünya malının çoğunu sevmeye ve dünya ya rağbet etmeye eleştiri vardır. ‘’Âdemoğlunun karnını ancak toprak doyurur’’ manası Ademoğlu ölünceye kadar dünya malını elde etmeye isteklidir. Onun karnını kabirde toprak doldurur. Demektir. Eş-Şerh ala sahıh müslim kitabı. Eğer mesut olmak istiyorsa ve Allah’ın kendisine nasip ettiklerine razı oluyorsa, kendisine taksim olana teslim oluyorsa, kendisini rızıklandırdığından dolayı şükrediyorsa Allah’ın fazlından daha fazlasını istiyorsa Müslüman olana gereken şey kanaattir.
(فعن ابى هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يا ابا هريرة كن ورعا تكن اعبد الناس وكن قنعا تكن اشكر الناس واحب للناس ما تحب لنفسك تكن مؤمنا واحسن جوار من جاورك تكن مسلما واقل الضحك فان كثرة الضحك تميت القلب)
Hz. Ebi Hüreyreden rivayet edildiğine göre Resulullah sav buyurdu: ‘’Ey Eba Hüreyre dindar ol. İnsanların en ibadet edeni olursun. Kanaatkâr ol. İnsanların en şükredeni olursun. Nefsin için istediğini insanlar için iste. İman etmiş olursun. Etrafında olanlara iyilikte bulun. Müslüman olursun. Gülmeği azalt. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür.’’ Bu hadisi şerifi İmam İbn-i Mace rivayet etti. İmam Elbani hadisin sahih olduğunu söyledi. İmam el-Menavi –Allah ona rahmet eylesin- ‘’Gerçekten kul Allah’ın verdiğine kanaat ederse, kendisine taksim olana rıza gösterirse, rıza gösterince şükrederse Allah’ta ona şükrüne karşılık fazlından daha fazla verir. Kulun şükrü arttıkça Allah’ın da fazlı artar.’’ Feyzü el-Kadir kitabi. Kul olana kazancında helal olanı araştırması haram olanlardan da uzaklaşması gerekir. Şüpheli olan şeylerden kaçınır. Şu bir gerçek ki kul kıyamet gününde Halıkı Subhanehunun önünde durur. Kula malından sorulacaktır. Resulullah sav buyurdu:
(لا تزول قدما عبد يوم القيامة حتى يسال عن عمره فيما افناه وعن علمه فيم فعل وعن ماله من اين اكتسبه وفيم انفقه وعن جسمه فيم ابلاه)
‘ ’hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.’’ İmam Tirmizi rivayet etti. Allah-u Sübhanehu hakiki ve ebedi olarak önceki nesillerin geleneğini yer yünü ve onun üzerinde olanlara varis olmaya karar verdi. Bu ayrıca ahirette de Allah’ın ölçüsü olduğuna karar verdi ki mal: Allah indinde insanın makamının yüksek olmasının ölçüsü değildir. Bu ne dünyada böyledir. Ne de ahirette böyledir. Bu durum Allah’ın ümmete olan adaletinden ve rahmetindendir. Gönderilen ayeti kerimede tasdik edilmiştir. Ayet şudur:
مَا اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ بِالَّتٖى تُقَرِّبُكُمْ عِنْدَنَا زُلْفٰى اِلَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُولٰئِكَ لَهُمْ جَزَاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِى الْغُرُفَاتِ اٰمِنُونَ
Sebe suresi 34.37 - Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Burada Allah-u Teâla Sübhanehu hazretleri verilen malın kâfirlere hiçbir işe yaramadığını beyan etti. Onlara faydası olmaz. Kendilerine isabet eden azaba da engel olmaz. Bu ayeti kerime yaşadığı dünyada nefes alan her insana Risalet’tir. Kim Allah’ın dininden ve şeriatından saparsa ve bu şeriattan nimetlenmezse ki bunlara Allah şöyle buyuruyor:
فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ اِنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
Tövbe suresi 9.55 - Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِىَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا وَاُولٰئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِ
Al-i İmran 3.10 - Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. Her asırda mal ile imtihan olmanın çeşitli şekiller aldığını biliniz. Bu asrımızda ise daha da belirlendi. Bu konuda uyarı yapmak gerekli oldu. Gözden kayboldu. Nice tutkunlar umursamıyor. Kafası dağınıktır. Gafildir. Doğru yolda olduğunu zannediyor. Hâlbuki o felaket yolundadır. –Bundan Allaha sığınırım- Bu asırda mal fitnesinin şekillerinin ve suretlerinin bazıları şunlardır. Birinci şekil: Allaha itaat için Onu zikretmek için Ona şükretmek için helal yoldan mal ile meşgul olmaktır. Allah c.c. şöyle buyurdu:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Münafıkun suresi 63. 9 - Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Allah c.c. şöyle buyurdu:
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ فٖى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Fetih suresi 48.11 - Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Nice Müslümanlar vardı ki namazlarını kılıyorlar, K. Kerimi okuyorlar ve diğer Salih amelleri yapıyorlardı. Sonra o Müslümanı dünya meşgul etti. Mal biriktirmenin arkasına sürüklendi. Sonra Allah’ın kitabını okumaz, namazı kılmaz ve zikir meclislerine bulunmaz oldu. İkinci şekil: Allah cc yolunda kerih (çirkin) olan yerlerde harcama yapmaktır. Bunların başına farz olan zekât gelir. Bazı insanlar birçok malını ayıplanan yerlerde, nefsin arzu ettiği yerlerde, eğlenceli işlerde ve konforlu işlerde infak ederler. Harcarlar. İnfak etmeyi iddia ettiğinde malın ve evlatların fayda vermediği ancak Allaha kalbi selim gelenin kurtulacağı o günde boynunu azat ederken ve kurtarınca yüzünde çirkinlik görürsün. Arz edilir. Münafıklar hakkındaki Allah cc şu sözünü unutuyor:
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِى الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
Tövbe suresi 9.81 - Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı. Üçüncü şekil: Mal ile olan ilişkilerde araştırma yapmamak. Soru sorulmaması. Yapılan mal ilişkileri acaba helal mıdır? Yoksa haram mıdır? Bu konuda kolaylık göstermektir. İlim ehlinin davranışlardan üzerinde şekillenmesinden soru sormamasıdır. Resulullah sav bizi bu konuda uyarmıştır. Sahihi Buharide şöyle rivayet edilmiştir:
(عن ابى هريرة رضى الله هنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ياتي على الناس زمان لا يبالى المرء ما اخذ منه امن الحلال ام من الحرام)
Ebi Hüreyreden rivayet edildiğine göre Resulullah sav şöyle buyurmuştur: ‘’İnsanlar üzerinde öyle bir zaman gelecek ki kişi, aldığı (mal veya para) helalden midir, yoksa haramdan mıdır aldırmayacak.’’
(عن النعمان بن بشير قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول الحلال بين والحرام بين وبين ذلك امور مشتبهات لا يدرى كثير من الناس امن الحلال هى ام من الحرام فمن تركها استبراء لدينه وعرضه فقد سلم ومن واقع شيئا منها يوشك ان يواقع الحرام كما انه من يرعى حول الحمى يوشك ان يواقعه الا وان لكل ملك حمى الا وان حمى الله محارمه )
En-Numan Bin Beşir –rediyallahu anh-‘dan merfu olarak rivayet edildiğine göre Resulullah sav şöyle buyurmuştur: (Şüphesiz helal de apaçık bellidir, haram da apaçık bellidir. Bu ikisinin arasında, insanların birçoğunun (helal mi, haram mı olduğunu) bilmediği şüpheli şeyler vardır. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dini ve ırzı (şeref ve haysiyeti) lehine korunmuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur. Tıpkı yasak bölge çevresinde (koyunlarını) otlatan çobanın o yasak bölgede güttüklerinin otlayarak sınıra yaklaşması gibi. Şunu bilin ki her bir hükümdarın bir yasak bölgesi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir.) Bu konuda Nebi sav in şu hadisi şerifini hatırlamak gerekir. Bu hadis şerif İmam Ahmet’in Müsnet kitabında ve diğer kitaplarda vardır:
(يا كعب بن عجرة لا تدخل الجنة من نبت لحمه من سحت النار اولى به)
‘ ’Ey Ka’b b. Ucre! Eti haramdan meydana gelen Cennete giremez. Cehennem ona daha layıktır.’’
Dördüncü Şekil. İnsanların mallarını batıl yoldan ve batılı yemedeki çeşitli durumlardan, yollardan, hilelerden ve çarpıklıklardan yemektir. Bu yemeler başkalarının hakkını harcamaya kadar ulaşır. Burada rüşvet talep edilir. Bu borçlu olan borcunu reddeder. Bu ticaretinde sahtekârlık yapar. Bu haramlarda ticaret yapar. Bir başkası faizle uğraşır. Bunların her bireri insanların malını batıl yoldan yemenin bazılarıdır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu:
وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَاْكُلُوا فَرٖيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Bakara suresi 2.188 - Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. Alla hu Teâla şöyle buyuruyor:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَحٖيمًا
Nisa suresi 4.29 - Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Beşinci Şekil: Yetim malını yemektir. Allah cc buyurdu:
وَاٰتُوا الْيَتَامٰى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبٖيثَ بِالطَّيِّبِ وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰى اَمْوَالِكُمْ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبٖيرًا
Nisa suresi 4. 2 - Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır. Allah Teâla tehdit ederek ve korkutarak şöyle buyurur:
اِنَّ الَّذٖينَ يَاْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَاْكُلُونَ فٖى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعٖيرًا
Nisa suresi 4.10 - Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (Cehenneme) gireceklerdir. Yetimlerin malını haksız yere alan, yetimleri mirastan mahrum eden veya buna benzer işler yapan insanlar Allahtan korksun. Burada mülkün sahibi yanında gaibi bilenin yanında ve hasımların yanında vaadi olduğunu hatırlamak vardır. Altıncı Şekil: Ücretle çalışanın ücretinin verilmemesidir. İşte bunlar kendilerine zulmedip haklarını kendilerine vermeyenler karşılıklı çekişirler. Bu durun son zamanlarda çoğalmıştır. Yedinci Şekil: İhtiyacı olmadığı halde yardım talep edenlerdir. Bu konuda yalan söyleyerek zekâta müstahak olduğunu ısrarla söyleyenler gibidir. Veya dürüst olmadan camilerde insanlardan yardım talep edenlerdir. Bunlara Nebi sav hadisi şerifini hatırlatmak gereklidir. Sahihi Müslim kitabında hadisi şerif şöyledir:
لا تزال المسألة باحدكم حتى يلقى الله وليس فى وجهه مزعة لحم
‘ ’Dilencilik bazınızın başı ile beraber gidecek hatta huzur-u ilahiye yüzünde bir parça et kalmaksızın çıkacaktır.’’
(يا قبيصة ان المسألة لا تحل الا لاحد ثلاثة رجل تحمل حمالة فحلت له المسألة حتى يصيبها ثم يمسك ورجل اصابته جائحة اجتاحت ماله فحلت له المسألة حتى يصيب قواما من عيش اوقال سدادا من عيش ورجل اصابته فاقة حتى يقوم ثلاثة من ذوى الحجا من قومه لقد اصابته فلانا فاقة فحلت له المسألة حتى يصيب قواما من عيش او قال سدادا من عيش فما سواهن من المسألة يا قبيصة سحتا يأكلها صاحبها سحتا)
‘’Ya kabisa Şüphesiz ki üç sınıf insandan her biri müstesna olmak üzere dilenmek hiç bir kimseye helal değildir. Şöyle ki
1- Kefalet altına giren kimseye o malı elde edinceye kadar dilenmek helaldir. Sonra bundan vazgeçer.
2-Bütün malını helak eden, bir felakete maruz kalan kimsenin geçim ihtiyacını temin edinceye kadar –yahut hacetini giderinceye kadar- dilenmesi helaldir.
3-Fakr-u zarurete duçar olan, o derece ki Kavmu kabilesinden aklı başında üç kişinin: Gerçekten filan fakir düştü diye şahadette bulunacakları kimsenin geçim ihtiyacını temin edinceye kadar –yahut hacetini giderinceye kadar- dilenmesi helaldir. Dilenmenin bundan ötesi Ya Kabise haramdır. Dilenen onu haram olarak yer.’’ İmam Müslim bunu rivayet etti. Sekizinci Şekil: Malı Allah’ın yoluna gitmeyi engellemeye harcamaktır. Fitne çeşitleri ile Allah’ın kullarını günaha sokmaktır. Bunlar şöyle olur. Müzik yayını ve müzik yayını yapmayan uydu kanallarını kullanmaktır. O kanallarda rezalet ve çıplaklık vardır. Veya o kanallarda düşmanları taklit etmek ve onların bineğine binip onlar gibi yaşamak vardır. O kanallarda akılları uyuşturmak, emeği engellemek, düşmanların adet ve göreneklerini harika görmek, onlarla bizim aramızda olan düşmanlık engelini kaldırmak vardır. Onlar bunun Müslümanların ahlakından olmadığını bilmiyorlar. Bu ancak kâfir Allah’ın düşmanlarının alışkanlıklarıdır. Şöyle buyuran Allah doğru buyurdu:
اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ
Enfal suresi 8.36 - Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.
Dokuzuncu Şekil: Mal ile gösteriş yapmak gururlanmak ve başa kalkmak. Özellikle de şeri bağışlardadır. Buda başa kalkmanın ve eziyet etmenin bir çeşididir. Allahu Teâlâ’nın buyurduğu gibidir.
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰى كَالَّذٖى يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَیْءٍ مِمَّا كَسَبُوا وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ
Bakara suresi 2.264 - Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Onuncu Şekil: Ehline ve ayaline (Hane halkına) harcaması gereken harcamalarda eksiklik yapmaktır. Allah harcama yapabilen kişiye malını fakir olan ehline rahatları ve istikrarları yolunda harcama yapmalarını farz eyledi. Çünkü mal hayatın yara bezidir.
وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَا لَا تُضَارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِهٖ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
Bakara suresi 2.233 - -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. Sahihi Müslimde Peygamberimiz şöyle buyurur:
(عن ابى هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم دينار انفقته فى سبيل الله ودينار انفقته فى رقبة ودينار تصدقت به على مسكين ودينار انفقته على اهلك اعظمها اجرا الذى انفقته على اهلك)
Ebu Hüreyre Resulullahtan rivayet etti. Resulullah buyurdu: ‘’Bir dinar var Allah yolunda harcadın, bir dinar var köle azat etmede harcadın, bir dinar var fakirler için tasadduk ettin, yine bir dinar var onu da ailen için harcadın. İşte (hep hayırda harcanan) bu dinarların sana en çok sevap getirecek olanı ehlin için harcadığındır.’’ Sözümü söylüyorum. Kendim için ve sizler için Allahtan bağışlanmak istiyorum.
İKİNCİ HUTBE
Malın fitnesi: Şekli ve ilacı nedir?
وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظٖيمٌ
Enfal suresi 8.28 - Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. Hamt; âlemlerin Rabbi olan Allaha aittir. Ey Allah’ım! İslam ve iman nimetlerinden dolayı hamt sana aittir. Bizleri ümmeti Muhammet’ten sav eylediğinden dolayı hamt sana aittir. Ben şahidim ki Allahtan başka ilah yoktur. Tektir. Ortağı yoktur. Yine ben şahidim ki Muhammet Allah’ın kuludur. Ve Resulüdür. Ey Allah’ım Seyidimiz Muhammet’e, sav hane halkına, sahabesine hepsine salat ve selam eyle.
Bundan sonra. Ey Müslümanlar! Şüphe yok ki malın ve diğerlerinin fitnesi fitnelerdendir. Ondan kurtuluş ve tehlikesinden kurtuluş yoktur. Ancak bu din ile İslam dini ile kurtuluş vardır. İslam dini koruyan panzehri getirdi. Bu fitnelerin etkili ilacını getirdi. Mal fitnesi de bu fitnelerdendir. Bundan dolayı Allah Sübhanehu Tealaya iman etmek, malını bilmek kemal sıfatlarındandır. Celalının sıfatındandır. İşte burada bu fitneden kurtuluş vardır. Allah Teâla şöyle buyurdu:
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ اِلَى اللّٰهِ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِىُّ الْحَمٖيدُ
Fatır suresi 35.15 - Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır. Yine Allah Teâla şöyle buyurdu:
هَا اَنْتُمْ هٰؤُلَاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِهٖ وَاللّٰهُ الْغَنِىُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوا اَمْثَالَكُمْ
Muhammet suresi 47.38 - İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O'ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Ayetler halik olan Allah’ın zengin mahlûkun ise fakir olduğunu tekit eder. Bu mahlûk nerede olursa olsun, mülküne ulaşsa da malın malını sağlamlaştırsa da bu mahlûk yine de fakirdir. Kişi bu duyguyu kavrayınca kendi nefsini hakir görür. Rabbine tazim eder. Fitneden kurtulur. Allah Sübhanehü Teâla malı olan malını kendi ilmine nispet eden Karunu kötülemiştir. Allah şöyle buyurdu:
قَالَ اِنَّمَا اُوتٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖى اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْپَلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
Kasas suresi 28.78 - Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Malını kendi nefsine nispet edip dayandırdı. Allah cc Süphanehu Teâla ona cevap vererek şöyle buyurdu:
قَالَ اِنَّمَا اُوتٖيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْدٖى اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهٖ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْپَلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
Kasas suresi 28.78 - Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Ayrıca Allah Sübhanehu ve Tealaya güvenmek: Kim bu fitneden kurtulmanın taraflarına ehemmiyet verirse Allaha güvenir. Enes b. Malikten rivayet etti. Resulullah sav buyurdu:
(من كانت الاخرة همه جعل الله غناه فى قلبه وجمع له شمله واتته الدنيا وهى راغمة ومن كانت الدنيا همه جعل الله فقره بين عينيه وفرق عليه شمله ولم يأته من الدنيا الا ما قدر له)
‘ ’Kimin arzusu ahiret olursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya olursa, Allah iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar, işlerini de darma dağın eder. Netice olarak dünya da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez’’ İmam Tirmizi rivayet etti. Allah Subhanehu ve Teala dua ve kendisine iltica edilmesi de bu fitnelerden korumadır. Bu konuda ki dua Hz. Aişe’nin rivayet ettiği duadır: Nebi sav şöyle buyuruyordu:
(اللهم انى اعوذ بك من الكسل والهرم والمأثم والمعزم ومن فتنة القبر وعذاب القبر ومن فتنة النار وعذاب النار ومن شر فتنة الغنى واعوذ بك من فتنة الفقر)
Allah’ım! Tembellikten, düşkünlük derecesinde yaşlılıktan, günahtan ve borç yükünden, kabir fitnesinden ve kabir azabından, cehennem fitnesinden ve cehennem azabından, zenginlik ve fakirlik şerrinden sana sığınırım. Fakirlik fitnesinden sana sığınırım. Deccal Mesihin fitnesinden sana sığınırım.’’ İmam Buhari rivayet etti. Yine ayni şekilde: Beşerin Efendisin ve Enbiyaların halinin bilgisi de bunun gibidir. Bu konuda Hz. Ömer b. Hattabın r.a. söylediklerine haber verelim. Buyurdu: ‘’Resulullahın huzuruna girdim. O hasır üzerine uzanmıştı. Peşte malini aşağıya aldı. Peşte malından başka üzerinde bir elbise yoktu. Hasırın ise yan tarafına izleri çıkmıştı. Gözüm ile Resulullahın sav kilerine baktım. Bir sa’ miktarında bir avuç kadar arpa vardı. Odanın kenarında kırıntılar yukarda asılı idi. Hz. Ömer der ki hemen gözlerim yaş ile doldu. Resulullah buyurdu: ‘’Ey İbn-i Hattap seni ne ağlattı?’’ Cevap verdim. ‘’Ey Allahın Nebisi! Beni ağlatacak bir şeyim yoktur. Ancak bu hasır senin vücudunda izler bıraktı. Burası senin kilerindir. Burada şu gördüklerimden başka bir şey görmüyorum. İşte Kayser ve Kisra meyveler ve sular içerisindeler. Sen Allah’ın Resulü sav ve seçkin kulusun. Buda senin kilerin. Resulullah cevap verdi. Buyurdu: ‘’Ey İbn-i Hattap! Ahiret bizim olsun, dünya onların olsun. Bundan razı olmuyormusun. Bende evet razı oluyorum dedim. (Hadis) İmam Müslim bunu rivayet etti. Nebi sav bu hayatın en uzağına bakıyordu. Ahirete ki saadete bakıyordu. İşte o saadet ebedi saadettir. Hastalık, ihtiyarlık ve ölüm o saadetin saflığını bozamaz. Şayet mal sahipleri bu büyüteçten baksaydılar fitnelerden kurtulurlardı. Yanlarındaki mal pek önemli olmazdı. Sahihayin de rivayet edildi. ‘’Hz. Aişeden rivayet edildi. O kardeşimin oğlu Urveye buyurdu: ‘’Biz iki ayda üç defa hilalin üç defa değiştiğine bakardık. Resulullah sav evlerinde yemek pişirmek için ateş yakılmazdı. Sordum. Sizin yiyeceğiniz nedir? Urve cevap verdi. İki tane siyah yiyeceğimizdir. Hurma ve su idi. Ancak Resulullahın Ensardan komşuları vardı. Onların sağmal hayvanları vardı. Onlar Resulullaha evlerinden süt ikramında bulunuyorlardı. O sütü içiyorduk. Ey Müslümanlar! Mal fitnesinden kurtulmanın önemli yönlerindendir. O da bu malın hakikatini beyan eden hadisi şerif rivayetidir. İmam Tirmizinin süneninde şöyledir:
(عن سهل بن سعد قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لو كانت الدنيا تعدل عند الله جناح بعوضة ما سقى كافرا منها شربة ماء )
Sehil b. Sa’d rivayet etti. Dedi ki Resulullah sav şöyle buyurdu: ‘’Allah katında dünya, bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı ondan kâfire dünyada bir yudum su dahi içirmezdi’’ Geçim sıkıntısına ve harcamada tutumlu olmaya sabretmek dünya fitnesinden ve mal fitnesinden kurtulmanın yönlerindendir. Dinde sabretmenin büyük bir menzili vardır. Nebi sav bu konuda ki yönlendirmelerindendir. Sahihayin hadis kitabında şu hadis rivayet edilmiştir:
(عن ابى سعيد الخدري رضى الله عنه ان ناسا من الانصار سألوا رسول الله صلى الله علبه وسلم فاعطاهم ثم سألوه فاعطاهم حتى نفد ما عنده فقال ما يكون عندى من خير فلن ادخره عنكم ومن يستعفف يعفه الله ومن يستغن يغنه الله ومن يتصبر يصبره الله وما اعطى احد عطاء خيرا واوسع من الصبر)
Ebu Sait el-Hudri –radıyallahu anh-‘dan nakledildiğine göre, Ensardan bir grup Resulüllah –sallahu aleyhi ve sellem-‘den bir şeyler istediler. O da verdi. Sonra yine istediler. Resulüllah –sallalahu aleyhi ve sellem- elindekiler bitinceye kadar verdi. Vereceği şeyler tükenince onlara şöyle dedi. ‘’Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun iffetini artırır. Kim tok gözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah ona sabır verir. Hiçbir kimseye, sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lütufta bulunulmamıştır.’’ Dünyanın ve içindekilerin sona ereceğine iman etmek mal fitnesinden selamete çıkmanın yöntemlerindir. Müminlerin cennetteki nimetleri şu ayette beyan edilmiştir:
وَمَا اُوتٖيتُمْ مِنْ شَیْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَزٖينَتُهَا وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Kasas suresi 28.60 - (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kaza ve kadere iman etmekte mal fitnesinden korunmanın yöntemlerindendir. Ki bunlar birçok konuda ortaya çıkar. 1- Zenginlik sahibi Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın her şeye kadir olacağını idrak eder. Bu mali ile değişmeyeceğini aslında Allah Subhanehu onu zengin ettiğini O Allah kendisini fakir edebileceğini ve insanlardan başkasını zengin edebileceğine iman etmesi bu yöntemlerdendir. Allah cc şöyle buyurdu:
اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ وَفَرِحُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فِى الْاٰخِرَةِ اِلَّا مَتَاعٌ
Rad suresi 13.26 - Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
2- Malın çok olması rızkın geniş olmasıdır. Kendisinden razı olduğunun delili değildir. Bu mal sahibinin Allah tarafından imtihanıdır. Karun da ve gidişatında ibret ve vaaz vardır.
3- İnsanın iktisadı halı devam etmez. İnsan bazen zengin olur. Bu onun kaderinde fakir olması da yazılmıştır. Fakir olur. Bunun aksi de olur. Bu onun kaderinde zengin olması da yazılmıştır. Zengin olur. Gerçek şu niceleri milyonların yöneticisi borçlandılar. Ceza evine davet edildiler. Bu insanın iktisadı halının devam etmediğine delalet eder.
4- İnsanın Allah cc Sübhanehu ve Teâlâ’nın rızıkları taksim ettiğini bilmesidir. Resulullah sav şöyle buyurdu:
(ان الله قسم بينكم اخلاقكم كما قسم بينكم ارزا قكم وان الله عز وجل يعطى الدنيا من يحب ومن لا يحب ولا يعطى الدين الا لمن احب فمن اعطاه الله الدين فقد احبه) رواه احمد
‘ ’Allah aranızda rızıklarınızı taksim ettiği gibi huylarınızı da taksim etti. Allah dünyayı sevdiği ve sevmediği herkese verir. Dini ise yalnız sevdiğine verir. Dini verdiği kişiyi mutlaka sever.’’ İmam Ahmet bu hadisi rivayet etti. Ey Müslümanlar! Müslümanın malın fitnesinden kurtaracağını belirleyeceği şey kanaat ve az mal ile yaşamaya rıza göstermektir. Sahihi Müslim kitabında şu hadisi şerif vardır.
(عن عبد الله بن عمرو بن العاص ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال قد افلح من اسلم ورزق كفافا وقنعه الله بما اتاه)
Abdullah b. Amır b. El-As’tan rivayet edilen hadiste Peygamberimiz şöyle buyurdu. Müslüman olan, yeterli geçime sahip kılınan ve Allah’ın kendisine verdiklerine kanaat etmesini bilen kurtulmuştur.
(عن اسامة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال قمت على باب الجنة فكان عامة من دخلها المسكين واصحاب الجد محبوسون)
Hz. Usame -radıyallah anhu- anlatıyor: Nebi sav şöyle buyurdu: ‘’Cennetin kapısında durup baktım. Birde gördüm ki içeri girenlerin çoğu yoksullardır. Zenginler ise hesap görmek için alıkonulmuştu.’’
(عن ابى هريرة قال قال رسولله صلى الله عليه وسلم ليس الغنى عن كثرة العرض ولكن الغنى غنى النفس)
Hz. Ebi Hüreyre anlatıyor. Resulüllah sav şöyle buyurdu: ‘’Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.’’
Resulullah sav mala köle olanı kötüledi. Mala köle olan kendisine mal verilince razı olur. Kendisine mal verilmez ise cimrilik yapar. Allah cc Teâlâ şöyle buyurdu:
وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِى الصَّدَقَاتِ فَاِنْ اُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا وَاِنْ لَمْ يُعْطَوْا مِنْهَا اِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ
Tövbe suresi 9.58 - İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar. İmam Buharı Sahih kitabında şöyle buyurdu:
( عن ابى هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال تعس عبد الدينار و عبد الدرهم وعبد الخميصة ان اعطى رضى وان لم يعط سخط تعس وانتكس واذا شيك فلا انتقش)
Hz. Ebi Hüreyre rivayet etti. Nebi sav şöyle buyurdu: ‘’Dinara köle olan helak olsun, dirheme köle olan helak olun, ipek elbiseye köle olan helak olsun. Kadife elbiseye köle olan helak olsun. (bu kimse)kendisine istediği verildiğinde razı olur, verilmediğinde ise öfkelenir. Vücuduna bir diken batınca da cımbızla çıkaran bulunmasın.’’ Ey Müslümanlar! Yüce olan Allaha İslam ve iman nimetinden dolayı hamt etmemiz hepimize gerekli oldu. Bize rızık verdiğinden dolayı Ona şükrederiz. Bize taksim edip verdiğinden dolayı Allahtan razı oluruz. Daima helal mal kazanmaya, malı dünyamıza ve ahiretimize fayda verecek şekilde harcamaya ve haram kazanmaktan da uzak durmaya veya zarar verecek şekilde malı kaybetmekten uzak durmaya, her halu karda şüpheli şeylerden kaçınmaya istekliyiz. Yaptığımız her şey amel defterimizin sahifelerine yazılacaktır. Biz onlardan sorguya çekileceğiz. O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar. Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka günde biz yaptıklarımızdan sorguya çekileceğiz. Malın olmasının mümkün olduğunu bazen gerisin geri gelebileceğini elbette biliyoruz. Nice zengin fakir oldu. Nice fakir zengin oldu. Allah c c verende mani olanda O dur. Eş-şeyh ibni Useymin -Allah ona rahmet eylesin- diyor ki: İnsan fakirliğe yakın olunca Allahtan daha çok sakınan, Allaha daha çok itaat eden ve Allahtan daha çok korkan olurlar. Mal çoğalınca, Allah yolundan uzaklaşmalar ve zulüm elde etmeler çok olur. Şimdi insan dünya çiçeği ve ziyneti ile süslendi. Dua.
hamidibrahem.com dan alıntıdır.
Tercüme Eden
İbrahim SIRMALI
Emekli Müftü İcazeti Hoca
