Rizevî
Bu Nuru'l-Hüda Risalesidir. Sefihlerden (akılsızlardan) olduğu hâlde akıllı olduğunu iddia edene cevap olsun diye Rizeli Molla Mustafa Efendi tarafından 1311 de maarif nezareti celilesi ruhsatı ile basımı yapılmış risaledir. 3 Kuruştur. Bu risale ehl-i sünnet ve'l-cemaat alimlerine ve ashap seviyesinde olanların görüşlerine dayandırılmıştır. Resûlullah S.A.V in ashabının bazılarına laneti caiz görenlere cevaptır. Resûllullah S.A.V. in ashabından birine söven ve lanet edenlerle ilgili gelen görüşler, muteber ve yayınlanan ehl-i sünnet ve'l cemaat mezhebi üzerindeki kitaplardan alınmıştır. Sevvadu l-Azam Risalesi gibi, Mefrau l-Halaik Menbau l-Hakayik, Aliyu l-Kari Mee Şifa, El-Buhari (Kastalani), Hilyetu'n-Naci, Şerhu'l-Mevakıf, Şerhu'l-Makasıd, Şerhu'l-Akayid (Ramazan Efendi), Haşiyetu Kekri, El-Yevakitu l-Cevahir (İmam Abdulvehab eş-Şa'rani), Tefsiri-Ruhu'l-Beyan, Şi'ratü'l-İslam, Fetevayi el-Behçe, Nablusi (Alattarikati'l- Muhammediyye), Fetevayi Ebüssuud, El-Berikatu Alattarikati'l- Muhammediyye Ruhul Furkan tefsiri, Risaletü'l-Münire l-İbni Kemal, İbn-i Mülk Alalmeşarıkı, İhyau'l- Ulum Li Muhammed el-Gazali), Recep Efendi Alattarikati'l- Muhammediye, Hadis Erbain (Kırk Hadis) şerhiyle beraber, Li Akermani, Haşiyetü'l-Camiü'l-Mutun, Sahih-i Buharinin rivayet edilen isimleri, Ramuzul Ehadis, Fetavayi Abdurrahim. Kitapları gibi. Allah onları ağırlayıp misafir eylesin. Varacakları yeri mü'minlerin tamamını hepsini Cennet eylesin. Onları hoşnut ve temiz olanlardan eylesin. Amin. Maarif nezareti celilesinin (saygın) 19 Cemaziyel Ahir Ayı sene 302, 23 Mart sene 301 ruhsatnamesi ile basımı yapılmıştır. Not: (1885 miladi yıl. 24 mart 1301 rumi. 19 cemaziyel ahir hicri 1301.)
NURU'L-HÜDA RİSALESİ
بسم الله الرحمن الرحيم
نحمدك يا من وفقنا الى الصراط المستقيم ونصلى ونسلم على حبيبك محمد صاحب الخلق العظيم وعلى اله واصحابه الذين قاموا بنصرة الدين القويم
Bizi sıratı müstakime muvaffak eden Allah'ım! Sana hamt ediyoruz. Habibin büyük ahlak sahibi Muhammed'e salât-u selam ediyoruz. Senin sağlam dinine yardım eden Onun aline ve ashabına da salat selam ediyoruz. Allah'a hamt, Resulüne salat-u selamdan (besmele-hamdele-salvele) sonra. Güçlü ve lütuf sahibi Rabbine muhtaç olan zayıf kulu Mustafa Nezifi, Nakşibendi, Rizevi ( Rizeli) zamanımızda insanlar arasında yayılan bazı sahabeye saldırılar, lanetler, sövmeler, fa sıktır ve kafirdir gibi ifadeler, beni islamı korumaya sevk etti diyor. Bu evrakları ehl-i sünnet alimlerinin beyan ettiği ayet-i kerimeler, haberler, halk arasında mevcut olan muteber eserlerden topladım. Bunu her meseleye işaret ederek nereden aldığımı, sahifesini beyan ederek, sahife rakamını vererek dinde kardeşlerimizin akait kaidelerini tashih ederek yaptım. Rafizilerin ve Haricilerin umumuna cevap verdim. Bunları mukaddime(giriş), matlab(konular) ve hatime(sonuç) olarak düzenledim. Mukaddime: Ehl-i sünnet ve'l-cemaat alametlerini beyan eder. Burada muvaffakıyet Allaha aittir deriz. Ona yöneliriz. Biliniz ki Ehl-i sünnet ve'l-cemaatın alameti; İnsanın 62 özellikle sıfatlanmasıdır. Bu özellikler:
1-İmanında şüphe etmemesidir. Ben inşallah mü'minim dememesi gerekir.
2-Müslüman cemaate asli meselelerde ve tali meselelerde muhalefet etmemelidir.
3-Her takva sahibinin ve günahkârın arkasında namaz kılmalı. Bu görüşü doğru kabul etmeli. Rafiziler gibi olmamalı. Onlar her takva sahibi ve günahkârın arkasında namaz kılmazlar. Bunu doğru kabul etmezler. Her takva sahibi ve günahkârın arkasında namaz kılmayı doğru kabul etmeyen bidat ehlidir.
4-Kıble ehlinden birini günahından dolayı (günahı helal kabul etmedikçe) kâfir oldu dememeli.
5-Kıble ehlinden büyük yaşta ve küçük yaşta olanların cenazelerini kılmak. Bunu doğru bulmaktır. Kıble ehlinden büyük yaşta olanların ve küçük yaşta olanların cenaze namazının kılınmasını doğru bulmamak bidattir.
6-Hayrın ve şerrin Allahtan olduğunun kabul etmeli. Kazaya inanmayan, hayrın ve şerrin Allahtan olduğunu kabul etmeyen bidatçidir.
7-Haksız yere kılıçla Müslümanlardan birini öldürmeye çıkmamalı.
8-Misafir müddetinde ve mukim halinde mesh üzerinde mesh etmenin doğru olduğunu kabul etmektir. Çıplak ayak üzerine mesh etmek caiz değildir. Çünkü bu Rafizilerin mezhebidir. Allah onlara lanet eylesin.
9-Her devlet başkanı bayram namazlarını ve Cuma namazlarını kıldırmalı. Bunu doğru görmeli. Sultana her durumda itaat etmeli. Sultana isyan etmek ona itaat etmemek hariciliktir. (Harici mezhebine mensup olmaktır.)
10-İmanı Allah-u Taalanın c.c. Lütfü olduğunu kabul etmeli.
11-Kulların fiillerini Allah'ın yaratması ile olduğunu kabul etmeli.
12-Kabir azabının hak olduğunu kabul etmeli. Kabir azabını inkar etmek delalettir. Bidattir. Cidden Mutezile mezhebine mensup görüşlüdür. 13-Allah-u Teâlâ'nın kelamının mahluk (yaratılmış) olmadığı görüşünde olmalı.
14-Münker ve Nekir suallerinin doğru olduğunu kabul etmelidir. Münker ve Nekirin suallerini inkar eden kaderiye mezhebine mensup olur.
15-Yaşayanların duası ve sadakalarının ölülere faydalı olacağının hakikaten doğru olduğu görüşünde olmalı. Bunu inkar eden mutezile mezhebi görüşlü ve bidatçi olur.
16-Nebi s.a.v. şefaatinin hak olduğu görüşünde olmalı. Şefaatin hak (doğru) olduğu görüşünde olmayıp onu inkar eden bidatçidir.
17-Nebi s.a.v. miracını hak (doğru) olarak bilmeli. Miracı inkar eden ayetleri ret edip kabul etmeyen Allah'ı inkar etmiştir.
18-Kıyamet gününde kitabın okunmasının hak olduğunu ikrar (kabul) edilmesi. Bunu kim inkâr ederse ve ayetleri ret (kabul etmezse) ederse o Allah-u Ta alayı inkâr etmiş olur.
19-Hesabın hak (doğru) olduğunu itikat edip kabul etmek. Kim hesabi inkâr ederse ayetleri inkar ettiğinden Allah'ı inkar eder.
20-Mizanın hak (doğru) olduğunu itikat (inanıp) edip kabul etmek.
21-Sıratın hak olduğuna itikat (inanıp) edip kabul etmek.
22-Cennet ve Cehennemin yaratılmış olduğunu ebedi olarak yok olmayacaklarını bilmektir.
23-Allahın kulunu kıyamet gününde kendisi ile kulu arasında vasıtasız hesaba çekeceğini bilmektir.
24-Nebi s.a.v. 10 sahabesinin Cennetlik olduklarına şahit olmasıdır. Onlara veya onlardan birine iftira ve taan (dil uzatmak) etmek delalettir. Bidattir.
25-Şudur ki Nebi s.a.v. den sonra ashabından ve ümmetinden Ebu Bekir-i Sıddık'tan r.a. daha faziletli birinin olmadığını bilmesidir. Ve Onun hilafetinin doğru olduğu görüşünde olmalıdır. 26-Ebu Bekir'den sonra insanların en efdalının Ömer b. El-Hattap olduğu görüşünde olmalıdır. Ömerden sonra Osman b. Afvan ondan sonra Ali b. Ebi Talib (Allah onlardan razı olsun) en faziletli olduğunu ve bunların hilafetlerinin hak (doğru) olduğu görüşünde olmaktır. 27-Nebi s.a.v. in arkadaşlarının aleyhinde konuşmamak. Kim onların aleyhinde konuşursa onlar gibi olur. Böyle olanlar delalettedir. Bidatçidir. Peygamberimiz şöyle buyurur:
اصحابى كالنجوم بايهم اقتديتم اهتديتم
“Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine tabi olup uyarsanız hidayete erersiniz (doğruyu bulursunuz)”. Başka bir hadisi şerifte ise
من ابغض اصحابى فهو منافق
“Kim benim ashabıma buğz (kin, nefret) ederse o münafıktır”. Dilini ve kalbini bu durumlardan muhafaza eyle. Onların içine düşme. 28-Allahu Taalanın buğz edip razı olacağına itikat etmektir. İnanmaktır. Bu insanlar gibi olan gazap ve rıza değildir. Allahın gazabı Cehennemdir. Allahın rızası Cennettir denilmez. Kim bunu söylerse o bidatçidir. 29-Keyfiyetsiz Allah'ı görmenin hak olduğuna itikat etmektir. İnanmaktır. Kim Allah'ı görmeyi inkar eder ve Onu baş gözü ile göremezsiniz Onu ancak kalp gözü ile görürsünüz derse o kimse delalettedir. Bidatçidir. 30-Enbiyaların mertebeleri evliyaların mertebelerinden daha yüksek ve daha afdal olduğuna itikat etmektir. İnanmaktır. Evliyaların mertebeleri Enbiyaların mertebelerinden daha üstündür demek kişiyi bid'atçi eder. Bunlara kerramiler denilir. 31-Evliyaların kerametlerinin hak (doğru) olduğuna itikat etmektir. İnkar edilmez. Evliyanın kerametini inkar eden bidatçidir. 32-Allahu Taalanın adli ile said(mutlu) olanı şakiye(mutsuz olana) dönüştüreceğine, fazli ile de şakı(mutsuz) olanı saide(mutlu olana) dönüştüreceğine itikad etmektir. Şunu bilmek lazim.
فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُضٖيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنٖينَ
Hud Suresi (11/115): Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. Allahu Taala şöyle buyurur:
مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهٖ وَمَنْ اَسَاءَ فَعَلَيْهَا
Fussilet Suresi (41/46): Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Kim olan oldu. Olacak olacaktır. Allah dilediğini yaptı. Bunları söylemek bidatçidir. 33-Kafirlerin akılları enbiyaların ve mü'minlerin akılları ile eşit olmadığını bilmesidir. Kim akıllar eşittir. Mü'minin aklı ile kafirin akli eşittir söylerse bidatçidir. 34-Allahu Taalanın yarattığı hala ve hala yaratmaya devam ettiği ve bu halın değişmeyeceğine itikat etmesidir. 35-Allahu Taala alimdir ve kadirdir. Onun ilmi ve kudretinin olduğuna itikat etmesidir. Bunun dışında bir şey söylemek bidattir. 36-Allahın azabının mü'minlerin günahkârlarına günahları miktarınca cehennemde hak olduğunu bilmesidir. 37-Allahu Taala dilediğini yaptı. Dilediğini yapıyor. Halk anlasın anlamasın. Hayırlı olsun şerli olsun olduğunu bilinmesi. 38-Mushaf'ta yazılanların Kur'an olduğu, Allahın kelamı olduğu, mecazen değil hakiki manası ile gayri mahlûk olduğunu bilmek. 39-İmani; hakikat manası ile iman olarak görmektir. Mecazi manada iman değildir. Çünkü kişi şu üç halın dışında olamaz. Kişi ya mü'mindir, ya kafirdir veya münafıktır. Bir kimsede hakikat manasında iman yoksa hakikaten o kafir olur. Kim zina eder, haksız yere adam öldürür, şarap içer, lutilik yapar, Müslüman malı alır, sıla-i rahimde bulunmaz veya buna benzer bir şey yaparsa onun imanı hakikaten sahih olur. “Kim onun imanı mecazidir. Hakiki iman değildir.” Derse o bidatçidir. 40-Bir kimsenin dünyada hasmı olsa. Mü'min olarak ölse. Hasmından razı olmasa. Allah ona kıyamet gününde hasmının iyiliklerinden vereceğini bilmelidir. 41-İtaat ile muvaffakıyetin eşit, masiyet ile muvaffakiyesizliğin de eşit beraber olduğunu bilmektir. 42-İmanın iki aza üzerinde; kalp ve lisan üzerinde olduğunu bilmektir. 43-Kim Allahu Taalayı kalbi ile tanır lisani ile itiraf eylemese onun kafir olduğunu, kim de lisani ile itiraf eder kalbi ile tanımazsa onun münafık olduğunu bilmesidir. 44-Allaha mekan, zaman, gelmek, gitmek gibi ispatlar (tesbit) yapmamak. 45-Allahı bir şeye benzetmemek. Yerde ve gökte onun bir benzeri yoktur. O semidir (İşitendir). Alimdir (Bilendir). Demelidir. Kim Allahın eli, lisani, cismi veya buna benzer şeyleri vardır derse kafir olur. Birisi Rabbını anlat derse ona besmele ile İhlas Sresini oku. Bunlara teslim oldum Müslüman oldum söyle. 46-Kazanmanın bazı vakitlerde farz olduğunu kazanmayı inkar etmenin bidat olduğunu bilmektir. Bunu inkar eden kerami mezhebine mensuptur. 47-İmanın amelden ayrı olduğunu bilmektir. 48-İyilik yapanın imanı ile kötülük yapanın imanı aynıdır. Kötülük yapanın imanı iyilik yapanın imanından daha azdır diye söyleyen yalan söylemiştir. Bidatçidir. 49- Öldükten sonra dirilmenin hak olduğu görüşünde olmalıdır. Dirilmeyi inkar eden kafirdir. Buna dehri (mezhep) denilir. Öldükten sonra dirilmek haktır. 50-Kıyametin kopmasının hak olduğu görüşünde olmalıdır. 51-Vitir namazının bir selam ile üç rekat olduğunun hak ve doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir. 52-İmamın abdestsizliğini hakiki abdestsizlik görmelidir. 53-Durgun az su ile abdest almanın caiz olmadığını bilmelidir. 54-Mestleri çıkardıktan sonra ayakları yıkamanın hak olduğu görüşünde olmalı. Mest üzerinde mesh olabileceği görüşünde olmalıdır. Mesh kabul etmeyen Rafizilerdendir. 55-Abdesti iade etmenin hak olduğu görüşünde olmalıdır. 56-İmanın azalıp çoğalmayacağı görüşünde olmalıdır. İmanın azalıp çoğalacağı görüşünde olmak bidatçiliktir. 57-İblisin (Allah ona lanet eylesin) Allaha ibadet ettiğinde Allah indinde, Melaikeler indinde ve levhi mahfuzda mü'min olduğunu bilmelidir. Bunun dışında başka bir şey söylemek bidatçiliktir. Cebriliktir. 58-Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ikisi puta ibadet ettikleri zaman Allah indinde, melaikeler indinde ve levhi mahfuzda kafir olduklarını bilmelidir. Bunun dışında başka bir şey söylemek bidatçiliktir. Cebriliktir. 59-Emir sevgiden dolayı sevilenden sakıt olup düşmeyeceğini bilmelidir. Allahın muhabbetini (sevgisini) iddia eden dört hususta Onu tasdik (kabul) eder. Birincisi Mevlasi hakkında kusur yapmaz. İkincisi Mevlasının yasakları hakkında kusur yapmaz. Üçüncüsü Mevlasının bütün hükümlerinden razı olur. Dördüncüsü Mevlasının bütün mahlukatını sever. 60-Allahtan ümit kesmeyi küfür olarak görmektir. 61-Son nefesinde Allahtan korkmayı hak olarak görmektir. Kim son nefesinden korkmaz ise, kim son nefesinde Allahtan korkmaz ise o kimse mürciedir. Cebridir. Bu akıllı olana kafidir. Allahu Taala bilir. Ebi l-Kasım İshak b. Muhammet El-Kadi el-Hanefi es-Semerkandi'nin Sivad-i Azam kitabında ve Şerhinde de böyledir. Kim bu altmış iki hasletletin tamamı ile vasıflanırsa. Yani bunlardan birine muhalefet etmez ise halis Sünni olur. Kurtulan fırkalardan olur. Onlar hakkında Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Onlar benim ve ashabımın üzerinde oldukları kimselerdir. Onlar sahabeden, tabiinden ihsan üzerinde hatta tebei tabiinden olan fakihler (dört imam, muhaddisler, eşarilerden ve maturidilerden mezheplerini bidatlardan arındıran) ehl-i sünnet ve'l-cemaat görüşünde olanlardır. Kim bunlardan birine buğz, lanet, ta'n (kınama) gibi muhalefet veya noksanlık ederse Nebi s.a.v. ashabına ve diğerlerine buğz etmiş olur. Bu şekilde dört mezhebin dışına çıkmış olur. Bidatçi olur. Delalette olur. Başkasını delalete götürür. Nefislerimizin şerlerinden (kötülüklerinden) ve amellerimizin çirkinliklerinden Allaha sığınırım. Matlab (Konular) Bunlar; ayetlerin, hadislerin, sahabe hakkında gelen eserlerin beyanı hakkındadır. Bu sahabe hakkında kurtuluşa erenler ile diğer ecnebi fırkalar arasında meydana gelen sahih hadislerle rivayet edilen fikri tartışmalar hakkında olacaktır. Burada sahabelerin tamamının uzun tartışmaları terk edilecektir. Bidatların, hidayetin ve fitnelerin ashab arasında Nebi s.a.v asrından sonra meydana gelen görüşler. Bunlardan biri İbn-i Asakirin İbni Abbas ve Cabirden r.a. rivayet edilen hadisi şeriftir. Onlar şöyle buyurdu: Resûlullah:
الامناء عند الله سبعة القلم واللوح واسرافيل وميكائيل وجبرائيل وانا ومعاوية …
Allah indinde güvenilir olanlar yedi tanedir. El-Kalem, El-Levh, İsrafil, Mikail, Cebrail, Ben, Muaviye Kıyamet günü olunca Allahu Taala Kaleme diyecek. Vahyi kime emanet ettin? O da levha emaneti teslim ettim diyecek. Levha emaneti ne yaptın? Denilecek. O da emaneti İsrafile teslim ettim. Diyecek. İsrafile emaneti ne yaptın? Denilecek. O da Mikaile teslim ettim. Diyecek. Mikaile emaneti ne yaptın? Denilecek. O da Cebraile teslim ettim. Diyecek. Cebraile emaneti ne yaptın? Denilecek. O da Muhammede teslim ettim. Diyecek. Muhammede emaneti kime teslim ettin? Denilecek. Ben derim. Muaviye ye teslim ettim. Rabbime senden Cebrail bana böyle haber verdi. Muaviye Dünyada ve Ahirette emin olduğunu söylerim. Allah buyurdu. Kalem doğru söyledi, Levh doğru söyledi, İsrafil doğru söyledi, Mikail doğru söyledi, Cebrail doğru söyledi, Muhammet doğru söyledi. Muaviyenin dünyada ve ahrette emin olduğunu söylemekle ben doğru söyledim. Buyurdu. Bu hadis Muaviye ye r.a. buğz edenlere cevaptır. Bu hadisi İbni Asakir İbni Abbas'tan tahrıcını (rivayetini) yaptı. (Allah onlardan razı olsun). Buyurdu: Cebrail Nebi s.a.v. Yeşil mersin ağacı kağıdıyla geldi. Onun üzerine Lailahe illallah Muhammed en Resûlullah Muaviyeyi sevmek kullarıma benden farzdır yazılıydı. Bu da Muaviyeye sövenlere cevaptır. (Bunu Abdurrezzak tahric (rivayet) eyledi) İbn-i Abbas r.a. dan rivayetle Resûlullah s.a.v. Muaviyeye “Senin faziletin hakkında şüphe eden ey Muaviye yeri kıyamet gününde burnuna çekmiş olur. Boynunda ateşten tasma olur. O tasmanın üç yüz şubesi olur. Her şubede yüzü somurtan dünya ömrünce şeytan olur.” Buyurdu. Bu da Muaviyenin r.a. aleyhinde kötü konuşanlara cevaptır. İbni Asakirin Ebi Saitten rivayet ettiği hadisi şerifte bunlardandır. Resûlullah s.a.v. buyurdu “Muaviye kabrinden çıkacak. Üzerinde kalın inci ve yakut süslemeli atlas elbise olacak. Onun üzerinde Lailahe illallah Muhammet Resûlullah Ebu Bekir es-Sıddık ve Ömer b. Hattab ve Osman b. Afvan ve Ali b. Ebi Talib yazılmıştır. Bu aynı şekilde bunlara buğz edenlere, onlardan birine sövenlere cevaptır. İbni Asakir Sahabein birinden rivayet ettiği hadisi şerifte o cevaplardan biridir. O Sahabi Peygamberimizden şöyle rivayet eder. Peygamberimiz:”Kıyamet günü Ebi Süfyanın oğlu Muaviye nurdan hulle (elbise) ile haşr olur. Hüllenin dışı rahmettendir. İçi razi olmaktandır. Resûlullahın huzurunda vahyı yazdığından dolayı iftihar ederler. Bu da aynı şekilde Muaviye ye hakaret edenlere cevaptır. İbni Asakirin>ed-Deylemiden>İbni Abbastan>Ebi Musa el-Eşariden (Allah onlardan razi olsu) rivayet ettiğine göre buyurur ki: Ayet el-Kürsi nazil olunca Nebi s.a.v. Efendimizin Sahabileri bunu yazmakla şereflenmek istediler. Onlardan her biri bunu falanca değil de ben yazayım dedi. Bu haber Nebi s.a.v. e ulaştı. O Semadan vahiy gelmeden ben bunu yazdırmayacağım dedi. Ebu Musa buyurur ki Ayet el-Kürsi nazil olunca ben Resûlullah ile beraber oturuyordum. Pamuklu abası ile idi. Akşam karanlıklaştı. Vahiyden sonra sakinleşince çocuk olan Muaviye ne yaptı? Diye söylemeye başladı. Muaviye geldi. Ona durum anlatıldı. Nebi s.a.v. ve Hz. Ali kendisine kalem verdiler. Yanında deve kürek kemiği vardı. Nebi s.a.v. ey falanca yanaş buyurdu. Yanaştı. Sonra tekrar yanaş buyurdu. Yanaştı. Dizleri Nebi s.a.v. dizine temas edecek derecede yanaştı. (Nebi) yaz ey çocuk dedi. Annem babam sana feda olsun ey Allahın Resûlu ne yazayım. Resûlullah buyurdu: Baştan sonuna kadar okudu. Yaz dedi:
اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَیُّ الْقَيُّومُ (لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلَّا بِاِذْنِهٖ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَیْءٍ مِنْ عِلْمِهٖ اِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظٖيمُ.)
Bakara Suresi (2/255): Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür. Bu altı hadis Hz. Muaviyeye r.a. lanet etmenin caizdir diyenlerin aleyhine cevaptır. (Mefreu'l-Helaik Menbei'l-Hakaik kitabında vardır. Şifa sahibi bunun sahih olduğunu 192, Sahifede söylemiştir. Buda delillerdendir.) Nebi s.a.v. Muaviye b. Ebi Süfyana ülkelerde yerleşmesi hususunda dua etti. Halifeliğe nail oldu. Neticede halife oldu. İbni Sait Peygamberimizden rivayet etti. Buyurdu Peygamberiz Muaviyeye “Ey Allahım! Ona yazmayı öğret. Onu Ülkelerde güçlü eyle. Onu azbından koru.” Diye dua etti. Peygamberimizden yine rivayet edilir. Peygamberimiz buyurur.”Muaviyeye kimse galip gelemez” Bu rivayet Hz. Aliye ulaşınca Hz. Ali buyurdu “Bilseydim Muaviye ile savaşmazdım”. Bu da Muaviyenın faziletine delalet eder. Kim Peygamberimizin duasına nail olursa o dünyada buğzdan, tandan(hakkında kötü söz söylemekten) ve lanetten kurtulur. Katışıksız hale gelir. Ahrette de hususi azaplardan kurtulur. Resûlullahın duası iksirdir. (Hayat suyu olmuştur.) Karşılıksız olarak nimete kavuşma derecesinde tesir eder. Ona dua etti. Nebi s.a.v in ahrette günahı kebair işlese de şefaatine nail oldu. Buna rağmen Ona buğzeden, hakkında kötü söz söyleyen veya aleyhine lanet okuyan Nebi s.a.v. görüşüne muhalefet eder. Onun görüşüne muhalefet eden hakkında söylenmesi gereken söylenmiştir. Şifa kitabından okuyuculara hidayet eden Allahtır. Şifa Kitabi cilt 1 sahife: 378. Şifa sahibinin söyledikleride bu delillerdendir. Orada Nebi s.a.v. in gaybi haberlerindendir. (Beni Ümeyyenin mülkü ve Muaviyenin valiliği). İbni Ebi Sufyan O da Ümeyye oğullarındandır. Ancak O özellikle anlatıldı. Çünkü O onlardan ayrıştırılmıştır. Onlardan bir tanesi (ona tavsiyede bulundu). Yani Nebi s.a.v. İmam Beyhakının rivayet ettiği şu lafızdır. “Hilafete beni sevk eden Resûlullahın Muaviye Malik olursan bir rivayette vali olursan güzellikle yap hadisidir' Beyhakı bu hadisi zayıftır der. Sonra başka hadisler söyledi. Bunların şahitleri vardır. Bunlardan bir tanesi Sait b. el-Astır der “Muaviye edevati aldı. Nebi s.a.v. e tabi oldu. Ona dedi. Ey Muaviye bir işe vali olursan Allahtan sakın. Ve adil ol. Bir diğer hadis Raşit b. Sad Resûlullahtan işittim. Buyurdu “Sen eğer insanların avretini idare edersen onları ifsat eder veya nerede ise onları ifsat edersin.”ifsat eder veya nerede ise onları ifsat edersin.” Ebu Derda diyor: Bir kelimeyi Resûlullahtan işitti. Allah o kelime ile Muaviyeyi faydalandırdı. Bu ayni şekilde Muaviyeye lanet edenlere bir cevaptır. Ali el- Kariin Şifa kitabında. Sahife:392. (Selef ve alimler İsra hadisesi ihtilaf etti.Peygamberimizin ruhu ile mi yoksa cesedi ile mi oldu hususunda üç makale(görüş) vardır. Bunlardan bir taife Peygamberimizin ruhu ile miraca çıktığını Onun uykusunda ruya gördüğünü enbiyanın rüyasının hak ve vahiy olduğunu Muaviyede bu görüşte olduğunu kabul eder.)7 Sahabedendi. O İbni Ebi Süfyan Onların ikisi Mekkenin fehinde Müslüman olanlardandır. Muaviye vahiy katiplerinden birisidir. Ömer r.a. zamanında Şamda vali oldu. Ölünceye kadar orada hükmünü sürdü. Bu süre kırk senedir. İbni Abbas ve Ebu Said el-Hudri r.a. Muaviyeden hadis rivayet etti. Muaviyenin yanında Resûlullahın izari(omuz atkısı), cübbesi, gömleği, biraz saçı ve tırnakları vardı. Muaviye beni kefenleyin ve beni buna sarın. Başka rivayette Resûlullahın omuz atkısı ile atkıya dolayın. Burnuma onun kokusunu koklatın. Secde yerime Onun saçından ve tırnağından koyun. Beni ve Erhamurrahimin arasını bırakın. (Ali el-Kari Şifa kitabi. Cilt:1, sahife: 230 Bu Muaviyenin Resûlullahı s.a.v. çok sevdiğine delalet eder. Ona buğz eden yolunu şaşırır. Yazı gelecek sayıda devam edecektir. Mevlana eş-Şeyh İsmail el-Buharinin yazdığı eserde Muaviye r.a. İbni Ebi Süfyan. Yani Muaviye>İbni Ebi Süfyan>Sahr b.Harb b. Emeyye b. Abd Şems b. Abdi Menaf el-Kureyşi el-Emevidir. Anesi Hint binti Utbe b. Rabia b. Abd Şemstir. Annesi ve babası Abd Şemste birleşiyor. Muaviye, babası, kardaşı Yezit b. Ebi Süfyan ve anası Hint Mekke fethinde Müslüman oldular. Muaviye Hüdeybiyede Müslüman olduğunu söylüyordu. Ancak müslümanlığını anasından babasından gizliyordu. O ve babası müellefei kuluptendir. (Kalpleri islama ısınsın diye kendilerine yardım edilenler.) Huneyn ganimetlerinin taksimatında birinci tabakadan idiler. Sonra Müslümanlıkları güzel oldu. Resûlullaha s.a.v. katip oldu. Ömer ve Osman zamanında Şamda yirmi sene valilik yaptı. Kırkıncı senede hilafeti aldı. Yirmi seneyi bir ay eksik hilafette kaldı. Beyaz tenli ve güzel görünümlü idi. Hılımla sıfatlanırdı. Sene altmışta seksen iki yaşında Şam da vefat etti. Allah ondan razı olsun. Hasan b. Beşir>El-Meafi>Osman b. el-Esved>İbni Ebi Melike rivayet etti. Buyurdu Muaviye yatsı namazından sonra bir rekat vitir namazı kıldı. Yanında İbn-i Abbasın kölesi vardı. Durumu kendisine haber verince onu bırakın. O Resûlullah s.a.v. ile arkadaş oldu. Onu ondan öğrendi. Dedi. Bununla beraber İbni Ebi Meryem>Nafi' b.Ömer>İbni Ebi Melike rivayet etti. İbni Abbasa denildi (Söyleyen Keribdir) Emiri'l- Müminin Maviye hakkında ne dersin. O vitir namazını bir rekat olarak kılıyor. Cevaben Onu bırakın. Onu inkar etmeyin. O fakihtir. Aynı şekilde Ömer b. Abbas>Muhammet b. Cafer>Şübe>Ebi el-Tayyah Hamran b. Aban Muaviyeden rivayet ederek dedi”Siz namaz kılıyorsunuz. Biz Resûlullah s.a.v. ile beraber olduk. Biz o namazı kıldığını görmedik. O namazı kılmayı yasakladı. Yanı ikindi namazından sonra iki rekat namaz kılmayı yasakladı. Buhari. Kastalanı ile beraber. 6.cilt,156 sahife. Burada şunu bilmek gerekir. Ku'an-i Kerimden sonra en sahih olan kitaplardan sonra en sahih olan kitap Buhari ve Müslim kitaplarıdır. Onlar mü'min olanlar, Alim olanlar, Amil olanlar, kamil olanlar, muhaddis olanlar; Yani bize Nebi s.a.v. in hadislerini haber verenlerdir. Ne buyurdu, ne yaptı, yanında yapılan bir işin hangisini yasakladı veya yasaklamadı. Eğer bunlar düşman kavimden olsaydılar bu kitapların sahipleri bunları kitaplarında zikretmezdiler. Diğer değerli rivayet edenler bunların rivayetlerini kabul etmezlerdi. Çünkü diğer değerli rivayet edenler onlar alimler olanlar, kamil olanlardır. Onlar müşriklerin haberlerinin şeriatımızda kabul edilmeyeceğini (ru'yeti hilalda ve şahitlikte haberleri kabul edilmediği gibi) biliyorlar. . Bu kamil muhaddislere laneti caiz görenin halı nasıl olur. Onlar Resûlullahtan s.a.v. Buharide ve Müslimde ve diğer kitaplarda çokça hadis rivayet edenlerdir. Hal ve durum sahibi buharı ve diğerleri onları ancak hayır ile anarlar. Onların kitaplarında razı olmak ve onlara merhamet göstermek onlara lanet etmek, küfre mensup olduklarını söylemek veya dinden çıktıklarını söyleyenlere yazıklar olsun. Yazıklar olsun. Kim sahabenin dinden çıktığını iddia ederse veya Muaviyeye lanet etmenin caiz olduğunu söylerse ona delil getirmek gerekir. Delil getirilmeden iddiada bulunanın iddiasi kabul edilmez. Müslüman olana kafir oldu diyenin kendisi kafir olur. Bu söze razi olan müslümanda kafir olur. Öfkelenmeden bu iftiraya razı olmayan kafir olmaz. Öfke (Sahat) ve gazab. Şirk koşma dışında büyük günah işleyene, kimsenin lanet eylemesi caiz değildir. Şifa kitabında böyledir. Nebimiz Muhammedin s.a.v. hadisinde kendisine içki içtiğinden dolayı had cezası uygulanana bazıları lanet okuyunca dediler ki ne çok şey ile geldi. Nebi s.a.v. buyurdu. Ona lanet okumayın. Çünkü O Allahi ve Resûlunu seviyordu. Bu hadiste mü'minlerin asi olanların lehine büyük bir müjde, büyük bir işaret ve ehli sünnet ve'l-cemaatin lehine haricilerin ve mutezilenin aleyhine açık bir delil vardır. Onlar büyük günah işleyenlerin kafir olduğunu söylüyorlar. Şifa kitabi. Sahife; 446. Nebi s.a.v. ın şu hadisi de bu delillerdendir. “Lailahe ilah diyenleri bırakın. Günah işlediklerinden dolayı onlara kafir oldular demeyin. Kim lailahe illallah diyenleri kafir oldu derse kendisi kafir olmaya daha yakındır.” İmam Taberani bunu rivayet etti. Cami kitabında İbni Ömerden Allah onlardan razi olsun Emiril mü'minin Ali b. Ebi Talip k.v. “lailahe illalah ehline insanların Allahi en çok bileni, onu en çok seveni-tazim edenidir” rivayeti vardır. Şeyhu l-Ekber Muhyiddin Arabi “Lailahe illallah diyeni düşman saymaktan sakının” dedi. Çünkü onlardan genel idarede bulunanlar vardır. Onlar Allahın dostlarıdır. Onlar Allaha şirk koşmadan yerler dolusu günah ile gelseler Allah onlara o kadar mağfiret verir. Nihayete erdi. Bu hadisi şerifte mü'minler hakkında kötü söz söyleyenlere, kafir oldular iftirasını atmaya ve aleyhlerine günahtan dolayı dinden döndüler diyenlere uyarı vardır. Yine lailahe illallah diyenlere düşmanlık edene uyarı vardır. Lailahe illallah diyenle hakkında haddı aşan ondan meydana gelen küfür hariç çirkin bir günahtan dolayı kafir oldu diyene de uyarı vardır. O küfre daha yakındır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurdu. Lailahe illallah diyeni günahından dolayı rızası yönünden kafir edilse. Ebu Hanife r.a. böyle söyleyen hakkında kafir oldu derse, Lailahe illellah diyen hakkında düşmanlık edenler süratle küfre giderler. Onlara hürmet etmenin en yüksek mertebesine ve sevginin aşırı derecede olmasına duygularına kapılmaya teşvik etti. İmam Murteza bu konuda buyurduğu gibi. Onlara (sahabeye) sevginin aşırı derecede olması ve onlara hürmet etmenin en yüksek mertebesi insanların Allahı en iyi bilenlerinden olmalarındandır. Bundan şu anlaşılır. Hürmeti ve muhabbeti terk etmek Rabbini bilmemesine sevk eder. Hadisi Erbain Şerhi ile beraber. İsimlendirilmiş zikredilmişlerdendir. Yine ayni şekilde Şifa sahibinin dediği gibidir.”Nebi s.a.v. in ümmeti arasında meydana gelecek fitnelerden, ihtilaflardan ve saplantılardan gaybi bilgi olarak haber verdi. Onların 33 fırkaya taifeye ayrılacaklarını da haber verdi. Yani Ebu Hüreyreden rivayet edildi. Onların asıllarının sekiz tanesi mutezile, yirmi tanesi şia fırkası, yirmi iki tanesi haricilerden, yirmi tanesi murcieden, beş fırka neccariyeden, üç fırka cebriyeden, bir fırka müşebbiheden, bunların her birinin yolları değişik değişiktir. Delalete giden fırkaların 72 fırkadır. Bunlardan bir tanesi fırkaı naciyedir. Toplamı Bunlar hakkında Nebi s.a.v. in benim ve arkadaşlarımın üzerinde bulunduğum görüşüm dediği fırka naciyedir. Denildi. Onlar ehli sünnet ve'l-cemaat dediği arkadaşlarıdır. Fukehadan dört imam, muhaddisler, mutekellim imamlar. Eş'arilerden olsun Maturidilerden olsun mezheplerini bid'atlardan koruyanlardır. Aliyu l-Kari Şifa kitabi Birinci cilt sahife: 389. Allahtan kalplerimizi dini üzere sabit kılmasını hidayete erdikten sonra caydırmamasını isteriz. Allah bizi İlahi lutfu ile sapıklıktan korusun. Bizi Resûlüne, (a.s.) ashabına ve onlara ihsan ile tabi olanlara (Allah hepsinden razı olsun) uymaya muvaffak eylesin. İlmin tuğyanını(azmasını) af eylesin. Beşer(insanlar) ise sehiv(bilmeden hata) ve zilletler(küçük günah) gibi bunlardan halı değildir. Allah bize fazlı ile ve rahmeti ile muamele eylesin. O gafurdur. Rahimdir. Bu haberlerden biride Ebi Zeri el-Gifarinin rivayet ettiği hadisi şeriftir. Resûlullah buyurur”Allahu Taalaya eğile bükülecek şekilde ibedet etseniz, tel gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, sizin dizleriniz kuruyana kadar namaz kılsanız sonra ehli beytimden birine buğz ederseniz veya ashabımdan birine buğz ederseniz Allah sizi cehennemde burnunuz üzerine yere vurur”. Menakibi Ciharyar Kitabi sahife; 406. O haberlerdendir. Peygamberimizin gaybi haber veren hadisidir. “Araba yazık olsun. Yani büyük helak olacak bir kötülük yaklaşmıştır. Umulur ki bu Hz. Osmanın muhasaraya alındığı sıkıntısıdır. Hz. Alinin Hz. Muaviye ile olan fitnesidir. Hz. Hüseyin ile Yezidin arasındaki fitnedir. Bunlar gibi bir çok misal getirebilirsin. Allah c.c. dilediğini yapar. Dilediğine hükmeder. Aliyu El-Karı Şifa kitabi. Sahife: 390. Nebi s.a.v. buyurduğu hadisi şerifte o delillerdendir. O (Nebi) ayni şekilde “ Hz. Ammara azgın fitne seni öldürecektir.” Buyurması gaybı bilgilerdendir. İlaveten buyurur. “Katil cehennemdedir.” Onu Muaviyenin arkadaşları öldürdü. Yanı Sıffın savaşında. Onu Hz. Ali elbisesi ile defnetti. Onlar bu hadis ile Hz. Alinin aleyhinde olan (Bağı) azgınlardan idiler. Şifa Kitabi Aliyu el-Kari sahife: 394. Bunlara Hak olan imama şüphe ile baş kaldırdıklarından (bağı) azgınlar denildi. O şüphe Hz. Osmanın r. a. katilinin kısasının terk edilmesidir. Hiçbir kimseye bunları kafir oldular veya dinden döndüler diye nitelendirilmesi caiz değildir. İşin son şekli bunlar içtihatta(yeni fikir ortaya koymak) hata işlediler. Bu ise fıskı gerektirmediği gibi küfrü de gerektirmez. Bundan dolayı Hz. Ali r.a. arkadaşlarını Şam ehlini lanetlemeyi men (yasakladı) eyledi. Onlara bizim kardeşlerimiz; bize karşı azgınlık yaptılar, kafir deyiller, fasıkta değiller, zalim de değiller onlarda te'vil (yorum) var. Dedi. Yine Şifa sahibinin söyledikleri o delillerdendir. O Nebi s.a.v. in Rafizilerin ortaya çıkmasını haber vermesinin gaybi bilgilerdendir. Yanı Rafizi taifesinin ortaya çıkacağını haber verdi. Yani Sahabeyi sevmeyi terk edecekler. İmam Beyhakı bunu rivayet ettiği bütün rivayetler zayıftır. Ancak bunların bazısı diğerini takviye eder kuvvetlendirir. İmami Bezzarın rivayet ettiği şu hadisteki lafızda konuyu takviye eden delillerdendir. O da şudur; “Ahir zamanda ümmetimin içinde bir kavim olacak. Onlara Rafiziler denilecek. Onlar İslami terk edecekler. Yani külliyen İslami terk edecekler. Çünkü onlar sahabeye sövmeyi helal kabul edecekler. Ehli sünnet vel-Cemaata kafir diyecekler. Veya şu manada ki kendilerinden imanın ahkamına zıt herhangi bir şey çıkmasa da İslami'n kemalini, İslamcın güzelliğini terk edecekler. Başka bir rivayette İslami atacaklar. Onları öldürünüz. Onlar müşriktirler. Kitap ve sünnet ile amel etmediklerinden müşriklere benzerler. Bu ümmetin ahirinin sebebi evvelidir. Yani bu işin Rafızilerin ortaya çıkacağını haber verdi. Bunu Ebu l-Kasım el-Bağavi Hz. Aişeden Merfuan rivayet etti. Şöyle; “Bu ümmetin sonu evveline lanet etmedikçe yok olmaz”. İmam Tirmizi Ebi Hüreyreden uzun hadisin sonunda rivayet eder ki “Bu ümmet evveline lanet etti. Bunu kontrol edin. O anda kırmızı rüzgari, zilleti, batmayı, hâlden hâle dönmeyi, ıskartaya çıkarmayı ve meydana gelen ayetleri gözetleyin. Gidişatı kesilen nizam gibi. Şerre kötülüğe düşme manasında bir kelimedir. Hayırda kullanılan tevhit gibidir. Selefin laneti Rafızilerin ve Haricilerin lisanında hepsinde ortaya çıktı. Bazı hadislerde Rafızilerin zem (kötülenmesi) edilmeleri umulur ki dil bakımından her iki taifeyi içine alacak şekilde her ne kadar genel itibari ile örf bunu tahsis etse de ortaya çıkmıştır. Aliyu l-Kari Şifa kitabi, Birinci cilt sahife 398. Aliyu l-Kari dedi ki “Kim sahabeden birine söverse o fasıktır. İcma ile bidatçidir. Ancak bu kişi bunun mubah olduğuna itikat ederse böyle değildir. Şianın bazısı ve onların arkadaşları bu görüştedir. Veya sevap kazanırlar. Onların sözlerinin ısrarı böyledir. Veya sahabenin ve ehli sünnetin kafir olduğuna itikat etmek onların son sözleri bölümü icmaen kafirdir. Şeymi l-Avarif fi Zemmi r-Revafiz Kitabında sahife: 5 de böyledir. Yine ayni şekilde Ebi Hanifenin “Fıkhı Ekber” kitabında Mütekellim alimlerinin tamamı ehli kiblenin kafir olmayacağı hususunda ittifak ettiklerini naklederek dedi. Üç imam; İmam Malik, İmam Şafi ve İmam Ahmette bu görüştedir. İtikatta itibar edilen diğer alimlerde bu görüştedir. Sona erdi. Allame et-Taftazani Şerhu l-Akaidinde “Sahabeye sövmenin bidat ve fasıklık olduğunu açıklamıştır. Şeymu l-Avarid 8. Kelamiyye alimleri de Şianın İslam taifesinden olduğunu açıklamıştır. Evet. Onlarda taifeler vardır. Bazıları sever ve sövmez. Ancak Hz. Alinin diğerlerine göre faziletli olduğunu söylerler. Bazıları sevmez ve sövmez. Zanneder ki sağlam yol üzerindedir. Bazıları söver ancak sövmeyi helal kabul etmez. Ancak gazap halinde söver ve hakaret eder. Bazıları sövmeyi helal ve mubah kabul eder. Ayıp olmasına aldırış etmez. Bazıları sövmeyi yakınlaşma ve itaat kabul eder. Bunu sanat ve vazife edinir. Şeymu l-Avariz kitabında sahife: 14 de böyledir. İsmail Hakkının Rafıziler: Onlar Zeyit b.Ali>b.el-Hüseyin b.Ali>b.Ebi Talibi Hz. Ebu Bekir'i ve Hz. Ömer'i (Allah onlardan razi olsun) aklamadıklarından dolayı kabul etmediler dediği eserlerde vardır. Bu lakap mezhebinde taşkınlık yapan sahabe hakkında sövmeyi caiz görene gereklidir. Bunun aslı; Yezit kendisine bey'at etmeleri için Küfeye çıkar. Küfeden bir cemaat kendisine bey'at eder. Küfe ehlinden bir cemaat kendisine gelir. Kendisine Hz. Ebu Bekiri ve Hz. Ömeri aklarsan sana bey'at ederiz dediler. O bundan kaçındı. Bunun üzerine Yezide seni kabul etmiyoruz dediler. Bundan dolayı Yezidin taraftarlarına Rafıziler (Kabul edilmeyenler) denildi. Küfe ehlinden bir gurup bu ikisini vali seçelim dediler. Bunları aklayan temizleyenleri biz de aklayıp temizleriz dediler. Bunlar Zeyit ile beraber çıktılar. Bunlara Zeydiyye denildi. Bunların Ashaba buğz etmesinin sebebi Uhut savaşındaki meydana gelen zarardan dolayıdır. Orada Şeytan Muhammet öldü diye bağırınca Hz. Ali hariç ashap öldüğüne itikat etti. Aralarında tartışma oldu. Hz. Ali eğer Muhammet gerçekten ölmediyse sizi öldüreyim mi? Deyince onlar da tamam dediler. Durum bunun hilafına ortaya çıkınca onları affetti. İşte orada Hz. Aliyi sevdiler. Diğerlerini terk ettiler. Ya Rabbi bizi koru. Kalplerimizi saptırma. Bizi hidayete erdir. Bize yol göster. Hakikat yoluna girmek için muvaffakıyet sendendir. Ruhul –Beyan. Nebi s.a.v. buyurduğu yine delillerdendir. Ayrıca gaybı bilgilerdendir. Bu benim oğlum seyittir. Umulur ki Allah bunun ile Müslümanlardan iki taifenin arasını ıslah eyler. Birinci taife Hasanın taifesidir. Diğeri Muaviyenin taifesidir. Allah onlardan razı olsun. Hz. Hasan mülkü (Halifeliği) terk etmişti. Allah inden istedi? Bu davranışı her hangi bir illetten dolayı, azlıktan dolayı veya zilletten dolayı değildi. Belki Muaviye ile dinine riayet için, fitneyi teskin ettirmek için ve Müslümanların kanının akmasını durdurmak için sulh eyledi. Rivayet edilir ki Hz. Hasanın arkadaşları kendisine Müslümanların arı (utanılanı) değince O cevaben arı (utanılanı) nardan (Cehennemden) daha iyidir dedi. Hadisi şerifte aynı şekilde buyurulur “Hz. Alinin işareti Muaviyeye korku ile merhamettir. Müslümanlara şefkattir. İdaresinde önlem almada sonuçları görmede görüşünün kuvvetli olduğunu gösterir. (Buharı İmam Kastalanı ile 10 cilt, sahife; 224. İmam Hasimin söylediği bilinmesi gerekir. “Yetkiyi Muaviyeye teslim edince Muaviye Ona kalk konuş dedi. Allaha hamd etti. Onu övdü. Ondan sonra dedi “Akıllıların en akıllısı buluşmaktır. Acizliğin en aciz olanı doğru olandan sapmaktır. Dikkat edin benim ve Muaviyenin ihtilaf ettiğimiz bu yetki tartışması kişinin kendi hakkıdır. O buna benden daha layıktır. Veya bu hak benim hakkımdır. Bunu Müslümanların idaresini ıslah ve kanlarının akmasını durdurmak için Muaviyeye terk ettim. Umulur ki bilirsem bu size fitnedir. İmtihandır. Bir zamana kadar geçici maldır. Sonra Allaha istiğfar etti. Bulunduğu yerden aşağıya indi. Aliyu l-Kari Şifa Kitabi Birinci Cilt; sahife 400. Bu musalaha (antlaşma) Hz. Hasanın Muaviyeye bey'at ettiğine delalet eder. Allah ikisinden razı olsun. Yine buna Eş-Şeyh İsmail Hakkı Bursevinin rivayet ettiği de delalet eder. O da şudur: Hz. Hasan Hilafeti Hz. Muaviyeye teslim edince Küfeden Medine-i Münevvere ye intikal eder. Orada dokuz yıl altı ay kalır. İkamet eder. Orada katilinin zehiri ile şehadet şerbetini içer. Ninesi Aslanın (r.a.) kızı Hz. Fatımanın yanında Cennetü l-Bekı' mezarlığında defnedilir. İsmail Hakkı. Diğer eserlerde de vardır. Onlardan bir tanesi de El-Allame el-Kadi e-Adud ve Seydu ş-Şeriftir.(Yedinci Maksat) (Sahabenin tamamına tazim etmenin aleyhlerine incitici söz söylemekten kaçınmanın gerekli (vacip) olduğudur. Çünkü Allahu Teala onları Kitabında bir çok yerde meth eyledi ve onları tazım ile zikretti.)
Devamı gelecek sayıda...
Tercüme Eden: Emekli Müftü İbrahim SIRMALI
