Fatih Sultan KAR


ORDU'DA RADO RİZE'DE BABA DURSUN RİZESPOR'UN UNUTULMAZ KALECİSİ DURSUN KARAMUSTAFA İLE TARİHE YOLCULUK

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


O fut­bo­lun en zor za­man­la­rın­da kömür tozlu top­rak sa­ha­la­rın­dan gelen bir fut­bol emek­çi­si. Ordu’da Rado, Rize’de Baba Dur­sun la­ka­bıy­la anı­lan unu­tul­maz ka­le­ci Dur­sun Ka­ra­mus­ta­fa. Ri­zes­por’un ilk şam­pi­yon­lu­ğun­da yer almış, ki­şi­li­ğiy­le ka­le­ci­li­ğiy­le ve sa­ha­ya çık­tı­ğın­da ba­şın­dan eksik et­me­di­ği beyaz şap­ka­sıy­la iz bı­rak­mış bir hem­şeh­ri­miz. Ken­di­siy­le Ri­zes­por’u ana konu ola­rak ele al­dı­ğı­mız güzel bir söy­le­şi ger­çek­leş­tir­dik.
KALE AR­KA­SI­NA KAÇAN TOP­LA­RI YA­KA­LA­MAK­LA BAŞ­LA­DI KALECİLİĞİM
Di­ler­se­niz, doğum ta­ri­hi­niz­den fut­bo­la ne­re­de nasıl baş­la­dı­ğın­dan baş­la­ya­lım söze
1947 yı­lın­da Ordu Fatsa’da doğ­dum. Babam Mah­mut Cemal Ka­ra­mus­ta­fa İstan­bul Tram­vay İda­re­si İETT’de vat­man­dı. Do­la­yı­sıy­la biz de İstan­bul’a gel­dik. İlko­kul üçün­cü sı­nıf­ta İstan­bul’a git­tim. 4. - 5. Sı­nıf­la­rı Balat’ta oku­dum. Orada kömür toz­la­rı ara­sın­da yu­mu­şak bir yerde fut­bol oy­nu­yor­lar biz de ar­ka­ya kaçan top­la­rı tutup ya­ka­la­yıp on­la­ra atı­yo­ruz. Ada­lets­por’un ka­le­ci­si Ömer abi vardı. Ar­ka­da top­la­rı top­lar­ken Ömer abi­nin yap­tı­ğı ha­re­ket­le­ri yapma eği­li­mi içe­ri­sin­dey­dim. At­lı­yo­rum topu tu­tu­yo­rum, o arada da Ömer abi ar­ka­ya doğru baktı ve benim topa ya­tı­şı­mı gördü. Ant­ren­man bit­tik­ten sonra “gel yav­rum” dedi bana, git­tim ya­nı­na. “İsmin ne senin” dedi, “Dur­sun” dedim. “Seni ka­le­ci ya­pa­yım mı, sen ka­le­ci­li­ği iyi ya­pı­yor­sun afe­rin” dedi. Benim öyle bir ho­şu­ma gitti ki o söz­ler, mo­ti­ve etti. Bir öz­gü­ven geldi.
DİNYA­KOS AYAK­KA­BI ALMAK MÜCİZE İDİ
Bu teş­vik­ler sizi daha da he­ye­can­lan­dır­mış ol­ma­lı
Aynen öyle. 9 ya­şın­da­yım. Baş­la­dı bana top at­ma­ya, işte “şöyle ya­pa­cak­sın”, “böyle ya­pa­cak­sın”, afe­rin diyor. Bende de­dik­le­ri­ni har­fi­yen ye­ri­ne ge­ti­ri­yor­dum. “Ba­ban­dan izin al, sen iyi ka­le­ci ola­cak­sın” dedi. Ben müt­hiş mo­ti­ve oldum orada, sonra il­ko­ku­lu bi­tir­dik­ten sonra or­ta­oku­lu Ka­ra­güm­rük’te oku­mam ge­re­ki­yor­du. Balat’tan Ka­ra­güm­rük’e Ora­dan da Dra­man’dan gi­di­yo­ruz. Orda Beden Eği­ti­mi öğ­ret­me­ni hent­bol der­sin­de “sen ka­le­ye geç” dedi. Ben ka­le­ye geç­me­ye baş­la­dım. Ben de ka­le­ci­lik sanki mes­le­ğim­miş gibi devam edi­yor­dum. Bu arada Ka­ra­güm­rük ta­kı­mı Vefa Sta­dın­dan ant­ren­man ya­pı­yor. Vefa da Ka­ra­güm­rük de bi­rin­ci ligde yer alı­yor­lar­dı. Metin Türel, ka­le­ci Bas­kın, Kadri Aytaç’ın, Küçük Kadri, ka­le­ci Sümer, Ga­la­ta­sa­ray­lı Tarık gibi dö­ne­min yıl­dız­la­rıy­la iç içey­dik. Bir gün Ka­ra­güm­rük Sta­dın­da ant­ren­man­da­yım Ka­le­ci Bas­kın meş­hur Din­ya­kos ayak­ka­bı almış ama ayak­ka­bı­sı­nı ka­le­nin içine doğru atmış ço­rap­la ka­le­ci­lik ya­pı­yor. Ant­ren­man bitti, ayak­ka­bı­la­rı unut­muş so­yun­ma oda­sı­na gi­di­yor, ben ayak­ka­bı­yı alıp ar­ka­sın­dan koş­tum “Bas­kın abi, ayak­ka­bı­yı unut­muş­sun” dedim. Oğlum bun­lar ayak­la­rı­mı sı­kı­yor, senin olsun dedi. Dün­ya­lar benim oldu. O zaman Din­ya­kos ayak­ka­bı almak bizim için mu­ci­ze bir şeydi. Ama se­vin­cim kısa sürdü. Ayak­ka­bı aya­ğı­ma büyük geldi.
ZOR ZA­MAN­LAR­DAN GEÇTİK
Peki ba­ba­nı­zın fut­bo­la il­gi­ni­zi nasıl kar­şı­lı­yor­du?
Tabii babam beni ora­lar­da ge­zi­yo­rum diye ku­la­ğı­mı çe­ke­rek beni eve ge­ti­ri­yor­du, na­si­hat edi­yor­du. Çünkü ayak­ka­bı­la­rım es­ki­yor­du, al­tı­na kar­ton ko­yu­yor­dum su gir­me­sin diye. Yok­luk vardı. Sonra ha­ya­tı­mız de­ğiş­ti. Babam emek­li oldu, bizim Ordu’ya gel­me­miz ge­rek­ti. Ge­lin­ce or­ta­okul son sı­nıf­tı, Ka­ra­de­niz İdman Yurdu diye ama­tör bir takım vardı, orada oy­na­ma­ya baş­la­dım. Ti­ca­ret Li­se­sin­de oku­yo­rum.
SÜRAT ABİ KALESİNİ BANA BI­RAK­TI
Peki Or­dus­por se­rü­ve­ni­niz nasıl baş­la­dı?
Mem­le­ke­ti­min Ku­lü­bü Or­dus­por’un ku­ru­lu­şun­da varım. 1967 yı­lın­da Or­dus­por ku­rul­du­ğun­da Ga­la­ta­sa­ray ve Tür­ki­ye millî fut­bol ta­kı­mın­da sağ açık po­zis­yo­nun­da forma giy­miş olan İsfen­di­yar Açık­söz Or­dus­por’un ilk Tek­nik Di­rek­tö­rü ola­rak gö­re­ve ge­ti­ril­di. Oyun­cu seç­me­le­ri baş­la­dı. Ordu Ti­ca­ret Li­se­si Gi­re­sun Ti­ca­ret Li­se­siy­le maç ya­pa­cak. Bunu du­yu­yor, maça ve maça ge­li­yor. Ben o gün çok iyi oy­nu­yo­rum. Beni, Pele Erol diye anı­lan esmer bir ar­ka­da­şı­mız onu ve Sey­fet­tin Oda­baş’ı be­ğe­ni­yor. Bu şe­kil­de Or­dus­por se­rü­ve­ni­miz baş­lı­yor. 1967’de maç­lar baş­lı­yor, Necmi Pe­rek­li’li Özkan Sümer’li Trab­zon’u ye­ni­yo­ruz. Trab­zons­por’dan tek­lif alı­yo­rum. Bu sefer Ordu bı­ra­kır mı bizi. 1960-70 se­zo­nun­da Tamer Güney Tek­nik Di­rek­tör­lü­ğü­mü­zü ya­pı­yor, aynı za­man­da bizde sto­per ola­rak da ta­kım­da yer alı­yor­du. An­ka­ra­gü­cü ile be­ra­ber aynı grup­tay­dık. An­ka­ra’daki maçta kad­ro­yu Tamer Güney açık­la­dı, 19 Mayıs Sta­dın­da oy­na­nı­yor maç, ama ben yokum. Li­se­de oku­du­ğum için. Biz de so­yun­ma oda­sın­da bek­li­yo­rum. Ama Sürat abi erken geldi so­yun­ma oda­sı­na. Geldi bana sen ne otu­ru­yor­sun bu­ra­da dedi. Bek­li­yo­rum dedim. Çık oyna ken­di­ni gös­ter trans­fe­ri­ni yap dedi. Sürat abi Tamer ho­ca­ya ko­ri­dor­da ya­ka­la­dı ve bu sezon Dur­sun’un hakkı o oy­na­ya­cak dedi. Beni ko­ri­dor­da sürdü ve çık­tık sa­ha­ya. O gün müt­hiş bir ka­le­ci­lik yap­tım ve bizim Raşit’in at­tı­ğı golle sa­ha­dan 1-0 galip ay­rıl­dık. Na­mağ­lup ta­kı­mı yen­miş­tik. Rakip takım ta­raf­ta­rı bizi al­kış­la­dı. Sürat abi oyun ka­le­si­ni bana bı­rak­mış­tı. Gü­nü­müz­de böyle bir jes­tin ya­pı­la­ca­ğı­nı dü­şü­ne­mi­yo­rum. An­ka­ra­gü­cü ta­raf­ta­rı Or­dus­por sanki şam­pi­yon olmuş gibi bütün fut­bol­cu­lar beni omuz­la­ra ala­rak sa­ha­nın kah­ra­ma­nı ola­rak so­yun­ma oda­sı­na gö­tür­dü­ler. Dö­ne­min meş­hur der­gi­si Fo­tos­por ko­ca­man bir baş­lık at­mış­tı: An­ka­ra pan­te­ri.
ŞAP­KA­SIZ ÇIK­MAM
Bi­raz­da Rize’den, Ri­zes­por’dan söz eder­mi­si­niz.
An­ka­ra­de­mirs­yor, Kay­se­ris­por, An­ka­ra Şe­kers­por beni trans­fer etmek is­te­di­ler. Ben de üni­ver­si­te yıl­la­rı­ma geldi. An­ka­ra’ya git­tim. An­ka­ra Şe­kers­por ile an­laş­tım. Orda bir yıl oy­na­dım. 1970-71 se­zo­nun­da Ri­zes­por’a trans­fer oldum. O dö­ne­min flaş trans­fe­ri Ri­ze­li Dede Sul­tan De­mir­can ta­ra­fın­dan Fe­ner­bah­çe’ye ka­çı­rı­lan Cemil Turan’dı. Cemil bu trans­fer­den 180 lira al­mış­tı. Ben Ri­zes­por’dan 120 lira trans­fer üc­re­ti aldım. O dö­ne­min şart­la­rın­da büyük pa­ray­dı. Ri­zes­por’da ilk se­zo­num­da Tek­nik Di­rek­tö­rü­müz Mus­ta­fa Öz­ku­la idi. Ül­ke­mi­ze bakan ola­rak hiz­met ver­miş olan Faruk Nafiz Özak takım kap­ta­nı­mız­dı. Şenol Birol, Ahmet Şahin, Ali Kemal De­niz­ci, Ali Yavuz gibi Türk fut­bo­lun­da iz bı­rak­mış isim­ler­le aynı ta­kım­da yer almak an­la­tıl­maz bir duy­guy­du. 1972-73 se­zo­nu­nu 38 pu­an­la şam­pi­yon ola­rak bi­ti­ren Ma­lat­yas­por’un ar­dın­dan 36 pu­an­la ikin­ci ta­mam­la­dık. Bir son­ra­ki sezon Tek­nik Di­rek­tör­lük gö­re­vi­ne Ga­la­ta­sa­ray’ın ve Türk fut­bo­lu­nun ef­sa­ne ismi Bü­lent Eken ge­ti­ril­di. Se­zo­na şam­pi­yon­luk pa­ro­la­sıy­la gir­dik. Rize’yi Ri­ze­li­le­ri çok sev­dim. On­lar­da beni. Yu­gos­lav ka­le­ci Ra­do­viç’e ben­zer­li­ğim­den do­la­yı Or­du­lu­lar bana Rado la­ka­bı­nı tak­mış­lar­dı. Rize’de Rado la­ka­bı­nın ye­ri­ni Baba al­mış­tı. Ri­ze­li­ler bana Bana Dur­sun diye hitap edi­yor­du. Halen bu durum devam eder. Sa­ha­ya beyaz şapka ile çık­mak benim bir uğu­rum­du. Bu du­ru­mu ta­raf­tar­lar­da çok be­nim­se­miş­ti.
MİLLİ LİGE MER­HA­BA DEDİK
Ri­zes­por’da şam­pi­yon­luk ya­şa­dı­nız
Ri­zes­por taze bir he­ye­can­la yeni se­zo­na /1973-74) yel­ken açar­ken tek­nik pat­ron­lu­ğa Türk fut­bo­lun­da saha içi pra­ti­ği­nin yanı sıra te­oris­yen ola­rak da us­ta­lı­ğa yü­rü­yen Bü­lent Eken’i ge­tir­miş­ti. Trab­zons­por’dan Meh­met Cemil, İlhan, Osman, K. Meh­met, Tun­cay, Çorum’dan Cen­giz, Gi­re­suns­por’dan İsmail’in yanı sıra Ça­ye­lis­por’dan Hü­se­yin de trans­fer edil­miş, genç ta­kım­dan Engin de A takım kad­ro­su­na alı­na­rak geniş bir kadro oluş­tu­rul­muş­tu. Kad­ro­muz­da ben, Engin (Ka­le­ci), İlhan (Ka­le­ci), K. Meh­met, Hür­rem, Meh­met Cemil, Ce­sa­ret­tin, Erbil (2. Kap­tan), Hü­se­yin, Tamer, Musa, Erkan, Cen­giz, İsmail Ka­ra­li (Kap­tan), Ayhan, Osman, B. Meh­met, Miraç, Cahit, Tun­cay, Metin, Ali Kemal Bur­han ve Hasan yer alı­yor­du. Ço­rums­por ile bir­lik­te son haf­ta­lar­da ra­kip­le­rin­den iyice kopan Ri­zes­por ligi ilk iki sı­ra­da ta­mam­la­ya­rak ikin­ci milli lige mer­ha­ba di­yor­du. Rize kenti uzun yıl­lar öz­lem­le bek­le­di­ği ta­ri­hi ba­şa­rı­yı büyük bir coş­kuy­la kut­lar­ken artık çay bah­çe­le­rin­de fut­bol ve Ri­zes­por odak­lı soh­bet­ler bir başka ke­yif­li ya­şa­nı­yor­du. As­lın­da ikin­ci Milli Lig ku­ru­lur­ken 1967/68’deki ilk se­zo­nun­da Ri­zes­por’un adı bu yeni ligin kü­tü­ğü­ne kay­de­dil­miş, “Sa­ha­nız ye­ter­siz” şek­lin­de bir ba­ha­ne ile son anda çalım atı­la­rak bir alt lige kay­dı­rıl­mış­tı. İşte bu ikin­ci lige terfi şam­pi­yon­lu­ğu, bir an­lam­da Rize’nin fut­bol­da iadei iti­ba­rı, Rize’yi bu lige ya­kış­tı­ra­ma­yan­lar için de “Biz Rize’yiz, biz varız, biz bize ya­kı­şa­nı ya­pa­rız” şek­lin­de tokat gibi bir ce­vap­tı.!
RİZE’DE ÇOK GÜZEL GÜN­LERİM OLDU
Rize de­yin­ce ne his­se­der­si­niz.
He­ye­can­la­nır, eski gün­le­ri ha­tır­la­rım. Ri­zes­por’da Tek­nik Di­rek­tör Mus­ta­fa Öz­ku­la, Bü­lent Eken, Sa­ba­hat­tin Erman ile Tur­gut Kaf­kas ile çok güzel yıl­la­rım oldu. Ve orda pro­fes­yo­nel oldum. Şam­pi­yon­luk­lar ya­şa­dım. Kuzu Hü­se­yin, Sarı Hüsnü gibi Ri­ze­li güzel yü­rek­li fut­bol­cu ar­ka­daş­la­rım oldu. Ri­ze­li­ler sa­mi­mi ve içten in­san­lar. Ri­zes­por’a gönül ver­miş Ri­zes­por’a gönül ver­miş Ba­hat­tin Coş­kun, Tun­cay Ma­ta­ra­cı, Ali Baba Çil­li­oğ­lu, Mu­har­rem Kürk­çü, Avni Ocak, Evşan Kotil, Metin Ak­meh­met, Mus­ta­fa Zeki Ra­kı­cı­oğ­lu, An­zer­li Kemal Özkan, Nuri Ak­bu­lut, Pa­şa­lı Ala­man, Mus­ta­fa Zeki Ra­kı­cı­oğ­lu, Hamit Oral, İsmail Hakkı Fır­tı­na ve Hasan Kemal Yar­dım­cı gibi güzel in­san­la­rı ta­nı­mak şans­tı. Hasan Kemal Ya­rım­cı Bey ve­fa­lı bir in­san­dır. Onu baş­kan­lı­ğın­da Ri­zes­por Şam­pi­yon olun­ca ben ve gibi Ri­zes­por’a emeği geçen isim­le­ri Rize’ye kut­la­ma­la­ra davet etti. Bizi onu­ri­ze etti.
EN AZ GOL YİYEN KALECİ
Ri­zes­por son­ra­sı fut­bol ha­ya­tı­nız nasıl devam etti?
Sonra Trab­zon’a geç­tim. Se­bat­ta takım kap­ta­nıy­dım. Bir yıl oy­na­dım. To­kats­por’a geç­tim. Tür­ki­ye lig­le­ri­nin en az gol yiyen ka­le­ci­si se­çil­dim. Or­dus­por bi­rin­ci lig­dey­di, beni geri aldı. İki yıl da orada oy­na­dım. Sonra as­ke­re git­tim. Amas­yas­por ve Ço­rums­por’da oy­na­dım. 81-82 se­zo­nun­da faal fut­bol ha­ya­tı­ma Çorum’da nok­ta­yı koy­dum. 62 yı­lın­dan 82 ye kadar hiç ara ver­me­den yirmi yıl fut­bol ha­ya­tım devam etti. Bunun son­ra­sın­da Or­dus­por alt­ya­pı­sın­da bir yıl ça­lış­tım. Ant­re­nör­lük C kur­su­na ka­tıl­dım. Altı ay sonra li­se­de be­ra­ber ol­du­ğum bir ar­ka­da­şım Ho­pa­da be­le­di­ye­de mu­ha­se­be mü­dü­rüy­dü. “Ho­pas­por’a ant­re­nör ala­ca­ğız gelir misin” dedi. Çok cazip bir tek­lif­ti. Bu büyük bir ce­sa­ret­ti. Öz­gü­ven işi ve ben ge­li­rim dedim. İki yıl orda ça­lış­tım. Tur­hals­por, Ter­mes­por, Amas­yaps­por. Ve­zir­köp­rüs­por, Er­zu­rums­por, Bo­lus­por, Düz­ces­por, Zon­gul­daks­por ta­kım­la­rın­da görev ça­lış­tım. Or­du­da de­ği­şik yıl­lar­da 3 yıl görev yap­tım. Hopa’da beş kez görev yap­tım. O ba­kım­dan çok de­ğer­li­dir. Çık­tı­ğım her ka­pı­yı açık bı­rak­mı­şım­dır. Bir gün tek­rar dö­ne­rim diye.
FUT­BOL­LA DOLU YİRMİ YIL
Güzel ha­tı­ra­lar­dan şu anda ak­lı­nı­za ge­lir­se…
Ka­le­ci Mus­ta­fa Özbey, Ri­zes­por’da be­ra­ber oy­nar­ken ısın­ma­ya çık­tık. Bir An­ka­ra ta­kı­mı gel­miş­ti. Isın­ma bitti. Gi­rer­ken bak­tım tri­bün­de Trab­zons­por Ef­sa­ne Tek­nik Di­rek­tö­rü Ahmet Suat Öz­ya­zı­cı, Baş­ka­nı Şamil Ekin­ci ve Kap­ta­nı Faruk Nafiz Özak var. Trans­fer için fut­bol­cu iz­li­yor­lar. So­yun­ma oda­sı­na doğru gi­der­ken bizim ka­le­ci Mus­ta­fa yo­lu­mu kesti, “yu­ka­rı­da kim var gör­dün mü” dedi.
“Gör­düm” dedim. “Oğlum gel” dedim. Benim Av­ru­pa el­di­ve­ni, ka­le­ci ka­za­ğı­mı çı­kar­dım ona ver­dim.
“Çık sa­ha­ya gös­ter ken­di­ni” dedim. Çıktı oy­na­dı. Önce Bur­sas­por’a gitti. Sonra Be­şik­taş’ın kap­ta­nı oldu.
Yirmi yılın için­de şam­pi­yon­luk­la­rı­mız var. Ri­zes­por, Or­dus­por’da ya­şa­dım. Küme düşme ya­şa­dım.
Bun­lar ke­yif­li ve zevk­li ta­raf­lar. En güzel ha­tı­ra­la­rım çok güzel de­ğer­li spor­cu­lar bı­rak­tım.
ÖZÜ­MÜZ­DEN KA­OP­MA­YA­LIM RİZELİ DOST­LA­RA SE­LAM­LAR
Son ola­rak ne söy­le­mek is­ter­si­niz?
Ben iki ta­raf­lı oldum. Annem Ri­ze­li, babam Trab­zon­lu, ben Ordu’da doğ­mu­şum, şu anda Sam­sun’da ya­şı­yo­rum. Eşim Ho­pa­lı. Sam­sun’da ya­şı­yo­rum. Ben Rado Dur­sun ola­rak anı­lı­yo­rum, şimdi yaş­lan­dı­ğım için daha çok Baba Dur­sun di­yor­lar.
Ka­ra­de­niz’i özüm­se­mi­şim. Tür­ki­ye’nin en ye­te­nek­li ol­du­ğu yer Ka­ra­de­niz diye dü­şü­nü­yo­rum. Or­du­nun zirve yap­tı­ğı dö­nem­ler­de Or­du­lu spor­cu­lar çoktu. Av­ru­pa Ku­pa­la­rın­da oy­na­ma hakkı elde eden Or­dus­por kad­ro­sun­da ben de var­dım.
18 ki­şi­lik kad­ro­da 13-14 tane Or­du­lu vardı. Rize’de durum ay­nı­dır. 1984-85 se­zo­nu Ri­zes­por’un şam­pi­yon kad­ro­sun­da sa­de­ce üç tane Trab­zon­lu vardı. Bütün kadro Ri­ze­li­ler­den olu­şu­yor­du. Trab­zon da aynı kendi ye­tiş­tir­di­ği fut­bol­cu­lar­la tavan yaptı.
Özü­müz­den kop­ma­ma­lı­yız. Ri­ze­li dost­la­rı­mı en kalbi duy­gu­lar­la se­lam­lı­yo­rum…