Fatih Sultan KAR


RİZE ÇAYININ TARİHİNDEN KESİTLER

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


 

 

* PAŞA RİZE GELDİ ÇAY TA­RI­MI­NA HIZ VERDİ
*RİZE HAY­RAT ÇAY FİDAN­LI­ĞI TARİHİNDEN NOT­LAR
Kemal Atil­la Rize Çay Ta­ri­hi için önem­li bir isim­dir. İlk önce Rize Zi­ra­at ve Bahçe Kül­tür­le­ri Mü­dü­rü ar­dın­dan da Çay Ta­rı­mı genel di­rek­tö­rü ola­rak Rize’de bu­lun­du Bu sü­reç­te ko­nu­la­rı Rize olan ( Çay, bambo, sanat so­ğu­du zi­ra­atı ve sa­na­tı Zi­ra­at Ve­kâ­le­ti Na­ren­ci­ye ve Çay Fi­dan­lık­la­rı – Çay Ta­rı­mı ve Tek­ni­ği ve Rize Vi­la­ye­ti Ha­ri­ta­lı İlmi isim­li üç eser ya­yın­la­dı. Kemal Atil­la’nin 21 Mayıs 1939 ta­ri­hin­de Rize Zi­ra­at Bahçe’sinde yap­tı­ğı ko­nuş­ma­yı siz­ler­le pay­la­şı­yo­rum.
RİZE VE ÇAY TA­RI­MI
Çayın iklim şart­la­rı ve Tür­ki­ye çay mın­tı­ka­sı baş­lı­ğı al­tın­da çayın bir yerde eko­no­mik ürün ve­recek tarz­da ya­şa­ya­bil­me­si için ora­nın se­ne­lik yağış mik­ta­rı­nın 1500 mi­li­met­re­den fazla ol­ma­sı, ya­ğı­şın se­ne­nin bütün mev­sim­le­rin­de bil­has­sa çayın bü­yü­me dev­re­si olan ilk­ba­har, yaz ve güz mev­sim­le­rin­de uygun tarz­da düş­me­si ge­rek­mek­te­dir. Çayın, se­ne­lik yağış mik­ta­rı 900 mi­li­met­re olan yer­ler­de bile ye­ti­şip kârlı mah­sul ve­re­bi­le­ce­ği­ni söy­le­yen­ler varsa ya­nıl­gı­da­dır­lar. Tür­ki­ye’nin se­ne­lik çay ih­ti­ya­cı 95000 kilo ka­dar­dır. Bu ta­ma­men dı­şa­rı­dan, ya­ban­cı mem­le­ket­ler­den gel­mek­te ve va­ta­nı­mız­dan ya­ban­cı mem­le­ket­le­re se­ne­de 2000000 lira kadar para git­mek­te­dir. Tür­ki­ye’de Rize ve Art­vin vi­lâ­yet­ler ile Trab­zon vi­lâ­ye­ti­nin Of ve Sür­me­ne il­çe­le­ri sa­hil­le­ri çay zi­ra­atı­na uy­gun­dur. Çünkü bu­ra­lar­da ek­se­ri­ya se­ne­lik yağış mik­ta­rı 2500 mi­li­met­re­yi geçer. Her ne olur­sa olsun çay mın­tı­ka­mız Rize’de Tür­ki­ye’nin çay ih­ti­ya­cı­nı kar­şı­la­ya­cak, hatta başka mem­le­ket­le­re çay ih­ra­ca­tı ya­pa­cak kadar çay ye­tiş­tir­mek müm­kün ola­cak­tır. Çay tarım ve tek­ni­ği Tür­ki­ye’de bu mın­tı­ka­nın ra­kip­siz, gü­ven­li bir işi ve bir ka­zanç kay­na­ğı ola­cak­tır.
ÇAY CUM­HURİYET’İN AR­MA­ĞA­NI­DIR
Mın­tı­ka­nın “bu hu­su­si­ye­ti Cum­hu­ri­yet Hü­kü­me­ti­ne kadar dü­şü­nül­me­miş ve gö­rül­me­miş­tir. Çayın Rize’nin kur­tu­lu­şu ol­du­ğu­nu dü­şün­mek ve gör­mek şe­re­fi Cum­hu­ri­yet Hü­kü­me­ti­ne nasip ol­muş­tur. Bu görüş Cum­hu­ri­yet­le be­ra­ber doğ­muş, 1937 se­ne­sin­de kesin bir şekil al­mış­tır. Bu gi­riş­me­nin önem­li iş­le­rin­den biri Rize’de bir çay fi­dan­lı­ğı ku­rul­ma­sı ol­muş­tur. Hü­kü­met Rize’yi Tür­ki­ye’nin çay mın­tı­ka­sı say­mış, zi­ra­at ve­kâ­le­tin­ce çay fi­dan­lı­ğı ve bah­çe­si ya­pıl­mak üzere Rize’de bir yer satın al­mış­tır. Bu yer Rize şeh­ri­nin Hay­rat Ma­hal­le­si’nde, 111 dekar ge­niş­lik­te, arı­za­lı bir yer­dir. Fi­dan­lık ku­rul­ma­ya baş­la­ma­dan evvel bir­çok yer­le­ri bir ma­hal­le ha­ra­be­sin­den, kı­zı­la­ğaç­lık­tan ve ça­lı­lık­tan iba­ret­ti. Çay to­hum­la­rı­nın dikme mev­si­mi gel­miş, geç­mek üzere idi. Ve­kâ­let­çe Rusya’ya daha ev­vel­den 2000 kilo çay to­hu­mu si­pa­riş edil­miş­ti. Fakat henüz gel­me­miş­ti. Ne zaman ge­le­ce­ği belli de­ğil­di. To­hum­lar gel­di­ğin­de bek­le­yecek zaman yoktu. To­hum­lar ge­lin­ce­ye kadar yer­le­ri ha­zır­la­mak, gel­dik­le­ri gün­den iti­ba­ren on­la­rı dik­me­ğe baş­la­mak icap edi­yor­du. Bu­nun­la be­ra­ber hemen işe baş­la­mak, en kısa za­man­da ha­ra­be­le­ri, or­man­la­rı kal­dır­mak, yer­le­ri­ni çay ekim ve di­ki­mi­ne ha­zır­la­mak, du­var­lar, set­ler yap­mak, bütün bu iş­le­re hep bir­den baş­la­mak lâzım ge­li­yor­du. Böyle dü­şü­nül­dü ve böyle ya­pıl­dı.
ÇAYIN MİLADİ 1937 YI­LI­DIR
Rize de fi­dan­lık 1924 yı­lın­da ku­rul­muş­tu. Bura da her türlü fide ye­tiş­ti­ri­li­yor­du. Sa­de­ce Çay fi­dan­lı­ğı kurma işine 8 Mart 1937 de baş­lan­dı. Gün geç­tik­çe işe hız ve­ril­di. Amele mik­ta­rı ih­ti­yaç nis­pe­tin­de ar­tı­rıl­dı. İşle­ri­ne ve yer­le­ri­ne göre gu­rup­la­ra ay­rıl­dı.
Her gu­ru­ba bir amele başı, bütün bun­la­rı takip etmek, bun­la­rın kayt ve he­sap­la­rı­nı yap­mak üzere bir çay bakım me­mu­ru H. Cahit Yıl­maz tayin edil­di. Bana da genel di­rek­tör­lük ödevi gö­rül­dü. Ve­kâ­let­çe Rusya’ya ıs­mar­la­nan 2000 kilo çay to­hu­mu Rize’ye 19 Mart 1937 ta­ri­hin­de geldi. Bu Rize Çay ta­rı­mın­da sa­na­yi­leş­me­nin baş­lan­gı­cı­dır. Gelen to­hum­lar, 20 Mart 1937 de güm­rük­ten alı­na­rak fi­dan­lı­ğa gö­tü­rül­müş ve 21 Mart 1937; de di­kil­me­ye baş­lan­mış­tı. Tahta san­dık­lar­da ge­ti­ri­len to­hum­la­rın bir kısmı suda ıs­la­tıl­ma­dan, bir kısmı 1-2 gün suda ıs­la­tıl­dık­tan sonra di­ki­mi ge­ci­kecek olan diğer bir kısmı da hem mu­ha­fa­za edi­lip lüzum gö­rül­dük­çe ted­ri­cen di­kil­miş­ler­dir. Di­ki­len to­hum­lar 15-20 gün gibi kısa za­man­da top­rak yü­zü­ne çık­mış­lar­dır. Hali ha­zır­da çay tohum bah­çe­si, olan 'bu yerde üçer metre ara­lık­la di­kil­miş, üç ya­şın­da 10000 kadar çay fi­da­nı var­dır. Fi­dan­la­rı zaif dü­şür­me­mek için şim­di­ye kadar çi­çek­le­ri ko­pa­rıl­mış, on­la­rın meyve ve­rim­le­ri­ne mü­sa­ade edil­me­miş­tir. Bu se­ne­den sonra azar azar tohum ver­me­le­ri­ne mü­sa­ade edi­le­cek­tir. Bu fi­dan­lık az zaman sonra se­ne­lik çay to­hu­mu ih­ti­ya­cı­mı­zı kar­şı­la­ya­cak­tır.
ÇAY GÜNÜ KUT­LA­NIR­DI
Mın­tı­ka hal­kı­nın re­fa­hı ve Tür­ki­ye’nin ik­ti­sa­di ha­ya­tı çok il­gi­li olan ve bir kaç se­ne­den beri bu Rize çayı için sarf edi­len me­sa­iyi saygı ile anmak ve ha­tır­la­mak Zi­ra­at Ve­kâ­le­ti Rize Na­ren­ci­ye ve çay fi­dan­lı­ğı­nın ilk çay günü ola­rak kabul edi­len tarih 21 Mayıs 1939 her yıl tö­ren­le kut­la­nır. Cum­hu­ri­yet Hü­kü­me­ti na­ren­ci­ye, çay, bambu ve saire gibi fay­da­lı ne­bat­lar zi­ra­at ve sa­na­tı­nın bu mem­le­ket­te ve do­la­yı­sıy­la bütün Tür­ki­ye’de ya­yıl­ma­sı­nı temin ga­ye­si ile 1340 se­ne­sin­de fi­dan­lı­ğı te­si­se baş­la­dı. Şu et­ra­fı­mız­da gör­dü­ğü­nüz yaş­lı­ca na­ren­ci­ye ağaç­la­rı ve yol ke­nar­la­rın­da bor­dür ha­lin­de bu­lu­nan çay fi­dan­la­rı za­ma­nın canlı ha­tı­ra­la­rı­dır. Muhit halkı na­ren­ci­ye zi­ra­atı­na nis­pe­ten alı­şık ol­du­ğu halde mem­le­ket­te büs­bü­tün yeni olan çay zi­ra­atı­na ya­ban­cı ol­du­ğu aynı za­man­da çay zi­ra­at ve tek­ni­ği­nin ya­yıl­ma­sı ken­di­si­ne mah­sus teş­ki­lâ­tı, ka­nu­nî ve malî mü­ey­yi­di­ye­le­ri is­te­di­ği için fi­dan­lık baş­lan­gıç­ta daha zi­ya­de na­ren­ci­ye fi­dan­la­rı ye­tiş­tir­me­ğe yö­nel­miş­ti. Hal­kın çay zi­ra­at ve tek­ni­ği­ne ya­ban­cı ol­ma­sın­dan ayni za­man­da on­la­rı çay zi­ra­atı­na teş­vik edecek teş­ki­lat ve ka­nu­nî mü­ey­yi­de­ler bu­lun­ma­dı­ğı için o te­şeb­büs­ler­den mah­sus ne­ti­ce­ler elde edi­le­me­miş­tir. Şu halde her yeni işte her mem­le­ket­te ol­du­ğu gibi bizde de çay zi­ra­at ve tek­ni­ği­nin ya­yıl­ma­sı bir te­kâ­mül dev­re­si ge­çir­miş­tir. O devre geçti. Artık bu mühim da­va­nın müs­pet ve ve­rim­li ça­lış­ma dev­re­si geldi ve baş­la­dı.
İSMET PAŞA’NIN RİZE ZİYARETİ İLE ÇAY TA­RI­MI SANAYİLEŞ­MESİ İÇİN DÜĞ­ME­YE BA­SIL­DI
Bu devre 1935 se­ne­sin­de Rize’yi şe­ref­len­di­ren o za­ma­nın baş­ve­ki­li, bu za­ma­nın Cum­hur Reisi Millî Şef İnönü’nün irşat ve di­rek­ti­fi ile baş­la­mış­tır. O se­ne­den iti­ba­ren­dir ki ted­ri­cen mın­tı­ka­da çay zi­ra­atı­nın ya­yıl­ma­sı için te­si­sat ve teş­ki­lât ya­pıl­ma­ğa gi­ri­şil­miş­tir. İlk evvel 936-937 se­ne­sin­de Hay­rat ma­hal­le­sin­de şu kar­şı­da gö­rü­len III dekar ge­niş­li­ğin­de­ki çay fi­dan­lı­ğı yeri is­tim­lak edil­miş, met­ruk bir ma­hal­le ha­ra­be­sin­den iba­ret olan bu­ra­sı az zaman ıslah edi­le­rek ka­bi­li zi­ra­at bir hale ge­ti­ril­miş, 1937 se­ne­si ilk­ba­ha­rın­da bu­ra­ya 2000 kilo çay to­hu­mu ekil­miş­tir. Bun­lar­dan mey­da­na gelen fi­dan­lar­dan 10.000 ka­da­rı üçer metre ara­lık­la Hay­rat fi­dan­lı­ğı­na tohum almak üzere da­mız­lık ola­rak di­kil­miş, ge­ri­si halka ve­ril­miş ve bun­lar­la 104 par­ça­da 160 dekar çay bah­çe­si ya­pıl­mış­tır.
BATUM’DAN GETİRİLEN ÇAY TO­HUM­LA­RI
1938 se­ne­si zar­fın­da gene çay mü­es­se­se­si ya­pıl­mak üzere Fener ma­hal­le­sin­de 108 dekar yer is­tim­la­ki­ne te­şeb­büs edil­mek­le be­ra­ber Zi­ra­at Ve­kâ­le­tin­ce bir ta­raf­tan çay zi­ra­atı teş­ki­lâ­tı ar­tı­rıl­mış, diğer ta­raf­tan Batum’a 10000 kilo çay to­hu­mu si­pa­riş edil­miş­ti. Bun­lar gel­di­ği zaman di­kil­mek üzere Vi­lâ­ye­tin Mal­pet ile Ma­pav­ri mın­tı­ka­la­rı arası her biri 10-20 ma­hal­le veya köy­den mü­te­şek­kil olmak üzere 6 mın­tı­ka­ya ay­rıl­mış ve bun­la­rın her bi­ri­ne birer sey­yar memur tayin edil­miş­tir. Geri kal­ma­ğa ta­ham­mü­lü yoktu. Elde henüz bir kanun ve bir mü­ey­yi­de mev­cut 'de­ğil­di. Halk çay zi­ra­atı­na bi­gâ­ne idi. Gene ar­ka­daş­lar­la gö­rüş­tük, bu mühim ve mu­az­zam işi üze­ri­mi­ze aldık. Bu müs­ta­cel ve mühim iş için bu gayri mü­sa­it şart­lar kar­şı­sın­da yer bul­mak ve ha­zır­la­mak için çok uğ­ra­şıl­dı. Halk­la an­la­şıl­dı halk­tan yer ve yar­dım temin edil­di. Ni­ha­yet Vi­lâ­ye­tin İyi­de­re ile Ar­de­şen na­hi­ye­si ara­sın­da halk tar­la­la­rın­da ya­pı­lan çay bah­çe­le­rin­den ta­ma­men halk tar­la­la­rın­da 600 dekar üze­ri­ne 300 tane çay fi­dan­lı­ğı ku­rul­du. Bun­dan başka Fener’de is­tim­lak edi­len 108 dekar yerin 90 dekar kadar kısmı hemen imar edil­di. Bütün bu fi­dan­lık­la­ra 30.500 kilo çay to­hu­mu di­kil­di.
BİR AVUÇ YÜ­REKLİ İNSAN
30.500 kilo çay to­hu­mu­nun tah­mi­nen ih­ti­va et­ti­ği 25 mil­yon çay to­hu­mu­nu birer birer ve mik­ro­pil de­ni­len baş ta­raf­la­rı aşağı ge­lecek su­ret­te dik­me­nin ne kadar büyük fe­da­kâr­lı­ğı icap et­ti­ği­ni arz et­me­ye lüzum yok­tur. Gayri mü­sa­it şart­lar kar­şı­sın­da ba­şa­rı­lan bu iş Türk ya­pı­cı­lı­ğı Türk genç­li­ği­nin ça­lış­kan­lı­ğı ve fe­da­kâr­lı­ğı na­mı­na if­ti­har edi­lecek bir mu­vaf­fa­ki­yet­tir. Bu mın­tı­ka­lar­dan Mal­pet ve Aspet mın­tı­ka­sı­na M. Feyzi Gök­çe­li, Azak­lı mın­tı­ka­sı­na Sa­dul­lah Dik­men, Şehir mın­tı­ka­sı­na H. Cahit Yıl­maz, Gün­doğ­du mın­tı­ka­sı­na Hilmi Somay, Ma­pav­ri mın­tı­ka­sı­na Hakkı Bal­kö­se, Rize mer­kez ka­za­sın­da ile Pazar mın­tı­ka­sı­na Salih Yıl­maz üstün bir gay­ret­le görev yap­tı­lar. Bütün bu mühim ve geniş iş yü­rü­tü­lür­ken genç ar­ka­daş­la­rı­mı­zın ken­di­le­ri­ne tevdi edi­len va­zi­fe­yi Türk genç­li­ği­ne ya­kı­şır bir fe­da­kâr­lık­la ifa et­tik­le­ri­ni gör­mek­le be­ra­ber Zi­ra­at Ve­kâ­le­tin­den, Vi­lâ­yet ma­ka­mın­dan, vi­lâ­yet mâ­li­ye­sin­den, Ad­li­ye, Jan­dar­ma ve em­ni­yet teş­ki­lâ­tı­mız­dan, na­hi­ye mü­dür­le­rin­den ve hal­kev­le­ri teş­ki­lâ­tın­dan büyük yar­dım­lar gör­dük. Bu işin mu­vaf­fa­ki­yet­le ba­şa­rıl­ma­sın­da bu yar­dım­la­rın büyük his­se­si var­dır. Bun­la­rı saygı ile anar ve arz ede­rim.