Fatih Sultan KAR


VEFATININ 3. YILDÖNÜMÜ ANISINA AHMET MESUT YILMAZ VE HATIRALAR

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


 

 


6 Kasım 1947 ta­ri­hin­de İstan­bul'da doğdu. Aile­si Rize’nin şirin bir bel­de­si olan Ça­ye­li il­çe­si­nin, Kap­tan­pa­şa Bu­ca­ğı Ça­tal­de­re Köyü’nden­dir.
De­mok­rat Parti’nin yö­ne­tim kad­ro­sun­dan, Adnan Men­de­res’in son hü­kü­me­tin­de dev­let ba­kan­lı­ğı yapan ve Yas­sı­ada’da yar­gı­lan Yusuf İzzet Akçal'ın ye­ğe­ni, Eski Tu­rizm ve Ta­nıt­ma Ba­ka­nı Erol Yıl­maz Akçal’ın da am­ca­sı­nın oğ­lu­dur.
Mem­le­ke­ti Rize’ye ilk defa 1956 yı­lın­da an­ne­si, ba­ba­sı ve am­ca­sıy­la bir­lik­te gitti.
Ça­tal­de­re’ye, de­re­le­rin üze­rin­den at­la­yıp yü­rü­ye­rek, tır­ma­na­rak ancak sekiz sa­at­te va­ra­bil­di­ler.
YIL­MAZ VE AKÇAL KAR­DEŞ­LER
Ahmet Mesut Yıl­maz’ın ba­ba­sı Hasan ve am­ca­sı Hü­se­yin önce pa­zar­cı­lık yap­tı­lar.
Daha sonra Emi­nö­nü Yeni Cami’nin ar­ka­sın­da Mısır Çar­şı­sı’ndaki ba­ra­ka­lar­dan bir dük­kân ki­ra­la­dı­lar.
Göm­lek, kumaş, iş tu­lu­mu sat­ma­ya baş­la­dı­lar.
Dük­kân­la­rı­nın adı, Yıl­maz Ti­ca­ret‘tır.
Ha­zi­ran 1934’te so­ya­dı ka­nu­nu çık­tı­ğın­da, akıl­la­rı­na ilk gelen isim de Yıl­maz oldu.
Çünkü isim­le ta­nın­mış­lar­dı.
O sı­ra­da 1930’da fa­kül­te­yi bi­ti­ren kar­deş­le­ri İzzet, Di­yar­ba­kır’da hâ­kim­li­ğe baş­la­mış­tı.
Ona “Biz Yıl­maz so­ya­dı­nı alı­yo­ruz” telg­raf çek­ti­ler.
Di­yar­ba­kır’dan gelen yanıt olum­suz­du. “Ben Akçal so­ya­dı­nı alı­yo­rum”.
Yusuf İzzet Akçal kesin ka­rar­lıy­dı. “Ben de hâkim ola­rak dünya kadar ka­ra­ra bu so­ya­dıy­la imza attım.
De­ğiş­ti­re­mem” di­yor­du. Böy­le­lik­le Hasan ve Hü­se­yin kar­deş­ler Yıl­maz, Yusuf İzzet ise Akçal so­ya­dı­nı al­dı­lar.
İLKO­KUL HEDİYESİ: KUR’AN-I KERİM
Yusuf İzzet Akçal, onca yo­ğun­lu­ğu­na rağ­men Mesut’u ihmal et­mez­di.
Baş­la­ya­ca­ğı il­ko­ku­lun se­çi­min­de de et­ki­si oldu.
Mesut için seç­ti­ği Be­ya­zıt 5. De­ne­me İlko­ku­lu, hem ev­le­ri­nin ya­kı­nın­day­dı. Mesut il­ko­ku­la baş­la­ya­ca­ğı gün, İzzet Akçal ona bir Kuran he­di­ye etti. Kuran’ı ve­rir­ken, bir de kâğıt uzat­tı.
Kâ­ğıt­ta, Mesut’a ya­zıl­mış bir şiir vardı: Ya­dın­da mı doğ­du­ğun gün­ler? / Sen ağlar idin gü­ler­di âlem / Öyle bir ömür geçir ki / Olsun son mev­kin / Sana hande halka matem. Mesut, am­ca­sı­nın bu yak­la­şı­mın­dan et­ki­len­di. O ya­şın­dan iti­ba­ren “büyük adam” olmak için di­din­di.
Bü­yük­le­rin dün­ya­sıy­la il­gi­len­di, onlar gibi ol­ma­ya ça­lış­tı. An­ne­si ona bak­tık­ça “Mesut ilim adamı ola­cak” diye gu­rur­la­nır­dı.
Ama bu bek­len­ti­le­rin yoğun bi­çim­de his­set­ti­ril­me­si, Mesut’un ço­cuk­lu­ğu­nu doya doya ya­şa­ma­sı­nı en­gel­le­di.
YA TAKSİM, YA ÖLÜM
1958-59 öğ­re­tim yı­lın­da Be­ya­zıt 5. De­ne­me Okulu’ndan 2361-23 dip­lo­ma nu­ma­ra­sıy­la 08 Ha­zi­ran 1959 ta­ri­hin­de mezun oldu. Or­ta­öğ­re­ti­mi­ne Avus­tur­ya Li­se­si'nde baş­la­dı, İstan­bul Erkek Li­se­si'nden mezun oldu.
Li­se­de Mesut’u en çok et­ki­le­yen kişi, mil­li­yet­çi ca­mi­anın önem­li isim¬le­rin­den biri olan Nu­ret­tin Topçu’ydu. Mesut, bu fikir ada­mı­nı hay­ran­lık­la din­ler­di. Nu­ret­tin Topçu da Me¬sut’u sever, an­la­yış­lı dav­ra­nır­dı. 1958 yı­lı­nın yaz ay­la­rın­da Tür­ki­ye’yi sar­san Kıb­rıs tar­tış­ma­la­rın­dan da uzak dur­ma­dı. 8 Ha­zi­ran - 13 Tem­muz ta­rih­le­ri ara­sın­da ço­ğun­lu­ğu İstan­bul’da olmak üzere kırk üç mi­ting ya­pıl­dı. O mi­ting­ler­de “Ya tak­sim, ya ölüm” diye ba­ğı­ran, pan­kart ta­şı­yan­lar­dan biri henüz on bir ya­şın­da­ki Mesut’tu.
CE­ZA­EVİ ÖNÜN­DE BİR ÇOCUK AHMET MESUT YIL­MAZ
Am­ca­sı Yusuf İzzet Akçal ve ar­ka­daş­la­rı 27 Mayıs 1960 ih­ti­la­li ile ik­ti­dar­dan uzak­laş­tı­rı­la­rak Yas­sı­ada’da yar­gı­lan­mış, ar­dın­dan da Kay­se­ri Ce­za­evi'ne gön­de­ril­miş­ti. Yas­sı­ada'daki sı­nır­la­ma­lar Kay­se­ri'ye gön­de­ri­lin­ce kalk­mış, Ahmet Mesut Yıl­maz'a am­ca­sı­nı aylar sonra ye­ni­den görme fır­sa­tı doğ­muş­tu. Yıl­maz, Kay­se­ri Ce­za­evi'nin ka­pı­sın­da kuy­ruk­ta bek­ler­ken an­ne­si­ne dönüp: “İlerde beni de böyle zi­ya­re­te ge­le­cek­si­niz,” de­miş­ti. Bu tu­tuk­lu­luk 14 ya­şın­da­ki Yıl­maz’ı de­rin­den sars­mış­tı. Am­ca­sı İzzet Akçal onun için özel bir in­san­dı. Küçük yaş­tan iti­ba­ren onun­la ala­bil­di­ği­ne içli dışlı ol­muş­tu. 10 Kasım 1961 ta­ri­hin­de Kay­se­ri Ce­za­evi'ndeki am­ca­sı Yusuf İzzet Akçal’a "Kay­se­ri'ye Ses­le­niş" baş­lık­lı bir şiir gön­der­miş­ti: Türk­çü­lük aş­kıy­la coşup, ta­şan­lar / Va­ta­na, mil­le­te, hakka ko­şan­lar / Aşıl­maz dağ­la­rı bir bir aşar­lar. Bu yol da tü­ken­mez, bit­mez am­ca­cı­ğım / Zin­dan bize tesir etmez am­ca­cı­ğım / Yağ­sın var­sın üs­tü­müz­den belâ yağ­mu­ru / Doğ­ru­la­rın na­si­bi­dir bu imanı tam olan­lar bir koca suru / Bir gün gelir elbet yıkar am­ca­cı­ğım / Ha­ki­kat mey­da­na çıkar am­ca­cı­ğım.
KENDİ AYAK­LA­RIM ÜZERİNDE DU­RA­CA­ĞIM
1969 ya­zın­da, Erol Yıl­maz Akçal’a seçim kam­pan­ya­sın­da yar­dım etmek üzere Rize’ye gitti. Seçim kam­pan­ya­sı sı­ra­sın¬da karış karış do­la­şa­rak, Rize’yi ta­nı­dı, si­ya­si ya­pı­sı­nı öğ­ren­di. AP (Ada­let Par­ti­si) teş­ki­la­tıy­la ta­nış­tı. Ku­ze­ni Erol Akçal, 12 Ekim 1969 se­çim­le­rin­de ye­ni­den mil­let­ve­ki­li se­çi­lip An­ka­ra’ya dön­dük­ten sonra, Mesut yeni ka­rar­lar aldı. Baba pa­ra­sıy­la ge­çin­me­den kendi ayak­lan üze­rin­de du­ra­cak­tı. TRT Dış Ya­yın­lar Din¬leme Ser­vi­si’nde Al­man­ca çe­vir­men­lik işi buldu. İki yıl ça­lış­tı­ğı bu ser-vi­se ge­ce­le­ri gider, Al­man­ca yayın yapan rad­yo­la­rı din­le­ye­rek Türk¬çe’ye çe­vi­rir­di. Ay­rı­ca Milli Pro­dük­ti­vi­te Mer­ke­zi’ne de kitap çe­vi­ri­le­ri ya­pa­rak para ka­zan­dı. Buna rağ­men ti­ca­re­te atıl­ma­yı hiç dü­şün­me­di. 1971 yı­lın­da An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Si­ya­sal Bil­gi­ler Fa­kül­te­si Ma­li­ye ve İkti­sat Bö­lü­mü'nden mezun oldu. 1972-1974 yıl­la­rı ara­sın­da Al­man­ya'nın Köln Üni­ver­si­te­si İkti­sa­di ve Sos­yal Bi­lim­ler Fa­kül­te­si'nde yük­sek li­sans ça­lış­ma­sı yaptı. 1975-1983 yıl­la­rı ara­sın­da kimya, teks­til ve ulaş­tır­ma sek­tör­le­rin­de ve çe­şit­li özel şir­ket­ler­de yö­ne­ti­ci ola­rak görev aldı.
DEV­LET BA­KA­NI HÜ­KÜ­MET SÖZ­CÜ­SÜ
1983 yı­lı­nın Mayıs ayın­da, yeni ku­ru­lan Ana­va­tan Par­ti­si'nde ku­ru­cu üye ve genel baş­kan yar­dım­cı­sı oldu. Parti Yıl­maz’a Rize il ör­gü­tü­nü kurma gö­re­vi­ni ve­rin­ce 16 Tem­muz 1983 ta­ri­hin­de Rize’ye ha­re­ket eden Yıl­maz, am­ca­sı İzzet Akçal’dan, Rize’nin ileri ge­len­le­ri­ne hi­ta­ben bir mek­tup aldı. Yine de Rize il ör­gü­tü­nü ku­ra­cak isim bul­mak­ta zor­lan­dı. MDP, as­ker­le­rin des­te­ğiy­le ik­ti­da­ra ge­le­ce­ği bek­le­nen parti ol­du­ğu için bütün ağır top­lar oraya gi­di­yor­du. Üs­te­lik ANAP’ı kur­ma­yı kabul eden isim­le­re, vaz­geç­me­le­ri için baskı ya­pı­lı­yor­du. İl ör­gü­tü­nün ku­ru­luş di­lek­çe­si­nin ya­zıl­ma­sı aşa­ma­sın­da bile bir kişi geri çe­kil­di. Mesut, baktı ki ol­mu­yor, ücret kar­şı­lı­ğı di­lek­çe yaz­dır­dı­ğı dak­ti­lo­nun ba­şın­da­ki adamı da 15. ku­ru­cu ola­rak yaz­dı­rıp teş­ki­la­tı kurdu. Aynı yıl Kasım ayın­da ya­pı­lan genel se­çim­de Rize mil­let­ve­ki­li se­çil­di. Bi­rin­ci Tur­gut Özal hü­kü­me­tin­de Bil­gi­len­dir­me­den So­rum­lu Dev­let Ba­kan­lı­ğı'na atan­dı ve hü­kü­met söz­cü­lü­ğü yaptı.
ACI HABER
1985 yı­lın­da, Rize ge­zi­si sı­ra­sın­da fut­bol oy­nar­ken ba­ca­ğı­nın kı­rıl­ma­sı Yıl­maz aile­si­ni çok üz­müş­tü. Sta­ti­on Re­na­ult marka ara­cın ar­ka­sı­na ya­tı­rı­la­rak An­ka­ra’ya ge­ti­ril­miş, beş hafta kadar ayağı al­çı­da gez­mek zo­run­da kaldı. Asıl üzücü haber ise, baba Hasan Yıl­maz’ın has­ta­lı­ğı ve ar­dın­dan ölümü oldu. Hasan Yıl­maz’a konan teş­his, pank­re­as kan­se­riy­di. Ame­li­yat edil­me­si­ne, dok­tor­la­rın yoğun ça­ba­la­rı­na rağ­men kur­ta­rı­la­ma­dı. 28 Ha­zi­ran 1986’da ha­ya­ta göz­le­ri­ni yum­du­ğun­da 74 ya­şın­day­dı. Mesut Yıl­maz, aynı yıl Kül­tür ve Tu­rizm Ba­ka­nı oldu. Bu dö­nem­de Tür­ki­ye-Fe­de­ral Al­man­ya ve Tür­ki­ye-Yu­gos­lav­ya eko­no­mi karma ko­mis­yon­la­rı­nın baş­kan­lık­la­rı­nı yü­rüt­tü. 29 Kasım 1987 se­çim­le­rin­de ye­ni­den Rize mil­let­ve­ki­li se­çil­di. İkinci Özal hü­kü­me­tin­de Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı'na atan­dı. 1988 yı­lın­dan sonra Av­ru­pa De­mok­ra­si Bir­li­ği’nde genel baş­kan yar­dım­cı­lı­ğı yaptı. Yıl­maz, Ak­bu­lut Hü­kü­me­ti'nde de üst­len­di­ği bu gö­rev­den 20 Şubat 1990'da is­ti­fa etti.
ANAP GENEL BAŞ­KA­NI VE BAŞ­BA­KAN
15 Ha­zi­ran 1991 ta­ri­hin­de ya­pı­lan Ana­va­tan Par­ti­si Büyük Kong­re­si'nde genel baş­kan­lı­ğa se­çil­di. Kur­du­ğu hü­kü­met 5 Tem­muz 1991 günü TBMM Genel Ku­ru­lu'nda gü­ve­no­yu aldı.
20 Ekim 1991 günü ya­pı­lan genel se­çim­ler­den sonra ana mu­ha­le­fet par­ti­si li­de­ri ola­rak ça­lış­ma­la­rı­nı sür­dür­dü. 24 Ara­lık 1995'te ya­pı­lan genel se­çim­ler son­ra­sı Ana­va­tan Par­ti­si ile Doğru Yol Par­ti­si ta­ra­fın­dan oluş­tu­ru­lan 53. hü­kü­me­tin baş­ba­ka­nı ola­rak görev yaptı.
28 Şubat sü­re­cin­de mec­lis­te mu­ha­le­fet mil­let­ve­kil­le­ri azın­lık­ta ol­ma­sı­na rağ­men, Cum­hur­baş­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel ta­ra­fın­dan hü­kü­me­ti kur­mak­la gö­rev­len­di­ril­di. De­mi­rel'in eski par­ti­si DYP'den ken­di­ne yakın mil­let­ve­kil­le­ri­ni is­ti­fa et­ti­re­rek on­la­rı De­mok­rat Tür­ki­ye Par­ti­si adı al­tın­da top­la­yıp ANAP-DSP-DTP ko­alis­yo­nu­na (ANA­SOL-D hü­kü­me­ti, 55. hü­kü­met) sok­ma­sıy­la 20 Ha­zi­ran 1997'de üçün­cü kez baş­ba­kan oldu.
25 Kasım 1998 ta­ri­hin­de Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si'nin ken­di­si ve dev­let ba­ka­nı Güneş Taner için ver­di­ği gen­so­ru öner­ge­le­ri­nin TBMM'de kabul edil­me­sin­den sonra is­ti­fa etti.18 Nisan 1999 ta­ri­hin­de ya­pı­lan genel se­çim­ler­de par­ti­si­nin büyük oy kay­bı­na rağ­men DSP-MHP-ANAP ko­alis­yo­nun­da yer ala­rak Dev­let Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı oldu. 3 Kasım 2002 se­çim­le­rin­de par­ti­si­nin %5 oy oranı ile ba­ra­jın al­tın­da kal­ma­sın­dan sonra gö­re­vin­den is­ti­fa etti.
Rize'den mil­let­ve­ki­li se­çi­lecek oy ora­nı­na ulaş­ma­sı­na rağ­men li­de­ri ol­du­ğu ANAP, %10'luk ba­ra­jın al­tın­da kal­dı­ğın­dan mil­let­ve­ki­li se­çi­le­me­miş­tir.
ANAP SON­RA­SI YA­ŞA­MI
25 Mayıs 2007'de Rize'den ba­ğım­sız mil­let­ve­kil­li­ği aday­lı­ğı­nı açık­la­dı. 22 Tem­muz 2007 ta­ri­hin­de ya­pı­lan genel se­çim­ler­de Rize'den ba­ğım­sız mil­let­ve­ki­li ola­rak mec­li­se gir­me­ye hak ka­zan­dı. 2009 yı­lın­da Ana­va­tan Par­ti­si ile Doğru Yol Par­ti­si'nin bir­leş­me­le­ri so­nu­cu ku­ru­lan De­mok­rat Parti'ye 31 Ekim 2009'da geçti. 15 Ocak 2011 ta­ri­hin­de Namık Kemal Zey­bek'in genel baş­kan se­çil­me­si­nin ar­dın­dan 18 Ocak'ta De­mok­rat Parti'den is­ti­fa etti. 11 Ha­zi­ran 2012 ta­ri­hin­de An­ne­si Gü­zi­de Yıl­maz vefat etti. Al­man­ca ve İngi­liz­ce bilen Mesut Yıl­maz, 1975 yı­lın­da Berna Hanım ile ta­nış­tı. Berna Hanım’ın, iki yıl­lık yö­ne­ti­ci­lik prog­ra­mın­dan mezun ol­ma­sı­nın ar­dın­dan da 15 Ağus­tos 1976’da ev­len­di­ler. Ba­la­yı için önce Al­man­ya’ya git­ti­ler, ora­dan da İspan­ya’nın Ak­de­niz kı­yı­sın­da­ki ünlü tatil bel­de­si Mar­bel­la Al­me­ria’ya geç­ti­ler. Yıl­maz çif­ti­nin Yavuz (D.1979) ve Hasan (D.1987) ad­la­rın­da iki ço­cu­ğu var.
VEREN ALLAH’A AL­DI­ĞIN­DA DA ŞÜK­RE­DE­CEĞİZ
17 Ara­lık 2017 ta­ri­hin­de oğlu Yavuz Yıl­maz vefat et­miş­ti. Oğ­lu­nun ar­dın­dan yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da; “Oğ­lu­mu veren Allah'a nasıl şük­ret­tiy­sek al­dı­ğı zaman ise kız­ma­ya­ca­ğız, üzül­me­ye­ce­ğiz. Allah'a şük­ret­me­yi yine devam ede­ce­ğiz” de­miş­ti. Eski Baş­ba­kan ve Ana­va­tan Par­ti­si eski Genel Baş­ka­nı Mesut Yıl­maz, 30 Ekim 2020 ta­ri­hin­de Şişli Flo­ren­ce Nigh­tin­ga­le Has­ta­ne­si'nde te­da­vi gör­dü­ğü sı­ra­da ya­şa­ma veda etti. 1 Kasım 2020 ta­ri­hin­de Mar­ma­ra Üni­ver­si­te­si İla­hi­yat Fa­kül­te­si Camii'nde dü­zen­le­nen ce­na­ze tö­re­niy­le son yol­cu­lu­ğu­na uğur­lan­dı. Kan­lı­ca’daki aile kab­ris­tan­lı­ğı­na def­ne­dil­di. Me­kâ­nı cen­net olsun
AHMET MESUT YIL­MAZ VE HA­TI­RA­LAR RİZE’DEN TEK TEK SOR­DU­ĞU İSİMLER BENİ ŞA­ŞIRT­MIŞ­TI
En son 23 Ocak 2020 ta­ri­hin­de Bey­koz’daki özel ko­nu­tun­da ken­di­si­ni zi­ya­ret gi­der­ken “görüp, sağ­lı­ğı­nı sorup hemen ay­rı­la­lım” di­yor­duk. Çünkü has­ta­lı­ğın­dan do­la­yı ken­di­si­ni yor­mak is­te­mi­yor­duk. Ama öyle olduk ki biz kal­mak is­te­dik­çe “durun hele maç bit­sin” di­yor­du. Maç umu­rum­da de­ğil­di oysa. Güzel olan onun­la soh­bet et­mek­ti. İki sö­zün­den biri Rize idi.
Bir yan­dan kar­şı­mız­da duran dev ek­ran­da maç devam edi­yor, diğer yan­dan soh­bet edi­yor­duk. Ül­kem­de baş­ba­kan­lık yap­mış, ha­ya­tı hep yoğun tem­po­da geç­miş biri bana ad, ad, Rize’deki ortak ta­nı­dık­la­rı­mı­zı so­ru­yor­du.
Hızlı tem­po­da o isim­le­ri tek tek nasıl ta­nı­dı­ğı­na hem de benim de aynı ki­şi­le­ri ta­nı­dı­ğı­mı bil­me­si­ne şa­şı­yor­dum.
KÜ­TÜP­HA­NESİNDE VE YÜREĞİNDE RİZE’NİN YERİ AY­RIY­DI
Bir ön­ce­ki zi­ya­re­tim­de dev kü­tüp­ha­ne­sin­de ki­tap­lar ara­sın­da kay­bol­muş­tum. Tek tek ki­tap­la­rı in­ce­li­yor­dum. Bir arada “bu yana gel. O ki­tap­lar sana ya­ra­maz. Seni ara­dık­la­rın bu­ra­da” dedi. Ki­tap­lı­ğın­dan ba­ğım­sız bir Rize ki­tap­lı­ğı oluş­tur­muş­tu. Orada Rize üze­ri­ne araş­tır­ma­lar yapan ar­ka­daş­la­rı­mın ve benim ki­tap­la­rı­mı gör­mek beni çok mutlu et­miş­ti. Ay­rı­ca kü­tüp­ha­ne­sin­de mü­ker­rer olan ki­tap­la­rı ve kendi hak­kın­da ya­zı­lan ki­tap­la­rı im­za­la­ya­rak bana he­di­ye edi­yor­du. Bir de Erkal Zen­ger’in Si­ya­set Cam­baz­ha­ne­si­nin Caz­gı­rı ki­ta­bı­nı oku­ma­mı tav­si­ye edi­yor­du.
BİZİM BAŞ­KAN KA­LE­LERİ ŞA­ŞIR­DI
Rize Spor Ta­ri­hi ki­ta­bı­mı in­ce­le­dik­ten sonra “sana bir Ri­zes­por fık­ra­sı an­la­ta­yım” dedi.
Bakan ol­mu­şuz. Rize’nin her so­ru­nu gibi Ri­zes­por için­de biz­den çare bek­li­yor­lar. Ri­ze­li bir iş ada­mı­mı­zı Ri­zes­por’a baş­kan yap­tık. Meğer bizim baş­kan fut­bol­dan hiç mi hiç an­la­mı­yor­muş. Bir­lik­te maça git­tik. Bana ne ya­pa­ca­ğız dedi.
Ben de top ağ­lar­la bu­lu­şun­ca ha­va­ya fırla dedim.
Az sonra rakip takım gol atmaz mı bizim baş­kan ha­va­da.