İsmet KÖSOĞLU


YAŞADIĞIMIZ İKİ ÖNEMLİ OLAY MADIMAK VE BAŞBAĞLAR

e-mail: ismetkosoglu53@gmail.com


 


San­cı­lı yıl­lar olan 90 lı yıl­lar­da Tür­ki­ye önem­li olay­lar ya­şa­dı, çok can kay­be­der­ken bin­ler­ce gözü yaşlı insan ge­ri­de ne ola­cak bi­lin­mez­ci­li­ğiy­le baş başa kaldı.
3 Tem­muz Sivas Ma­dı­mak ve üç gün sora Er­zin­can Ke­ma­li­ye Baş bağ­lar köyü kat­li­amı. El­bet­te ya­şa­nan­lar çok üzücü ve en­di­şe ve­ri­ci. Bu hafta anma prog­ram­la­rı ya­pı­lı­yor ama ön­ce­lik hep Ma­dı­mak.
Konu hak­kın­da Türk Ocak­la­rı eski Genel Baş­kan­la­rın­dan Nuri Gür­gür önem­li bir yazı yazdı. Öne­mi­ne bi­na­en aynen sü­tu­nu­ma aldım.
Nuri Gür­gür’ün ya­zı­sı’ ’Sa­mi­mi­yet sı­na­vı an­la­mın­da iki önem­li ta­ri­hi olay — Sivas ma­dı­mak fa­ci­ası ve Ke­ma­li­ye Baş bağ­lar kat­li­amı
3 Tem­muz 1993’te Sivas Ma­dı­mak Oteli’nde, ikisi otel per­so­ne­lin­den 35 va­tan­da­şı­mı­zın ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği fa­ci­anın yıl­dö­nü­mü ve­si­le­siy­le bazı ga­ze­te ve TV ek­ran­la­rın­da olay­la il­gi­li yo­rum­lar ya­pı­lı­yor, mağ­dur­la­rın alevi/solcu ol­ma­la­rın­dan do­la­yı ciddi bir so­ruş­tur­ma yü­rü­tül­me­di­ği öne sü­rü­le­rek suç­la­ma­lar yö­nel­ti­li­yor. As­lın­da bu id­di­alar yeni değil; fa­ci­anın hemen ar­dın­dan ıs­rar­la dil­len­di­ril­me­ye baş­lan­mış, Yal­çın Doğan, Oktay Ekşi gibi bazı sos­yal de­mok­rat ya­zar­la­rın bu feci ola­yın ger­çek se­be­bi­ni an­la­tan, Aziz Nesin’in kış­kır­tı­cı tav­rı­nı ağır şe­kil­de eleş­ti­ren ya­zı­la­rı dik­ka­te bile alın­ma­mış­tı.
Çünkü esas is­te­dik­le­ri vic­dan ve ak­lı­se­lim sa­hi­bi her va­tan­da­şı­mı­zın yü­re­ği­ni yakan bu fa­ci­anın ay­dın­la­tıl­ma­sı, suç­lu­la­rın yar­gı­la­nıp ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı değil; top­lu­mu­muz­da asır­lar­dır sürüp gelen, top­lum­sal bü­tün­lü­ğü­mü­ze, kar­deş­li­ği­mi­ze büyük zarar veren mez­he­bi ay­rış­ma­nın daha da de­rin­le­şe­rek devam et­me­si­ni is­ti­yor­lar. Sa­mi­mi ol­ma­dık­la­rı­nın çok somut bir gös­ter­ge­si bu­lu­nu­yor; bu fa­ci­adan sa­de­ce üç gün sonra Er­zin­can/Ke­ma­li­ye’nin Baş bağ­lar Köyü te­rö­rist­ler ta­ra­fın­dan ba­sıl­dı, 33 va­tan­da­şı­mız ya­kı­la­rak ve kur­şun­la­na­rak feci şe­kil­de kat­le­dil­di. Te­rö­rist­ler öl­dür­dük­le­ri­nin üze­ri­ne “Sivas’ın in­ti­ka­mı alın­dı” notu iliş­ti­re­rek bu al­çak­lı­ğı neden yap­tık­la­rı­nı da ilan et­miş­ler­di. Ama her türlü in­sa­ni ve hu­ku­ki de­ğe­ri sa­hip­le­nen, Ma­dı­mak ’ta ha­yat­la­rı­nı kay­be­den­ler için yıl­lar­dır ağıt­lar söy­le­yip özel­lik­le genç ne­sil­le­rin zi­hin­le­ri­ne olayı bir kan da­va­sı gibi nak­şet­me­ye ça­lı­şan Ale­vi­li­ğin ve sol­cu­lu­ğun söz­cü­lü­ğü­nü üst­len­me­ye kal­kı­şan­lar otuz yıl­dır Baş bağ­lar için “üç may­mu­nu” oy­nu­yor­lar, yaz­mı­yor, ko­nuş­mu­yor sü­rek­li su­su­yor­lar.
As­lın­da Ma­dı­mak fa­ci­ası­nın se­bep­le­ri ilk gün­den or­ta­day­dı. Her yıl Pir Sul­tan Abdal’ı anma tö­ren­le­ri köyü Banaz’da ya­pı­lır­ken Kül­tür Ba­ka­nı Fikri Sağ­lar’ın da is­te­ği üze­ri­ne beş gün sür­mek üzere Ata­türk Kül­tür Mer­ke­zi’ne alın­mış­tı. Sivas Va­li­si Ka­ra­bil­gin, Baş­ba­kan Yrd. SHP Genel Bşk. Erdal İnönü idi.
İlk dört gün önem­li bir olay ya­şan­ma­dan prog­ram uy­gu­la­nı­yor, ko­nuş­ma­lar ya­pı­lı­yor, şi­ir­ler oku­nu­yor. Son gün olan Cuma günü Aziz Nesin’in kente gel­me­si, kış­kır­tı­cı bir ko­nuş­ma yap­ma­sı tep­ki­le­re yol açı­yor. Aziz Nesin 80 ya­şı­na gi­rer­ken hasta ruhlu şi­zof­re­nik bir İslam Düş­ma­nı olan Sal­man Rüşdü’nün Tür­ki­ye tem­sil­ci­li­ği­ne özen­miş­ti. Ay­dın­lık Ga­ze­te­si‘nde İsla­mi­yet, Pey­gam­ber Efen­di­miz ve muh­te­rem aile­si hak­kın­da ha­ka­ret­ler, if­ti­ra­lar yağ­dı­rı­yor, adeta kin ku­su­yor­du. Has­tay­dı, fazla ömrü kal­ma­dı­ğı­nı bi­li­yor­du. Ama gi­de­ra­yak or­ta­lı­ğı ge­re­rek olay­lar çı­ka­ra­rak yıl­lar­ca anıl­mak is­ti­yor­du.
Vali ve Em­ni­yet Mü­dü­rü ilk gün­le­rin sa­kin­li­ği­ne ba­ka­rak olay çık­ma­ya­ca­ğın­dan emin­di­ler. Oysa is­tih­ba­rat mü­dü­rü çevik kuv­ve­tin büyük bö­lü­mü­nün bazı olay­lar­dan ötürü Div­ri­ği ve Hafik il­çe­le­ri­ne gön­de­ril­di­ği­ni, kent­te ye­ter­li polis gü­cü­nün bu­lun­ma­dı­ğı­nı be­lir­te­rek ken­di­le­ri­ni ikaz et­miş­ti. Öte yan­dan o dö­ne­min en fa­na­tik dini grup­la­rın­dan Ac­zi­men­di ta­ri­ka­tı men­su­bu bir grup özel kı­ya­fet­le­riy­le kente gel­miş, so­kak­lar­da do­la­şı­yor­lar­dı. Cuma na­ma­zı sa­ati­ne doğru bir grup gen­cin Kül­tür Mer­ke­zi’nin önün­de top­la­nıp slo­gan at­tık­la­rı du­yu­lun­ca Be­le­di­ye Baş­ka­nı Temel Ka­ra­mol­la­oğ­lu hemen oraya ge­li­yor, ko­nu­şa­rak da­ğıl­ma­la­rı­nı sağ­lı­yor.
Ancak cuma na­ma­zı­nın ar­dın­dan olay­lar yavaş yavaş bü­yü­yor. Akşam sa­ati­ne doğru Ma­dı­mak‘ın önüne bin­ler­ce insan ge­li­yor. Be­le­di­ye Baş­ka­nı artık ön­le­yecek du­rum­da de­ğil­dir. Bu vakte kadar ger­gin­li­ğin her saat art­tı­ğı or­ta­day­ken Vali kent ya­kı­nın­da­ki as­ke­ri tu­ga­yın olay henüz baş­la­ma­dan vak­tin­de ge­ti­ril­me­si­ni akıl ede­me­yecek kadar gaf­let uy­ku­sun­da­dır.
So­nuç­ta olan­lar olu­yor. Sa­bah­tan beri ha­va­da uçu­şan bir sürü asıl­sız haber ve id­di­alar­la zaten sı­nır­lı ni­te­li­ği bu­lu­nan, be­yin­le­ri büs­bü­tün iş­le­mez hale gelen, dini bil­gi­le­ri ku­lak­tan dolma duy­gu­la­rı­nın gü­dü­mün­de­ki cahil kitle ote­lin ka­pı­la­rı­na yö­ne­li­yor. Per­de­ler yan­ma­ğa baş­la­yın­ca oteli yoğun bir duman kap­lı­yor. İnsan­lar dı­şa­rı çı­ka­ma­dık­la­rın­dan bo­ğu­la­rak can ve­ri­yor­lar. Otel’in bi­ti­şi­ğin­de­ki bi­na­da BBP il Baş­kan­lı­ğı var. Parti yö­ne­ti­ci­le­ri Genel Baş­kan Muh­sin Ya­zı­cı­oğ­lu’nun te­le­fon ta­li­ma­tı üze­ri­ne çok sa­yı­da in­sa­nı bal­kon­dan kendi da­ire­le­ri­ne ala­rak ha­yat­ta kal­ma­la­rı­nı sağ­lı­yor­lar.
Ola­yın ele­ba­şı­la­rı be­lir­le­ne­rek gö­zal­tı­na alın­dı­lar. Çok sa­yı­da idam ta­le­biy­le açı­lan dava yıl­lar­ca sürdü. 2001 yı­lın­da idam ce­za­sı kal­dı­rıl­dı­ğın­dan al­dık­la­rı ce­za­lar ağır­laş­tı­rıl­mış mü­eb­bet hapse dö­nüş­tü­rül­dü. Fakat fa­ci­anın esas so­rum­lu­su vali ve em­ni­yet mü­dü­rü yar­gı­lan­ma­dı­lar. Mer­ke­ze alın­mak­la ye­ti­nil­di.
Baş­bağ­lar’da vah­şi­ce kat­le­di­len fu­ka­ra Türk­men köy­lü­le­ri­nin kan­la­rı yerde kaldı. Olay yeri in­ce­le­me­si bile ya­pıl­ma­dı. Ale­la­ce­le Er­zin­can DGM‘de dava açıl­dı. Gö­zal­tı­na alın­mış olan yirmi kadar şüp­he­li ilk du­ruş­ma­da tu­tuk­suz yar­gı­lan­mak (!!) üzere bı­ra­kıl­dı­lar. Bit­ta­bi bir daha iz­le­ri­ne rast­lan­ma­dı. Dava ne hik­met­se İzmir’e nak­le­dil­di.
Hâkim, mü­da­hil olmak is­te­yen köy­lü­le­re du­ruş­ma sı­ra­sın­da çok kaba dav­ran­dı, din­le­mek bile is­te­me­di. Ya­kın­la­rı­nı, ak­ra­ba­la­rı­nı kay­be­den köy­lü­ler ka­der­le­ri­ne terk edil­miş­ler­di. Dava dos­ya­sı bir süre sonra rafa kal­dı­rıl­dı
Ola­yın ar­dın­dan dö­ne­min Hü­kü­met yet­ki­li­le­rin­den hiç kimse zah­met edip Baş­bağ­lar’a gel­me­di. Daha sonra rah­met­li Ece­vit kat­li­amın yıl­dö­nü­mün­de köye gelip tö­re­ne ka­tıl­dı.
Baş­bağ­lar‘da şe­hit­le­rin isim­le­ri­nin ya­zı­lı ol­du­ğu bir anıt var. Her yıl anı­tın önün­de il­çe­den gelen ze­va­tın ve ha­tır­şi­nas hem­şe­ri­le­rin ka­tı­lı­mıy­la mü­te­va­zı bir tören ya­pı­lır, Kur’an ti­la­ve­ti ve du­alar­la ha­tı­ra­la­rı yâd edi­lir.